Atasözleri / Atalar Sözü / Sab-Sav / Takmak / Xohono / Ülgercomok / Söpsek / Makal / Nakıl / Comok / Mesel / Darb-ı mesel

Haziran 18, 2009

Kızılderili atasözleri

Kategori: Amerika Yerlileri — okuz @ 1:14 pm

 Ağlamaktan korkma!  Zihindeki ıstırap veren düşünceler gözyaşı ile temizlenir.

Allah’ ın kelimeleri meşe yaprağı gibi sararıp düşmez: çam yaprağı gibi ilelebet yeşil kalır.

Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme, takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü, böylece ikimiz eşit oluruz. (Ute Kabilesi)

Aşkı tanıdığında, Yaratıcı’yı da tanırsın. (Fox Kabilesi)

Avlayacaksan en zayıf geyiği avla, çünkü sağlam olanlar yeni neslin devamını sağlayacaktır.

Barış ve mutluluk her anda mevcuttur.

Barış ve mutluluk her adımdadır.

Ruhun meseleleri için siyasi çözümler yoktur.

Bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce daima kendi makoseninin içine bak (Sauk Kabilesi)

Bir düşman çok, yüz dost azdır. (Hopi Kabilesi)

Bir kere “Al şunu” demek, iki kere “Ben vereceğim” demekten iyidir. (Kabilesi bilinmiyor)

Biz ağaçlara zarar vermek istemeyiz. Ne zaman onları kesmemiz gerekse, önce onlara tütün ikram ederiz. Odunu asla ziyan etmeyiz, lazım olduğu kadar keser, kestiğimizin hepsini kullanırız. Eğer onların hislerini düşünmez ve kesmeden önce tütün ikram etmezsek, ormanın diğer bütün ağaçları gözyaşı dökecektir, bu da bizim kalbimizi yaralar.

Bütün Kızılderililer her yerde durmadan dans etmelidir.

 Önümüzdeki ilkyaz Yüce Ruh gelecek. Bütün av hayvanlarını geri getirecek. Avdan geçilmeyecek bu topraklarda. Bütün ölü Kızılderililer geri gelecek ve yeniden yaşayacaklar. (Wovoka)

Doğum yapan herşey dişidir. Kadınların ezelden beri bildiği kainatin dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere degişmeye baslamış olacaktır. (Mohawk Kabilesi)

Dünyadaki her şeyin bir sebebi vardır. Her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür. Ve her insan bir görevle yaratılmıştır.

Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! Eğer onu yenersem utanç duymayayım. (Apache Kabilesi)

Eğer herkes bir başkası için bir şey yaparsa dünyada ihtiyaç içinde kimse kalmaz. Sadece bir kişiye yardım et! Şimdiki usul bu değil ama inanıyorum, insanlar bu yolu öğrenecekler.

Eğer sorsanız: ‘Sessizlik nedir?’ Cevap veririz: O Büyük Ruh’ un sesidir. Yine sorsanız: ‘Sessizliğin meyveleri nelerdir?’ Cevap veririz: Kendi kendini kontrol, gerçek cesaret demek olan metanet, sabır, vakar ve saygı.’

Fakir olmak, ******** olmaktan daha küçük bir meseledir.

Gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz.

Gözün ile değil, yüreğin ile hüküm ver.

Günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti değil. Halbuki bilgi mazidir, hikmet ise istikbal (Lumbee Kabilesi)

Hayvanlar olmadan insanlar nedir ki? Eğer bütün hayvanlar kaybolup giderse insanoğlu büyük bir ruh yalnızlığı içinde ölecektir. Hayvanlara ne olduysa insanlara da aynısı olur. Her şey birbirine bağlıdır. Yerkürenin başına gelen, yerkürenin çocuklarının da başına gelecektir. Her şey halkadır. Her birimiz kendi hareketlerimizden sorumluyuz. Hepsi döner dolaşır, bize geri gelir.

Herbirimizin farklı bir rüya gördüğünü hatırlatmakta fayda var.

İhanet arkadaşlık zincirini karartır, fakat vefa onu her zamankinden parlak yapar.

İlkbaharda usul usul yürü; toprak ona hamiledir…

İnsan tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır.

İnsanın gözleri öyle kelimelerle konuşur ki dil onları telaffuz edemez.

Kehanet, muhtemel bir olayı kesin bir bakış ile görmekten başka şey değildir.

Hava ya bulutlu olacaktır, ya da güneş açacaktır. (Cherokee Kabilesi)

Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü! (Cheyenne Kabilesi)

 Nimette külfette ‘Büyük Ruh’ un elindedir. Bazen onun külfeti bizi nimetinden daha fazla akıllandırır.

Ölüler güç ve bilgilerini beraberinde götürmez, yaşayanlara ilave eder. (Hopi Kabilesi)

Senin vicdanın senden başkasını temsil edemez.

Sevgi ile yorulmadan ilerleriz.

Sevgi ile, sadece onunla başkaları için fedakarlık yapabiliriz.

Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak.

Su gibi olmalıyız. Her şeyden aşağıda, ama kayadan bile kuvvetli. (Siyu Kabilesi)

Şeytan hakkında konuşmayın.Gençlerin kalbinde merak uyandırır. (Siyu Kabilesi)

Unutmayın çocuklarınız sizin değildir. Onu Yaratıcı’dan ödünç aldınız. (Mohawk Kabilesi)

Üç barış vardır: Birinci barış, en önemli barıştır. İnsan ruhundadır o. İnsan, kainatla ve kainatın bütün güçleri ile olan ilişkisini, beraberliğini farkettiğinde, kainatın merkezinde Büyük Ruh’un durduğunu ve bu merkezin her yerde, her birimizin içinde olduğunu farkettiğinde birinci barış sağlanmıştır. Bu gerçek barıştır, diğerleri sadece bunun akisleridir. İkinci barış iki fert arasında olan barıştır. Üçüncü barış ise iki millet arasında yapılır. Fakat hepsinden önce, anlamalısınız ki ‘gerçek barış’ dediğim birinci barış, insanın ruhundaki barış yoksa ne fertler ne de milletler arasında barış olabilir.

Yağmur iyilerin üzerine de yağar, kötülerin de..

Yanlışı gören ve önlemek için eli uzatmayan yanlışı yapan kadar suçludur.

Yapmamız gereken: her şeyi eski sadeliğine döndürmektir, böylece bozulan düzenimiz yeniden kurulacaktır.

Yaşlılık ölüm kadar şerefli değildir. Yine de çok kimse onu ister.

Yeryüzüne iyi muamele et! O babanızın malı değil, onu çocuklarınızdan ödünç aldınız.

Haziran 12, 2009

Gadasın Aldığım

Kategori: Deyimler — okuz @ 12:08 pm

Anadolu’da özellikle Orta Anadolu’da ve Kayseri’de bu sözün anlamı çok büyüktür. Bu sözü duyan bir insan sadece bir söz duymuş olmaz; aynı zamanda anasının, büyükannesinin, atalarının sesindeki sıcaklığı da duyar. Bu söz diğer sözlere bu cihetle benzemez. Kendi kanınızdan, kendi canınızdan, kendi soyunuzdan bir insanın şefkatini, merhametini de yakalarsınız bu sözde. Hele gurbette böyle bir söz duysanız, buram buram memleket tüter ruhunuzda. Hasretinizden yüreğiniz efil efil eser. Çünkü bu ses ananızın sesidir, kardeşinizin sesidir, komşunuzun, eşiniz dostunuzun sesidir.

“Kada” veya “gada” Türkçenin eski kelimelerinden biridir. Manası “günah, musibet, dert, bela, felaket” demektir. Yani, bizi canı gönülden insanlar, bize gelecek felaketleri dertleri kendi üzerlerine almayı dilemekteler bu sözle. Bu kadar içten ve bu kadar doğal bir sözdür bu. Doğuda “gadan alam” derler. Bizde ise “gadasın(ı) aldığım” derler.

AZERBAYCAN’DA DA KULLANILIYOR

Kayseri Barosu avukatlarından İ.Necdet Çetinok, 1991 yılında Azerbaycan’ı da içine alan TDAV’ın bir gezisine katılmış. Azerbaycan’da Şamahı Cami imamından bu sözü duyunca birkaç kez bu sözü imam efendiye tekrarlatmışlar. Necdet Bey, Kazakistan’da “bıldır” kelimesini duyup heyecanlandığı gibi, kendi ifadesiyle “Kayserilerin alamet-i farikası” gadasını aldığım sözünü duyunca da aynı heyecana kapılıyor. Bu heyecanını Azerbaycanlı dostlarına taşıdığında ise Azeri Türklerinden Aydın Bey, Azerbaycan’lı şair Necef’in bir şiirini okuyor:

GADASIN ALDIĞIM

Seherin esen yelleri

Esme gadasın aldığım

El menimdir etek senin

Kesme gadasın aldığım

 

Seherin esen yelleri

Yana dağıtıp telleri

Destinde deste gülleri

Mesme gadasın aldığım

 

Üst yanımız dağlar gardı

Alt yanımız bağlar bardı

Necef’in de erki vardı

Küsme gadasın aldığım

 

Mesme: masume, Necef’in sevgilisinin adı

Bar: Mahsul, ürün Erk: güven, itibat

 

S.Burhanettin Akbaş

 

Kemal Sunal’ın Kapıcılar Kralı filmi vardır. Daha dün tekrar oynattılar televizyonda.
Burada Kemal Sunal bir türkü söyler. Türküde “ergen kızlar alsın benim gadamı”
dediği bir kısım vardır.

Ben bunu “gözünün yagini yiyeyim” ile benzer anlamda diye duymustum..

“Gadanalım” ve “Gadasınıalım” Azerbaycanda çok sık sık kullanılan kelimeler. Bu arada kullananlar çok şirin(şeker) dilli insanlar oluyor .

“GIZ BEN SENİN GADALARINI ALIRIM” ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ DUYDUĞUM BİR SÖZ.BENDE HEP DERDİM ACEBA NEDİR DİYE DEMEKKİ BENİ ÇOK SEVEN BÜYÜKLERİM BENİM BÜTÜN GÜNAHLARIMI, OLUMSUZLUKLARIMI ÜZERLERİNE ALIYORLAR.NE GÜZEL BİR İFADE VE SEVGİ GÖSTERGESİ.İNSANLARIN HAYATTA HEP YANLARINDA GADASINI SEVE SEVE ALACAK İNSANLARIN BOL OLMASI DİLEĞİYLE.DİLİMİZE VE ÖZÜMÜZE SAHİP ÇIKALIM VE BÖYLE YAYINLARLA CANLI TUTALIM.

Bizimkiler ünlem gibi de kullanıyorlar.
Bir yaşlı teyze mesela olumlu bir cevap veriyor:
-He gadasını diyor.
He, evet demek ama sonuna da “gadasını” sözünü getirince o kişiyi sevdiğini, ona değer verdiğini söylemiş oluyor.

Bir Antepli olarak Gadasını alım lafını çok kullanırız , Hele birde tam yerilisi oldu mu Antep’in siz dinleyin derim misal ben . Yazılışıyla söylenişi çok farklı .Benim bildigime göre bu Söz Elazigdada kullaniliyor. Hep Duymusumdur Elazigda . Eski arkadaslarimi gördügüm zaman hep ( Gadan olam ) derlerdi.  Vallahi bu Söz cok Hosuma gidiyor.

Kaynak: http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=20801

Mart 2, 2009

KAYSERİ FOLKLORUNDA EVCİL HAYVANLARLA İLGİLİ ATASÖZLERİ

Kategori: Türkiye, Umumi tasnif — okuz @ 10:35 am

http://ercivet.erciyes.edu.tr/arsiv/2006-2/8-kayseri-folklorunda-evcil-hayvanlarla.pdf

Şubat 9, 2009

HALK BAHÇESİNDE DİLLENMEK

Kategori: Uncategorized — okuz @ 8:48 am


Deyimler, karşı karşıya olduğumuz bir durumu özetleme çabasının ürünüdür. Deyim kullanmaktaki ereğimizi (murat) ise, “Lafını balla kesmek” deyimiyle özetleyebiliriz. Ama her deyim, aynı zamanda bir bencilliğin yapışkanlığını da dillendirir. O halde her yazarın, her ozanın “Lafını bil de söyle, ağzını sil de söyle.” uyarısını hiç göz ardı etmemesi gerekir. O halde deyimle atasözünü çoğu kez kol kola görmek de olası. Hatta zaman zaman biri diğerinin yerine de kullanılabilir. Ayağını yorganına göre uzatmayı geç de olsa öğrendin, dersem karşıma çıkan deyimdir. Bak evlat, ayağını yorganına göre uzat dersem atasözüdür.

Deyimleri algılamak, anlam derinliğine inmek sanıldığı kadar zor değil. Her şeyden öne kalıplaşmış bir ifade. O tek anlamı doğru saptayabilmek için kendimizi bir oyunu izlemekte olan bir tiyatrosever gibi düşünelim. Sözgelimi öğrencilerimiz “etekleri zil çalmak” ile “etekleri tutuşmak”ı birbirleriyle hep karıştırırlar. Sahnede iki kız, birinci eteklerini zil ritmiyle sağa sola oynatıyor, öbürünün etekleri alev alıp tutuşmuş, yanmakta. Birincinin oynamakta olduğunu, sevinmekte olduğunu görüyorsunuz; öbürünün iyice telaşlandığını, korktuğunu. Deyimler, yargı belirtmeyip bir durumu saptadığına göre birinci deyim sevinmenin, mutlu olmanın; öbürü de kaygının, korkunun somutlaması. Bir de her toplum kendi doğal ve yaşamsal koşullarına göre deyimleri biçimlendirmektedir. Türkçe’de “gökten kasnak yağsa bir başıma geçmez” vardır, Almanca’da “gökten kedi, köpek yağmak” vardır ve ikisi de şanslı olmakla ilgilidir.

Deyimler yaşamın aynasıdır. Mutlu bir geçmişi olmayan toplumların deyimleri de daha çok olumsuz somutlamalar olarak karşımıza çıkar. Göçlerle biçimlenen bir yaşam, nereyi yurt edineceğini bilememe kaygısı, savaşlar, işgaller ve kıyımlar doğal olarak deyimlerimizi çoklukla olumsuz somutlamalar olarak karşımıza çıkarmaktadır: Adı batasıca, inceldiği yerden kopsun, yürek erintisi… Aşağıdaki deyimlerin yanına bir artı, bir eksi koyup geçin, bakalım ne göreceksiniz. Tepeden tırnağa karamsarlık, acı, olumsuzluk… Diğer toplumlarla ilişkilerimizi belirlerken de deyimler, yine gerçeğin somutlaması olarak karşımıza çıkar: Yunan dölü, Senin yaptığını Ermeni yapmaz, *** inadı, *** azabı çektirme, *** parasıyla beş para etmemek… Bu durum diğer toplumlarda da böyle. Sözgelimi İtalyanca’daki şu üç beş deyime bakalım: “Türk gibi küfretmek, Türk gibi konuşmak, Türk gibi sigara içmek, anneciğim Türkler geliyor (mamma i Turchi)…” Ama Norveçli için Türkiye uzak bir ülke. Arada hiçbir çıkar çatışması, dalaşma yok. O halde onların dilindeki o göğüs kabartıcı “Mustafa Kemal gibi düşünmek” deyimine de şaşırmamak gerekir. Doğal olarak bunda yaşama hep olumlu bakan Mustafa Kemal’in olağanüstü kişiliğinin etkisini de unutmamak gerekir.

Bu yazım “halk Bahçesi” başlıklı başka bir yazımın devamı. Anamın dilinden “anadil”ime başka bir yolculuk: Deyimler derlemesi. “Anadil” kavramı hep ilgimi çekmiştir; bana hem anamızdan öğrendiğimiz dili, hem dilin o doğurgan özelliğini düşündürmektedir. Bir yazar, bir ozanın da görevini bu bağlamda ele alıp gereğini yerine getirmekle sorumludur.. Böyle düşündüğüm için, çok eski bir şiirimde şu dizelere vermiştim: “Ozanım ben küstüremem sözcükleri / Ben hem bulut hem toprağım / Utanır mıyım hiç sizler için yüklenmeyi / Çünkü ben sözcükleri doğurtup / şiiri doğuranım / ki / katmer katmer çiçekçe / açım / a ç ı m” (OZAN,Türk Dili Dergisi, 16. Sayı )

Dil, deyimler üretmeye devam ediyor. Bugün de deyimler üretiliyor. Dileğim, kalıp söz olabilecek ifadeler kullanırken, somutlamalarımızın olumlu olmasına özen göstermek gerekir. Kamuoyunda etkili sanatçının, siyasetçinin ve kitle iletişimcinin görevi artık biraz da budur. Demokrasi kültürünün oluşmasına bir katkı da bu yolla olacaktır inancındayım.

Adı batasıca: Ölmesini, adının unutulup gitmesini istemek, ilenç.
Şu adı batasıca çıplaklığa ne şiir yazılır, ne de ağıt yakılır; o adı batasıcayla, olsa olsa sevdanın ve şiirin namusu beş paralık edilir.
Ağzının kaytanı olmamak: Sözü düşünmeden kullanmak.
Ağzının kaytanı olmayan o ozanlardır yerginin (hiciv) öncüleri; yergiyi şiir yapansa kaytanın rengi ve o kaytanın büzdürdüğü dudağın biçimidir.
Akçakavak yaprağı gibi: Bir parlayıp bir sönmek, bir böyle bir şöyle davranmak.
Ne kinaye ne tevriye akçakavak yaprağına benzer; çünkü her ikisi de her zaman hem böyle hem şöyledir.
Başında kışlamak: Hiç istenmeyen bir durumla karşılaşmak, o durumu yaşamak zorunda kalmak.
Başımda kışlayacaklarını bilseydim, sapla samanı birbirine karıştıran bu okurlara, ozan olduğumdan hiç söz etmezdim.
Cayrak Çalı: Birden öfkelenen, öfkesini bağırıp çağırarak dışa vuran.
Övgüye alışan o şairlerdir, ilk eleştiri de çayrak çalı etrafı tutuşturuverenler
Ciğerinin sapından yanasıca: Onulmaz derde düşmesi için ilenmek.
Ciğerinin sapından yanmış o arabesk şiirlerde aşkı arama; çünkü A. Behramoğlu’nun
dediği gibi “Aşk iki kişiliktir”.
Çayın taşıyla çayın kuşunu vurmak: Sonuca, kendi koşullarındaki olanaklardan yararlanarak gitmek.
Şiir kapısından ancak konuya uygun sözcüklerle girebilirsin; o halde çayın taşıyla çayın kuşunu vurma yolunu seçeceksin.
Çifte koşmak: Öküzü çift için boyunduruğa bağlamak.
Şiir boyunduruğu sevmese de şiir sözcükleri çifte koşarak yazılır; uyumu olmayan sözcükler ise asla çifte koşulmaz.
Dal başına: Yalnız, kimsesiz.
Tek şiirle ödül kazanmak ne kötü, “Otuz beş Yaş” ödül alınca Tarancı’nın nice güzel şiiri koca dünyada dal başına kalakalmıştı..
De gidi de: Çokluğu, aşırılığı abartmada kullanılan belirteç.
De gidi de, bu şiirlerin hepsini Dağlarca mı yazmış.
Deli bozuk: Kabadayıca davranıp aklına geleni yapan.
O deli bozuk dizelerdir bir ozanı yola getiren.
Deli tepek konuşmak: Tutarsız laf etmek.
Bu dünyada deli tepek konuşan bir kişi tanırım; o da ustalığa gideceğine ustalık ayağıma gelsin diyen ozandır.
Dilli düdük: Çok konuşan, işittiğini herkese duyuran.
Ozanların, dilli düdüklüğe özenmelerine, dilli düdük olmalarına hiç de gerek yoktur; unutmamak gerekir ki İbni Abdul (XI. Yy) en güzel kasidelerini dili kesildikten sonra yazmıştır.
Dokuz memelilerin Emirayşe: Köpek; erkek düşkünü kadın.
Şiiri dokuz memelilerin Emirayşe emzirmeseydi, erotizm dünyaya gelir miydi?
Düdüğü taş atmak: Bir şeyi yemek için iyice sabırsızlanmak.
Düdüğü taş atan sözcük açı ozanlar dize üstüne dize eklerler de yine de doymak bilmezler.
Ekmeği yanından zeytin silkmek: Yaptığı işten hiçbir kazanç elde edememek, hep kendinden tüketmek.
Ozanlık, dünden bugüne amatörce bir uğraştır; demek ki ekmeği yanından zeytin silkmeyi göze alamayanların ozanlığa soyunmamaları gerekir.
Ekmek yerken kedinin gözünü bağlamak: Cimrilikte sınır tanımamak.
Ekmek yerken kedinin gözünü bağlayan, şiir sofralarında başka ozanlara yer açmayan ozanlar, “şairi azam” olarak anılsalar bile ozan olarak geleceğe kalamazlar.
Elin kızı: Gelin, karı.
Elindeki gülü, elin kızına kaptırmadan kim ozan olabilmiş ki?
Elin oğlu: Damat, koca.
Elin oğlu, şiir dururken ozanı baş tacı edecek değil ya!
Evinsiz konuşmak: Yersiz, boş laf etmek.
Onca benzetmedir evinsiz konuşan her ozanı bir güzel benzeten..
Geçmişi kınalı: Kişinin geçmişine yönelik sevecen bir sövgü; geçmişte hafif bir yaşamı olan sevimli, cana yakın kişi.
O geçmişi kınalı şiirler, bugün, tesettür mağazalarının köçekliğe tövbeli o işbilir tezgahtarlarıdır.
Gök görmedik: Görgüsüz.
Gök görmediklik yapıp da bir günden bir güne ne şiirini ne kendini övmeye kalk; a
Rıza’nın kendine filozof demesine bugün de hâlâ gülünmüyor mu?
Götünde gözü olmak: Gizli saklı her şeyi görmek.
Ahmet Haşim, götünde gözü olan okura çatmamış olacak ki, kapalı şiirden söz edebilmektedir.
Götünden solumak:İyice güçsüz ve yorgun ya da ölmek üzere olmak.
Götünden soluyan şairleri ele veren, son sözü bulamamış, sonu iyice zayıf şiirlerdir.
Götünün kurtları dinlenmek: Yapacağı kötülüğü yapıp rahatlamak.
Götünün kurtlarını dinlendirmek için şiir yazılmaz, çünkü şiir kazasında yaşama dönüş yoktur.
Gözünü belertmek: Gözlerini irileştirip öfkeli öfkeli bakmak.
Lirik şiire, öbür şiirler hep gözlerini belerterek bakmışlardır; çekemezlik.
Gıllın gıccık: İyice sıradan, işe yaramaz olan.
Gıllın gıccık şiirleri, kitaplarda değil, şiir sitelerinde ara.
Gidinin deyyusu: Kişilik ve karakteri iyice zayıf, ahlaksız
“Gidi”nin ilk anlamının pezevenk olduğunu bilen bir ozan, başkaları kendisine “gidinin deyyusu” dese bile üstüne alınmaz; çünkü bir ozanın biricik işinin sözcüklere pezevenklik yapmak olduğunu bilir.
Gününü görmek: Belasını bulmak, kötü duruma düşmek.
Hemen beğenilme tutkusudur (tamahkârlık), bir şaire gününü gösteren.
Hadi ordan: Hafifseme ve öfkeyi birlikte içeren inanmama, akılcı bulmama ifadesi.
Hep “Hadi ordan!” denilen o şiirler değil midir bir edebi akımın önünü açan; o açılmış öne bakanların dudağını uçuklatan?
Hırsız kedi enseli: Besili, paralı, ama duygu yoksulu.
Ne zaman hırsız kedi enseliler, yayın dünyasını ele geçirdiler, o günden beri, şiir şiirliğini unuttu, ozan ozanlığını…
Hora geçmek: İşe yaramak, haz vermek.
Hora geçmeyen şiiri, ver şarkı sözü yapsınlar.
Horsasını almak: Kızgınlığını, öfkesini almak; o konuda bir isteği kalmamak.
Birilerinden horsasını almak isteyenlerin yapabildikleri en saygın iş, kuşkusuz şiir eleştirmenliği..
İnceldiği yerden kopsun: Ne olacaksa olsun deyip her şeye baştan razı olma.
Bir ozan yer geldiğinde inceldiği yerden kopsun demeyi bilmeli ve sözcüklerin yasak ilişkisine asla karışmamalıdır.
Kaba ağaç gölgesi: Dallı budaklı fazla yayılmış ağacın gölgesi.
Okura kaba ağaç gölgesi olabilecek bir şiire, on kitaptan birinde ya rastlanır ya rastlanmaz.
Kaç kıymadan: “Sakın ha, aman yapma” anlamlarını da içeren şaşırma ifadesi.
Kaç kıymadan, eğitimin gece bekçileri, “Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var” demeyi de mi yasaklamışlar!
Kahpe herif :Küçümsemenin etkisini azaltmak için kullanılan, küfür niyeti taşımayan, söze içtenlik, sevimlilik katan bir seslenme.
Kahpe herif, şiir pazarında narh ödemeden şöyle ya da böyle bir yer kapan kaç kişi var ki; bir sen, birde o Büyük İskender özentisi…
Kahyası, köpeği olmak: Her konuda kendini ilgili görmek.
Her şiire ve şiir üzerine yazılana her şeye karışan şiir dünyasının bu kahyası, köpekleri olmasa ozanlarımız kendi kişiliği yaratmakta hiç de zorlanmayacak.
Kanara köpeği: Her yere sokulan, her şeyden yararlanmaya çalışan; arsız, yüzsüz.
Kanara köpeği gibi ayak altında dolanıp her şeyi hazır bekleme; sözcüğünü suskunluğunda kendin üret.
Karı ağızlı: Hanımının sözünden hiç çıkmayan, dedikoduyu çok seven.
Şiir, biraz da karı ağızlı olduğu içindir ki, bütün şiir seçkileri baştan sona erkek ozanlarla doludur!
Karnının şişini aldırmak: Öfkesini gidermek, öcücü almak.
Karnının şişini aldırmak amacıyla yazılan her şiir, zaman içinde yel olup gider.
Kekreyi kestirmek: Yapmak istediği şeyi sonuna kadar yapmak, beklentisi kalmamak.
Kırk defter doldurup kekreyi kestirdikten sonra bile ozan olunmaz, ancak ozanlığa başlanır.
Kırk bir heybeli: Yalanı, palavrası bol.
Kırk bir heybeli ozanlardır okuru şiirden soğutan; okur ne bilsin şiirin kırk birinci heybede olduğunu.
Kıt kımır: Yeter yetmez, ucu ucuna.
Kıt kımır şiir bilgisiyle eleştirmen olunsa da ozan olunmaz.
Kuru soğuk: Ayaz.
Kuru soğuk duygulara kulak ver; ama o duygulara acıma; belki o zaman ozan olabilirsin..
Omar (Ömer) diyecek dudak domarışından belli olur: Niyetin, daha söze başlar başlamaz belli oluşu.
Ben bir ozanın bir, bilemediniz iki şiirini okurum, beğenmediysen diğer şiirlerini okumam; eh Omar diyecek dudak da domarışından belli olur.
Ot tohumundan biter: Kişi, atasının, soyunun özelliklerini taşır.
Hep Ece Ayhan okumasaydın, eceyi gecede aramasaydın, bilinçaltın bilincine böyle burun kıvırmazdı; eee, ne de olsa ot tohumundan biter.
Sevincik delisi olmak: Çok sevinen, çok sevindiği için de nasıl davranacağını bilmeyen.
Şiir, okuru sevincik delisi yapabildiği gün, kendi kurtuluşunu da ilan edecektir.
Sevisi akmak: Sevmek, aşık olmak.
Sözcüğe sevisi akan ozanlardır okurların sevgilileri.
Sıçanın sidiği denize katıktır: Küçücük şey de yerine göre bir katkıdır, kazanımdır.
Sıçanın sidiği denize katıktır, esininki şiire.
Soğan diktim soyuna çekti, soydum diktim soyuna çekti, soyundum diktim soyuna çekti: Soydan getirilen özelliklerin değişmediği, değiştirilemediği.
Mayasında özgünlük mayası bulunmayanların sıradanlığını da önce şiir özetler: Soğan diktim soyuna çekti, soydum diktim soyuna çekti, soyundum diktim soyuna çekti
Sulu ağız: Geveze, sır saklamayı bilmeyen.
Sulu ağız ozanlardır, şiirin gizini, daha başlıkta söyleyiverenler.
Sütlü keçinin kır oğlağı: Kayrılan, ayrıcalıklı bir konumda bulunan.
Dönüp bakın, bütün dergi yöneticileri, zamanında çok dileyip istemelerine karşın, bir türlü sütlü keçinin kır oğlağı olmayı beceremeyen ozanlardır.
Tahta yaran: Damdan düşer gibi yersiz ve yakışıksız konuşan kişi.
Şiir, tahta yaranların işi değildir, sevgili de şairi “haddeden geçmiş nezaket” olarak görmek ister.
Ters tokadı yapıştırmak: Beklemediği bir sırada elin tersiyle şiddetlice vurmak.
Böyle aynı şiiri yazmaya devam edersen, şimdi okurun ters tokadını yiyeceksin.
Uçkuru gevşek: Her an cinsel ilişki kurmaya istekli.
Ozanın uçkuru gevşek midir,onu bilmem; ama uçkura nakış işlemeyi düşünen kişidir ozan.
Yakanın kırlısı: Kaba saba, taşralı.
İyi ozan olmak için, öteden beri yakanın kırlısı olmamak, İstanbullu olmak gerektiği söylenir; ama nedense Fuzûli’nin de Haşim’in de Külebi’nin de yakanın kırlısı olduğu unutuluverir.
Yalamacı bitti de bulamacı mı kaldı: Her şeyi kendi çıkarı için tüketmesine karşın, hâlâ bir beklenti içinde olmak.
Yalamacı bitti de bulamacı mı kaldı dedirtenlerden olma; bütün ödülleri topladığına göre, bırak da özendirme ödülünü bir başkası almış olsun.
Yangın Ayşe: Gördüğü erkeğe iç geçiren.
Şiirin “Yangın Ayşe”şi o okurlar değil mi İbrahim Sadri’leri TV yıldızı yapan?
Yel esmeyince yaprak çıldırdamaz: Kötü haberin duyulmasının mutlaka bir nedeninin olduğunun düşünülmesi.
Yel esmeyince yaprak çıldırdamadığına göre, F.Edgü’nün: “Eleştirmen, golünü ya ofsayt ya da penaltıdan atar.”sözüne ben de inanıyorum.
Yüküm hıyar diyenin ardından bir avuç tuzla koşmak: Yüz veren herkesten bir çıkar ummak.
Yüküm hıyar diyenin ardından bir avuç tuzla koşmakla, benzek (nazire) peşinde koşmak arasında bir fark göremiyorum..
Yüreği burmak (yüreği ağrımak): Karnı ağrımak.
Sık sık yüreği buran o ozanlar değil midir genel tuvaletlerin “Tosun”ları?
Yürek erintisi: İç sıkıntısı, kaygılı bekleyiş.
Şiirle değil, okurla ilgili bir yürek erintin varsa, yazdıklarını, bekletmeden bir bardak suyla şifa niyetine hemen iç.

Tahsin Şimşek

Ocak 7, 2009

TÜRK DÜNYASINDA ATASÖZLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI ÜZERİNE BİR DENEME

Kategori: Umumi tasnif — okuz @ 3:53 pm

                                                                                                        Hasan ÜLKER

          Bilindiği gibi atasözleri, bir konu hakkında birçok cümle ile ifade edilecek duygu ve düşünceleri birkaç kelime ile ortaya koyan özel ifadelerdir. Asırların süzgecinden süzülüp gelen ve günümüzde en güzel şeklini alan bu sözler bazen kitaplar dolusu açıklamaların yerini alıverir. Bu davranış biçimi bütün toplumlarda kendilerine has bir tarzda ortaya çıkar ve millet diyebileceğimiz toplumlarda zamanın da etkisiyle bazıları kaybolur, bazıları da değişikliklere uğrar.Bazıları ise hiç değişmeden yüzyıllar boyu yeni nesillere aktarılmak suretiyle yaşar
           Bu atasözlerinde o topluma ait pek çok ipucu vardır. Dikkatli bir inceleme ile atasözleri sayesinde o toplum ile ilgili pek çok bilgiye ulaşmamız mümkündür. Genel bir ifade ile  “bir milletin yaşama biçimi,hayat tarzı” nı bulabiliriz.
            Karaçay Türkleri atasözlerindeki ifadelerin Türkiye Türklerindeki benzerliğini incelediğimizde her iki Türk boyunda da “bir milletin yaşama biçimi,hayat tarzı” nı bulduk. Sayın Prof. Dr. Saim Sakaoğlu’nun yönlendirmesi ile diğer Türk boylarındaki ifade biçimlerine göz attığımızda pek çok atasözünün aynı biçimde kullanıldığını gördük.
            Sakaoğlu, Anadolu’daki atasözlerini
A-      Bütünüyle benzer olanlar
B-      Bazı yönleriyle benzer olanlar
C-      Bütünüyle farklı olanlar            olmak üzere üç grupta değerlendirmektedir1. Biz de aynı dağılımı Türk dünyasında gözledik. Bu da tabii bir durumdur. Geniş bir coğrafyaya dağılan Türk milletini oluşturan boyların atasözleri arasında dikkati çeken farkların bir çoğunun hayat şartları, bölge, zaman, ayrı iklim ve başka milletlerle olan münasebetten doğduğu muhakkaktır2. Ama bu ayırıcı faktörlere rağmen gördük ki, ta Adriyatik’den Çin Seddi’ne kadar olan geniş bir coğrafyada aynı kelimelerle, aynı manâlarla aynı atasözleri söylenmektedir.
            Sınırlı imkanlarla ulaşabildiğimiz kaynaklardaki Türk atasözlerini diğer Türk boylarındaki şekliyle karşılaştırmaya çalıştık ve yine gördük ki Türklük dünyasının damarlarında tertemiz bir kan dolaşmaktadır. Aynı olaylar karşısında aynı duygu ve düşünceler ifade edilmektedir. Türk Milleti’nin Kuzey Kafkasya’daki küçük bir topluluğu olan Nogay Türklerindeki hayat tarzı ile en kalabalık nüfusa sahip olan Türkiye’deki hayat tarzı arasında çok büyük bir fark bulunmamaktadır. Küçük farklar ise; bir Karslı ile bir Kütahyalı arasındaki fark kadardır.
            Atalarımız, ana yurtlarından ayrılıp yer yüzünün değişik bölgelerine dağılırken, kültür ürünlerini de beraberlerinde taşımışlardır. Böylece, aynı kökten beslenen bir ağacın bütün dallarında aynı meyvenin yetişmesi gibi, yeni vatanlarında hep benzer duyguları dile getirmişlerdir. Bir ağacın bir veya birkaç dalının kabul edebileceği diğer bazı benzer meyvelerin aşılanması gerçeğinde olduğu gibi, atalarımız da yadırgamıyacakları kültürlerden tesirler almış, ancak onları milli benliklerinin içinde eritmesini bilmişlerdir. Aynı kültürün küçük farklılıklarla karşımıza çıkmasını tabii karşılıyoruz. Büyük bir meyve ağacı düşünün. Daha çiçek açarken bile bütün dallarda tam bir birlik göremeyiz. Çiçekler hızla gelişerek meyveye dönüşür, toplanıp yenecek hale gelir. Bu meyveleri büyüklükleri, tatları, renkleri hasılı birçok özellikleri küçük farklılıklar gösterir. Ama hiç kimse o meyvelerin aynı ağaca ait olmadığını söyleyemez.
            Yukarıda göstermeye çalıştığımız gibi, kültür ağacımızın meyvelerinin de kökünden uzaklaştıkça bazı değişikliklere uğraması normaldir. Elbette bizim kadar geniş bir coğrafyaya yayılan bir soyun kültürü bu tür değişmelere uğrayacaktır. Ancak, başka ülkelerin topraklarında yaşasa bile onlar, aynı kökten geldiklerini unutmamışlar, o ağacın tadını, kokusunu, rengini aynı güneşin ısıttığı dünyamızda başka bir topraktan beslenerek yaşatmaya devam etmişlerdir. Nasıl ki bitkiler, yetiştikleri coğrafi bölgelere göre kendilerine has bir yayılma sahasına sahiplerse, kültürler de ilk çıktıkları yerden başlayarak yeni yeni sahalara sahip olmuşlardır. Bizim kültürümüzde yayıldığı her yere aslında pek az bir kayıpla ulaşmış ve özünü daima korumuştur. İşte bu kültür akışı, bizim milli beraberliğimizin en büyük teminatıdır. Bugün aynı atasözünü söyleyebiliyorsak, çocuklarımız aynı tekerlemeyi söyleyebiliyorsa, türküler, ninniler, ağıtlar hep aynı kalıplara dökülebiliyorsa aynı ağacın dalları olduğumuz içindir.
            Atalarımızın bize bıraktığı kültür ürünlerinden atasözleri dünyasına girip bir bakalım. Biz rastladığımız eserlerdeki benzer atasözlerimizi bir araya getirdik ve Türk Dünyası haritasını okuyucunun gözü önüne serdik. Bu denemenin bir ekip çalışması ile daha da geliştirilerek Türk dünyasındaki birlik ve beraberliğin dosta düşmana ilan edilmesi en büyük temennimizdir.   

 

Türki..  Aç tavuk düşünde kendini buğday ambarında görür.(ADS1,110)
           Aç tavuk düşünde darı görür.(TASH,73)
Azeri..  Aç toyuğ yuhusunda darı görer. (AHYÖ,149)
Karaç.  Tavuk tüşü – tarı bürtük.(NKÇ,61)
Nogay.  Tavıklın tüsine tarı ener.(i.çeneli,28)Kırım..  Aş tavuk tüşünde tarı körer.(DKTAD,21)Özbek..Aç itning çüşige söngek kirer.
Trkmn.. Aç tavuk düyşünde darı görer. (TIIM,201)
Kosov.  Aç tilçi ruyasında touk cürür. 

Türki..   Adam olacak çocuk, bokundan belli olur.(ADS1,113)
Dlt…..   Boldaçı buzagu öküz ara belgülüg. (I,528,17)
Karaç.. Adam bolluk atlamından belgili. (KNS,158)
           Bolur – boğundan belgili. (KNS,189)
Krgız..  Bolor muzoo bogunan. (KA,141)
Trkmn.  Bolcak oglan bolşundan belli. (TIIM,203)
Irak….   Yaşamayan uşağ pohunnan bellidir.(ITDA,315)
Kıbrıs.   Adam olacak çocuk bokundan bellidir.(KTADS,44)
Yugos.  Ümürsüz çoçogon bokondan bellidir. 

Türki..   Adamın adı çıkacağına canı çıksın.(ADS1,112)
Azeri..  Yaman addan ölüm yahşıdır. (HDD,103)
Karaç.  Atıng amannga çıkğandan ese canıng tamağıngdan çıksın. (NKÇ, 77)
Kırım..  Adı şıkdı tokuzga, tüşmez endigi sekizge.(DKTAD,16)
Irak…..  Adamın adı haraba çıkacağına canı çıksın. (ITDA,264)
            Insanın adı harab’a çıhınca.( ITDA,292)
Kıbrıs.. Birinin adı çıkacağına canı çıksın. (KTADS,63)
Kosov.. Insanın daha ey canı ise adi çıksın. 

Türki..   Ağaç fidan  (yaşken) iken  eğilir.(TASH,242)
Karaç.  Çıbıklıkda bügülmegen, kazıklıkda bügülmez.(KNS,,43)
Kırım..  Terek talında  iyilir (ağaç fidan iken eğilir).(DKTAD,88)
Trkmn   Ağaçı yaşlıkdan bük. (TIIM,201)
Irak….   Ağaç yaş iken eğili. (ITDA,264)
Kıbrıs.   Ağaç yaşıkan eğilir.
Yugos.  Ağaç yaş içer eğrilir. 

Türki..   Ağlamayan çocuğa meme vermezler.(ASD1,s,117,115)
Azeri..  Ağlamayan uşağa süt vermezler. (AHYÖ,149)
Karaç.  Cılamağan caşha cukka salınmaz.(NKÇ,28)
            Cılamağan caşha anası emçek salmaz.(KNS,2189)
Kazan.  Yılamagan balaga imçek birmiyler.(KzTAD,78)
Kırım..  Cılamagan balaga emşek berilmez.(DKTAD,40)
Krgız..  Iylabağan balağa emçek cok. (KA,153)
            Bala ıylabay emçek kana. (KA,138)
Trkmn.  Emgenmedik oglana emçek cok. (TIIM,205)
Irak…..  Uşağ yığlamasa ağzına emcek koymazlar.(ITDA,315)
Kosov.  Çocuk aglamadan ana ele almas. 

Türki.    Akıl yaşda, değil baştadır. (ADS1,123)
Azeri..  Ağıl yaşda deyil, başdadı. (AHYÖ,149)
            Ağıl başda olar. yaşda olmaz. (AF,235)
Karaç.. Akıl caşda, kartda da tüldü  - başdadı.(NKÇ,25)
Kumuk. Yaşda tügül, başda. (AVAS, 39)
Nogay.  Akıl yasta tuvıl, basta.(NKÇ,326)
Kırım..  Akıl caşda tuvul baştadır.(DKTAD,16)
Kırgz..  Asıl başdan, asıl taştan. (KA,47)
Özbek. Agl yaşta emas, baştadır. (TIIM,184)
Uygur   Ekil yaşta emes, başta. (i.çeneli, TK, kasım 84)
Trkmn.  Akıl yaşda bolmaz, başda bolar. (TIIM,201)
Irak……Akıl yaşta dögü, baştadı. (ITDA,265)
Kosov.  Akıl dil, baştadır. 

Türki..   Akıllı düşman akılsız dosttan hayırlıdır.(ADS1,121)
           Deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun.(ADS1,199)
Azeri..  Merdin tövlesi, namerdin otağından yahşıdı. (AF,243)
Karaç.. Aman şohung bolgandan ese, igi cavung bolsun.
            Aman şuyohung bolgandan ese, bolmaganı igidi. (MNS, 11)
Kazan.. Cüler dustan akıllı duşman yahşırak.(KzTAD,37)
Kırım..  Akıllı duşman, akılsız dostan iygidir.(DKTAD,16)
Krgız..  Akmak dostan akılduu duşman. (KA,133)
Özbek..Akılsız dostdın akıllu düşman yahşıdur.
Trkmn.. Nadan dostdan, dana düşman yagşıdır. (TIIM,208)
Irak…..  Akıllı düşman akılsız dosttan iyidir. (ITAD,265)
Kosov.. Akılli duşmandan korkma, akılsıs dosttan kork. 

Türki..   Alışmış kudurmuştan beterdir.(ADS,127)
Karaç.. Ürenngen avruv tohdamaz.
Kırım..  Tatangan kuturgandan beter.(DKTAD,86)
Irak…..  Alışmış  -öğrenmiş-  kudurmuşdan beterdi. (ITDA,265)    
Kıbrıs..  Alışmış kudurmuştan beterdir.(KTADS,37)
Yugos.. Alınmiş kudurmiştan beterdir.
            Dadanmiş kudurmiştan beterdir. 

Türki..   Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al. (ADS,134)
Azeri..  Anasına bah, gızını al-gırağına bah, bezini al. (AHYÖ,149)
Kumuk. Anasına karap kızın al, aşına karap tuzun sal. (AVAS, 29)
Nogay.. Ayagın körip asın iş, anasın körip kızın al.(NKÇ,350)
            Ayagına kara da kımızın iş, anasına kara da kızını al.(NKÇ,350)
Kazan.. Bakraçına bagıp suvın iç, anasına bagıp kızın kuç(KzTAD,30)
Trkmn.. Enesini görüp gızını al, gırasını görüp bızını al. (TIIM,205)
Irak…..  Kenarına bah bezini al, nenesine bah kızını al.(ITDA,294)
            Astarına bah üzünü al, nenesine (annesine) bah kızını al.(ITDA,266) 

Türki..   Arabanın ön tekerleği nereden geçerse, art tekerleği de oradan  geçer.(ADS1,136)
Azeri..  Su ahan arhdan bir de  ahar. (AHYÖ,153)
Karaç.. Arbanı al çarhı kirgen cerden, art çarhı da öter. (MNS, 14)
Nogay.. Aldı tegerşik kaydan köşse,songgısı da sonnan köşer.(NKÇ,309)
Kazan.. Algı küpçek kaydan tegerese artkısı da şundan tegerer. (KzTAD,25)
Kırım..  Arabanıng ald tegerşigi kayerden cürse ard tegerşigi de o yerden cürer.(DKTAD,19)
            Baş kayaka ketse ayak o yaka keter.(DKTAD,30)
Kazak.. Iyne ötken cerden cipte öter.
Kıbrıs..  Ön tekerlek nereye giderse, arka tekerlek de oraya gider. (KTADS,179)
 
           Baş nereye giderse, ayak da oraya gider. (KTADS,62) 

Türki..   Atlar tepişir, arada eşekler ezilir.(ADS1,s,147,342)
Dlt…..   Ikka bugra igeşür  otra kökegün yançılur.
Karaç.. Eki at tabanlaşsala, arada eşek ölür.(NKÇ,75)
Kırım..  Atlar tebişir arada eşek ezilir.(DKTAD,23)
Krgız..  Eki döö kağışsa, orto cerde kara çımın kırılat. (KA,150)
            (Iki deve döğüşür, arada kara sinek ezilir.)
Trkmn.. Iki at  depişer, arasında eşek öler.(TA,84) 

Türki..   Ayağını yorganına göre uzat.(ADS1,150)
Azeri..  Ayağını yorganına göre uzat. (AHYÖ,150)
Karaç.. Cuvurganınga köre ayağıngı uzat.
Nogay..Yorkanınga köre ayağındı soz.
Kazan.. Ayağıngnı tüşeginge küre  suz. (KzTAD,29)
Kırım..  Ayağın corkanınga köre uzat.(DKTAD,24)
Özbek..Karpanga garab ayağını uzat. (TIIM,192)
Trkmn.. Yorganına göre ayak uzak. (TIIM,211)
Irak…..  Yorğanıva göre ayağıv uzak. (ITDA,316)
Yugos.. Yorgana cüre ayaklarıni uzat.

Türki..   Ayıpsız dost arayan, dostsuz kalır.(ADS1,151)
Karaç.. Ayıbsız teng izlegen tengsiz kalır.
Kırım..  Kusursuz dos kıdırsang dossuz kalırsıng.(DKTAD,69)
            Kul kusursuz bolmaz.(DKTAD,68)
Irak…..  Ayıpsız dost isteyen, dostsuz kalı. (ITDA,267) 

Türki..   Azıcık aşım, kaygısız başım.(ADS1,153)
As…..   Azacuk işum, kavgasuz başım.
Azeri..  Azacığ aşım, ağrımaz başım. (AHYÖ,150)
Karaç.. Aç karnım, tınç kulağım.(NKÇ,64)
Kırım..  Az aşım avrusuz başım.(DKTAD,114)
Özbek..Aç garnım, tinç gulağım. (TIIM,182)
Trkmn.. Aç başım, dinç gulagım. (TIIM,201)
Irak…..  Azıcık aşım, ağrısız başım. (ITDA,267) 

Türki..   Bal bal demekle ağız tatlanmaz.(ADS1,158)
Karaç.. “Bal-bal!” degenlikge avuzung tatlı bolmaz.(NKÇ,66)
Kazan.. Bal bal diyü blen avız tatlılanmas. (KzTAD,30)
Kırım..  Bal bal demekmen avuz tatlılanmaz.(DKTAD,28)
Trkmn.. Bal diyenin bilen agız süycemez. (TIIM,202)
Irak…..  Bal bal demeğten ağız şirin olmaz. (ITDA,269) 

Türki..   Bal tutan parmağını yalar.(ADS1,160)
Azeri..  Bal tutan  barmağ yalar. (AHYÖ,150)
Karaç.. Bal tutgan barmagın calar.
Kazan.. Bal tutkan barmak yalar.(KzTAD,31)
Kırım..  Bal tutkan parmağın calar.(DKTAD,27)
Özbek..Bal tutgan barmağını yalaydı. (TIIM,186)
Trkmn.. Bal tutan barmagını yalar. (TIIM,203) 

Türki..   Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez.(ADS1,s,167,490)
Azeri..  Gılınc yarası sağalar, dil yarası sağalmaz.(AHYÖ,151)
            Söz yarası gılınç yarasından beterdir. (HDD,106)
Karaç.. Kama cara biter, söz cara bitmez.
            Ok caradan söz cara  amandı.
            Avuz cara bitelmez, kılıç cara bitelir.(NKÇ,26)
            Kılıç cara bitelir, avuz cara bitelmez.(NKÇ,81)
Nogay.. Til yarası tüzelmes, kılış yarası tüzeler.(NKÇ,332)
Kazan.. Kul yarası tüzelir, til yarası tüzelmes.(KzTAD,56)
Kırım..  Kol carası keşer, til carası keşmez.(DKTAD,65)
Trkmn.. Tıg yarası biter, söz yarası bitmez. (TIIM,210)
           Gılıç yarası biter, dil yarası bitmez.(TA,80)
Irak…..  Adamı kilinç öldürmez, tahne söz öldürü. (ITDA,264)
            Hançer yarası sağalı, dil yarası sağalmaz. (ITDA,288)
Kıbrıs..  Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez. (KTADS,61)
Kosov.  Biçak yarasi ceçer, süz yarasi ceçmes. 

Türki..   Bin bilsen de bir bilene danış.(ADS1,167)
Azeri..  Yüz ölç, bir biç. (AHYÖ,154)
Karaç.. Bile tursang da sora tur.(KNS,,38)
Nogay.. Eki ölşe, bir kes.(NKÇ,356)
Kazan.. Un mertebe ülçe, bir mertebe kis.(KzTAD,69)
Kırım..  Bing bilseng de gene bir bilgenge  danış.(DKTAD,33)
Irak…..  Bin düşün bir seleş.(ITDA,270)
Kıbrıs..  Dokuz ölç, bir kes. (KTADS,86) 

Türki..   Birlikden kuvvet doğar.Birlik dirliktir.(TASH,153)bkz:nerde birlik….
Azeri..  Birlik hardadı, dirlik ordadı. (AHYÖ,150)
            El bir olsa dağı yerinden terpeder. (AF,242)
Karaç.. Birlikte tirlik.
Kumuk. Birlik bolmay, tirlik bolmas. (AVAS, 16)
Nogay.. Tirlikting küşi – birlikte.(NKÇ,304)
Kazan.. Birlik tirliktir. (KzTAD,34)
Kırım..  Kayerde birlik, o yerde tirlik.(DKTAD,61)
Krgız..  Tiriliktin küçü birlikte.(KA,165)
Kıbrıs..  Birlikten dirlik olur. (KTADS,64) 

Türki..   Bu günün işini yarına bırakma.(ADS1,180)
Azeri..  Bu günün işini sabaha goyma. (AHYÖ,150)
Karaç.. Bügünngü işni tamblağa koyma.
Nogay.. Bügüngi isingdi tanglaga kaldırma.(NKÇ,350)
Kazan.. Bugüngi işni irtege kaldırgan kişining işi hiç bitmes.(KzTAD,36)
Özbek..Bugüngi işni ertaga goyma. (TIIM,188)
Trkmn.. Bu günki işi ertire goyma.(TAÖ)
Irak…..  Bugünün işini yarına koyma, belki yarın sana yar olmaz.(ITDA,271)
Kıbrıs..  Bögünün işini yarına bıragma.
Yugos.  Bu cünün işini yarına bırakma. 

Türki..   Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.(ADS1,196)
Dlt…..   Tag tagka kavuşmas, kişi kişike kavuşur.
Azeri..  Dağ dağa govuşmaz, adam adama govuşar. (AHYÖ,150)
Karaç.. Tav tavğa tübemez, adam adamğa tüber.(NKÇ,82)
Kumuk.Tav-cavğa yolukmas, adam adamğa yoluğar. (AVAS, 24)
Nogay.. Tav tavga ılaspasa da, edem edemge ilasar.
Krgız..  Eki too toşulbayt, eki el koşular. (KA,151)
Özbek..Tağ tağga gavuşmaydı, adam adama gavuşadı. (TIIM,195)
Trkmn.. Dag daga govuşmaz, adam adama govşar. (TIIM,204)
Irak…..  Dağ dağa kavuşmaz, adam adama kavuşu. (ITDA,276)
Kıbrıs..  Dağ dağa gavuşmaz, insan insana gavuşur.
Yugos.  Dağ dağle kavuşmaz, insan insanla gavvuşr. 

Türki..   Damlaya damlaya göl olur.(ADS1,196)
Dlt…..   Birin birin ming bolur, tama tama köl bolur.
Azeri..  Dama dama  göl olar.
Karaç.  Tama-tama köl bolur, cıyıla-cıyıla el bolur.(NKÇ,72)
            Köl da tama tama boladı. (KNS,138).
            Tama-tama köl bolur, ağa ağa söl bolur.(KNS, 140)
Nogay.. Köp tükirse köl bolar.(NKÇ,303)
Kazan.. Il tükürse kül bulur.(KzTAD,47)
Kazak.  Tamışdan tama berse derya bola.
Trkmn   Dama dama köl bolar, hiç dammasa çöl bolar. (TIIM,204)
            Köp damcadan köl bolar. (TIIM,208)
Irak….   Su damlaya damlaya göl olu. (ITDA,308)
            Adım adım yol olu, damla damla göl olu. (ITDA,264)
Kıbrıs.   Damla damla göl olur, düşman gözü kör olur. (KTADS,86)
            Bir, bir daha bin olur. (KTADS,61)
Yugos.  Damlaya damlaya cül olur.
            Damlaya damlaya col olur, damlacikdan sel olur.
Uygur.  Köp tükürse köp bolur. (UAD, 230)                   

Türki..   Delikli taş yerde kalmaz.(ADS1,199)
Azeri..  Delüklü taş yerde galmaz. (OGZ, 106)
Karaç.  Teşik taş cerde kalmaz. (KNS, 177)
Kumuk. Teşikli taş erde yatmas. (AVAS, 32)
Krgız..  Üttüü monçok cerde çatpayt. (KA,167)
Trkmn   Altın yerde yatmaz , yagşılık – yolda.(TA,70)
Kıbrıs.   Delikli boncuk yerde kalmaz. (KTADS,88) 

Türki..   Dost başa düşman ayağa bakar.(ADS1,210)
Azeri..  Dost başa bahar, düşmen ayağa.(HDD,102)
Karaç.  Dosung başınga karar, cavung ayağınga karar.
Nogay.. Duşpan ayakka, dos baska karar.(NKÇ,323)
Kazan.  Dus başka, duşman ayakka bağar.(KzTAD,41)
Kırım..  Dos başka, duşman ayakka karar.(DKTAD,45)
Özbek. Dost başga, düşman ayagga garaydı. (TIIM,189)
Irak….   Dost başa bahar, düşman ayağa. (ITDA,278)
Kıbrıs.   Dost başa, düşman ayağa bakar. (KTADS,83)
Yugos.  Dost başa bahar, düşman ayağa. 

Türki..  Eceli gelen köpek cami duvarına siyer.(ADS1,216)
           Eceli gelen fare, kedinin yoluna çıkar.(TASH,91)
           Eceli gelen kiçe, çobanın ekmeğini yer.(TASH,241)
Dlt….    Öldeçi sıçgan muş taşakın kaşır.
Karaç.. Çıçhannı acalı cetse, kidikni kuyruğundan kabar. (KNS, 109)
Kırım..  Eceli kelgen it camining duvarına siyer.(DKTAD,46)
            Eceli kelgen ışkan catkan mışıgıng kuyrugun tırnar.(DKTAD,46)
            Eceli kelgen eşki, şobanıng tayagına süykenir.(DKTAD,46)
Trkmn   Acalı yeten tilki, hinine bakıp üyrer. (TIIM,201)
Irak..     Geçinin ameli azarsa gider çobanın ekmeğini yer. (ITDA,284)
Kıbrıs.   Eceline susayan köpek, cami duvarına siyer.(KTADS,97)
            Koç kaşınınca çobanın topuzuna sulanır.(KTADS,140)
Kırg(Af) Eçkining ölgüsü kelse, koyçunung tayagıga  soyönör. 

Türki..   El eli yıkar, iki el de döner yüzü yıkar.(ADS1,220)
Azeri.   El eli yuvar, iki el yüzi yuvar. (OGZ, 47)
Karaç.. Kol kolnu cuvar, kol betni cuvar.(KNS, 144)
Kumuk. Kol kolnu cuvar,  bet betge bağar. (AVAS, 44)
            Kol kolnu cuvar,  eki de  betni cuvar. (AVAS, 44)
Nogay.. Kol koldı yuvar, eki kol betti yuvar.
Kazan.. Kul kulnı yuwa, iki kul bitni yuwa(KzTAD,56)
Trkmn.  El eli yuvar, iki el biğigin yüzi yuvar.(TA,77)
Kıbrıs..  El eli yıkar, el de yüzü  yıkar.(KTADS,97) 

Türki..   El için kuyu kazan, evvela kendi düşer.(ASD1,221)
Azeri..  El üçün guyu gazan, özü düşer. (AF,243)
Karaç.  Birevge uru kazğan, kesi tüşedi.(NKÇ,68)
            Birevge költürgen tayağıng kesingi başına tier.(NKÇ,27)
Kumuk. Özgege tuzak salgan – ozü tüşer tuzakğa. (AVAS, 18)
Nogay.  Kisige şunkır kazsang, özing atılarsıng.(NKÇ,352)
            Dosınga şungkır kazba, özüng tüsersing.(NKÇ,323)
Kazan.  Kişige baz kazma, uzing tüşersing(KzTAD,54)
Kazak.  Birevge deb kör kazba, özün tüşersin.
Irak…..  Başkası için kuyu kazan özü düşer. (ITDA,269)
            Kuyunu kazan içine düşer.(ITDA,297)
Kıbrıs.   El kuyusu kazan, içine kendi düşer.(KTADS,101) 

Türki..   Erken  kalkan (çıkan) yol alır, er  evlenen döl alır.(ASD1,227)
            Sabahtan karnını  doyuran, küçükten evlenen aldanmamış. (ASD1,1724)
Dlt…..   Tünle yorıp kündüz sevnür, kiçigde evlenip ulgadha sevnür.
Karaç.  Ertde turğannı erkek atı tay tabar.(NKÇ,84)
            Ertde turğan bla ertde üylenngen sokuranmaz.(NKÇ,84)
Nogay.. Erte turgan erding ırısı artık.(NKÇ,306)
            Erte turgannıng ırısı artar, erinmey yurgenning yurisi artar.(NKÇ,341)
Kırım..  Erte turgan col alır, erte üylengen döl alır.(DKTAD,49)
            Erte turgannıng  kısmet açık.(DKTAD,49) 

Türki..   Geçmiş yağmura kebe tutma.(TRAD,134)
Karaç.. Cavgan canngurnu camçı bla kuvma.
Kumuk. Getgen yangurnu artından yamuçu alıp çapmak hakılsızlık. (AVAS, 49)
Nogay.. Ozgan yamgırdı yamışı alıp kuvma.(NKÇ,353)
Kazan.. Uzgan bulutnı tutup bulmiy.(KzTAD,71)
Irak…..  Geçmişe mazı diyeller. (ITDA,284)
Kıbrıs..  Geçmişe mazi pişmişe kuzu derler.(KTADS,110) 

Türki..   Görmemişin oğlu olmuş, çekmiş çükünü koparmış.(ASD1,245)
Karaç.  Kün körmegen kün körse, kündüz çırak candırır.(NKÇ,30)
            At körmegen atha minse, urub tüyüb atlatır; Koy körmegen koy körse, kuvub, sürüb              otlatır.KNS,,42)
Nogay.. Kün körmegen kün körse kündiz şırak yandırar.(NKÇ,318)
Kazan.. Kün kürmegen kün kürse, kündüz çıra yandıra.(KzTAD,56)
Kırım.. At minmegen at minse, şaba şaba ötdürür, Ton kiymegen ton kiyse, kaga kaga tozdurur.(DKTAD,23)
            Koy körmegen koy alsa, kuvalap cürüp otlatır, Kız körmegen kız tapsa başına kına salıp oplatır.(DKTAD,67)
Irak…..  Görmemiş, gördü gümüş, oldu kudurmuş. (ITDA,285)
Kıbrıs..  Görgüsüzün bir oğlu olmuş, çeke çeke taşaklarını sökmüş.(KTADS,116) 
 

Türki..   Gülme komşuna, gelir başına. (ASD1,245)
Azeri..  Gülme gonşuna, geler başına. (AHYÖ, 152)
Karaç.. Külme kartha, kelir başha. (KNS, 188).
Nogay.. Külme doska, keler baska.(NKÇ,324)
Trkmn.. Gülme gonşına, geler başına. (TİİM, 206)
Irak…..  Gülme konşuva, geli başıva.. (ITDA,286)
Yugos.. Gülme komşına, colur başına. 

Türki..   Haydan gelen huya gider..(ADS1,254)
Azeri..  Haynen gele, vaynen geder.
Kumuk. Haydan gelgen hüyden geter. (AVAS, 42)
Nogay.. Aram kapşıktıng tübi tesik.(NKÇ,329)
Kazan.. Haramdan kilgen haramga kite.(KzTAD,45)
Kırım..  Haramdan kelgen haramga keter.(DKTAD,53)
Irak…..  Haydan gelen huya gider, selden gelen suya gider. (ITDA,288)
Kıbrıs..  Haydan gelen huya gider, sudan gelen sele gider.(KTADS,125) 

Türki..   Işleyen demir pas tutmaz..(ADS1,274)
            Işleyen demir ışıldar.(TASH,86)
           Yuvarlanan taş yosun tutmaz.(TASH,87)
Azeri..  Işlemeyen demiri pas basar.
Karaç.. Işde temir tot bolmaz.(NKÇ,34)
            Işlegen balta tot bolmaz.(NKÇ,34)
Kazan.. Yürgen taş şumarır, yatkan taş müklenir(KzTAD,80)
Kırım..  Işlegen temir ışıldar.(DKTAD,57)
Irak…..  Işliyen demir paslanmaz. (ITDA,292)
Kıbrıs..  Işleyen demir pas tutmaz.(KTADS,133)
Yugos.. Işleyen igne pas tutmaz. 

Türki..   It ürür, kervan yürür..(ADS1,276
)
Kumuk. İt haplar, kerivan geçer. (AVAS, 23)
Kazan.. It ürür, büri yürür(KzTAD,49)
Krgız..   It üröt, kerben cüröt.(KA,153)
Özbek.. It ürür, karvan yürar. (TIIM,191)
Trkmn.. It üyrer, kerven geçer. (TIIM,207)
Irak…..  It  hürer kervan geçer.(ITDA,292) 

Türki..   Iyiliğe iyilik her kişinin kârıdır, kötülüğe iyilik er kişinin kârıdır..(ADS1,277)
Azeri..  Yahşılığa yahşılığ  her kişinin işidi, yamanlığa yahşılığ er kişinin işidi.(AHYÖ,154)
Karaç.. Aşhılıkga aşhılık har kimni da işidi, amanlıkga aşhılık aşhılanı işidi.
Nogay..Yahşılıkka yahşılık-ar kisiding isi di, yamanlıkka yahşılık-er kisiding isi di.(NKÇ,307)Kazan..Yahşılıkka yahşılık her kişining işidir, yamanlıkka yahşılık ir kişining işidir(KzTAD,76)Özbek..Yahşılıkga yahşılık har kişining işidir, yamanlıkga yahşılık er kişining işidir.(TIIM,197)
Trkmn.  Yagşılıga yagşılıg her kişinin işidir; yamanlıga yagşılık er kişinin işidir.(TA,92)
Irak….   Eyiliğe eyiliğ her adamın kârı, haraplığa eyiliğ mert adamın kârı.(ITAD,282) 

Türki..   Iyilik et denize at, balık bilmezse halik bilir..(ADS1,277)
Azeri..  Yahşılığ ele balığı at deryaya, balıg bilmezse halığ  biler.(AHYÖ,154)
Karaç.. Igilik tas bolmaz.
Kazan.. Yahşılık kıl da deryaga sal; balık bilmese Halik bilir(KzTAD,76)
Özbek.. Yahşılık gıl daryağa taşla, balığ bilmasa halıg bilar.  (TIIM,197)
Trkmn.. Yahşılık et de derya at, balık biler, balık bilmese halık  biler.(TIIM,210)
Irak…..  Eyiliğ et at deryaya, balığ bilmezse Halik bili.(ITDA,282) 

Türki..   Karga yavrusuna bakmış, “benim ak pak evladım” demiş.(ADS1,284)
           Kuzguna yavrusu anka görünür.(ADS1,284)
Karaç.. Çavka balasına “çımmakçığım”, kirpi va balasına   “cumuşakçığım” deydi.
            Karğa balasına: “çımmağım”, -dey edi.(NKÇ,59)
            Kirpi balasına: “cumuşağım”, -dey edi.(NKÇ,60)
Kazan.. Karga da balasına “appağım” dir, kirpi de “yumuşacığım” dir. (KzTAD,52)
Kırım..  Ayu balasın appagım, kirpi balasın cımşagım dep süyer.(DKTAD,25)
Krgız..  Karga süyöt balasın “appağım” dep. (KA,154)
           Ar kimdiki özünö ay körünöt.(KA,134)    
Trkmn.. Garda da öz balasına ap-ağım diyer, kirpi de öz çagasına    yumşaçağım                                                 diyer.(TIIM,206)
Kıbrıs..  Karga yavrusu kendine zümrütü anka kuşu görünür.(KTADS,160)
 

Türki..   Kaybolan koyunun kuyruğu büyük olur.(ADS1,s,288,1355)
Karaç.. Tas bolğan koynu kuyruğu ullu bolur.
            Tas bolğan bıçaknı sabı altın.(NKÇ,73)
Kumuk. Ölgen sıyırnı sütü maylı bolur. (AVAS, 38)
Kazan.. Yugalgan pıçaknıng sabı altın.(KzTAD,79)
            Ülgen sıyır sütli, ülgen katın kutlı.(KzTAD,72)
Kırım..  Ölgen sıyır sütlü bolur.(DKTAD,77)
Krgız..  Cogolgon bıçaktın sabı altın. (KA,147)
Trkmn.. Iyten pıçagıng  sapı altın.(TA,85) 

Türki..   Kendi düşen ağlamaz.(ADS1,292)
Karaç.. Kesi cığılgan caş cılamaz.
Nogay.. Özi yıgılgan – yılamas(NKÇ,353).
Kazan.. Üzi yıgılgan yılamas(KzTAD,74)
Kırım..  Özü cıgılgan cılamaz.(DKTAD,78)
Trkmn.. Özi yıkılan çaga aglamaz.(TAÖ) 

Türki..   Kendi gözündeki merteği görmez, elin gözündeki çöpü görür.(ADSII,776,5778)
           Deve kendi kamburunu görmez, karşısındakininkini görür.(TASH,126)
Dlt…..   Yılan kendü eğrisin bilmes, teve boynun eğri tir.(I,127,7)
Azeri..  Öz gözünde tiri  görmür, özge gözünde gılı seçir.(AHYÖ,152)
Karaç.. Közünde teregi bolgan, çöpü bolgannga sokur deyt.
            Közünde teregi bolğan çöbü bolğanga “sokur” dey edi.(NKÇ,29)
Kırım..  El ayıbın körgende dört boladır közu, öz ayıbın körgende kör  boladır közu. (DKTAD,47)
K
rgız..  Baka mayrığın bilbeyt, cılandı iyri-iyriy deyt. (KA,138)
Trkmn.. Düye öz boynunıng egrisin bilmen, yılana egri diyermiş.(TAÖ)
Irak…..  Deve öz kamburun görmez.(ITDA,277)
Kıbrıs..  Kendi gözündeki merteği görmez de el gözündeki çöpü görür.(KTADS,155) 

Türki..   Kızım sana söylüyorum gelinim sen dinle (işit, anla). (ADSII,786)
Azeri..  Gızım sene deyirem, gelinim sen eşit. (AHYÖ,151)
Karaç.. Kızım, sanga aytama, kelinim, sen eşit.(NKÇ,53)
Kumuk..Kızım sağa aytaman, gelinim, sen tıngla.(AVAS,31)
Kazan.. Kızım sınga eytem, kilinim sin tıngla.(KzTAD,53)
Kırım..  Kızım saga aytaman, kelinım sen tıngla.(DKTAD,173)
Özbek..Kızım senga aytaman, kelinim sen eşit.
Kazak.. Gelinim sagan aytam, kızım sen tıngla.(N.Yüce, TKA, 307,,38)
Trkmn.. Gızım sanga aydayın, gelnim sen düş. (TIIM,206)
Tatar..   Kızım sınga eytem, kilinim sin tıngla.
Bkırd..  Kızım hinge eytem, kilenem hin tıngla.
Kkalp..  Kızım sagan aytaman, kelinim sen tıngda.
Kıbrıs..  Kızım sana söylerim, gelinim sen anla. (KTADS,155)
Yugos.. Kızıma süleyim, celınım anlasın. 

Türki..   Kimin arabasına binerse onun türküsünü söyler.(ASÖZ,369)
           Gavurun ekmeğini yiyen, gavurun kılıncını çalır.(ADS1,238)
Karaç.. Kimni arbasına minseng, anı cırın cırla.(NKÇ,81)
Kumuk. Arbasına mingenni yırın yırlar. (AVAS, 15)
Kırım..  Kiming arabasına minse onung turkusun cırlar.(DKTAD,173)
Irak…..  Gâvur ekmeği yen gâvur kilinci atar.(ITDA,284)
Kosov.. Çimın arabasına binersın, onun türçüsüni sülersin. 

Türki..   Koyun can derdinde, kasap yağ derdinde.(ADS1,301)
Azeri..  Keçi can hayında, gessab piy arzular. (AHYÖ,152)
Kazan.. Kuyga can kaygı, itçige may kaygı.(KzTAD,58)
Kırım..  Eşki can dertinde, kasap may peşinde.(DKTAD,46)
Trkmn.. Geçee can gaygı, gassaba yag. (TAÖ)
Irak…..  Geçi can vayında, kasap pim vayında. (ITDA,284)
Kıbrıs..  Kasap yağ derdinde, keçi can derdinde.(KTADS,143) 

Türki..   Körün istediği bir göz, iki göz olursa ne söz.(ADS1,305,1490)
           Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz.(ADSII,792)
Azeri..  Kor ne ister, iki göz- biri eyri biri düz. (AHYÖ,152)
Kırım..  Sokur tiledi bir köz, Tangrı berdi eki köz.(DKTAD,82)
Trkmn.. Körüng bir dilegi – iki gözi.(TAÖ)
Irak…..  Kör ne ister iki göz, biri eğri biri  düz. (ITDA,296)
Kıbrıs..  Körün da istediği iki göz.(KTADS,149) 

Türki..   Misafir misafiri istemez, ev sahibi ikisini de.(ADS1,319)
Azeri..  Gonag gonağı sevmez, ev issi ikisin de sevmez. (OGZ, 148)
Kazan.. Kunak kunaknı süymes, üy iyesi birsin de süymes.(KzTAD,55)
Kırım..  Müsapır müsapırnı süymez, konakbay alayın süymez.(DKTAD,73)
Krgız..  Konok konoktu söybelt, eesi baarın da süybeyt.(KA,158)
Trkmn.. Mıhman mıhmanı gıshınar, öy eyesi ikisini hem.(TA,86)
Irak…..  Mısafır mısafırı sevmez, ev sahabı her ikisini de. (ITDA,300)
Kıbrıs..  Yeyici yeyiciden, ev sahibi misafirden hoşlanmaz.(KTADS,219) 

Türki..   Ne ekersen onu biçersin.(ADS1,322)
Kumuk. Ne çaçsang, onu alırsan. (AVAS, 44)
Nogay.. Ne şaşsan-sonı orarsın.
Kazan.. Ni çeçseng  şunı urursıng.(KzTAD,61)
Kırım..  Ne ekseng onu pişersing.(DKTAD,74)
Trkmn.. Her kim öz ekenini orar.(TA,84)
           Neme ekseng, sonı orarsın.(TA,87)
Irak…..  Ne ekersev onu biçesen. (ITDA,301)
            Herkes ektiğini biçer.(ITDA,289)
Kıbrıs..  Ne ekersen onu biçen.
Yugos.. Herçez ektigini biçer.
            Dünyada ne ekersen oni biçersin.
 

Türki..   Nerde birlik, orda dirlik.(ADS1,323)
Azeri..  Birlik harda, dirlik orda. (AF,235)
Karaç.. Birlikde – tirilik.(NKÇ,20)
Kumuk  Birlik bolmay tirlik bolmaz. (AVAS, 16)
            Birlik bulan el yaşnar. (AVAS, 16)
Kazan.. Birlik-tirliktir.(KzTAD,34)
Kırım..  Kayerde birlik, o yerde tirlik.(DKTAD,61)
Krgız..  Tiriliktin küçü birlikte. (KA,544)
Kıbrıs..  Birlikden dirlik olur. (KTADS,64)
Kosov.. Nerde ise birl’ık, ondadır dirlik. 

Türki..   Öküz öldü ortaklık ayrıldı.(TASH,180)
Karaç.. Ögüz öldü, ortaklıkdan ayrıldık. (KNS, 83)
Kumuk. Ögüzüm ölüp, ortaklıkdan ayrıldım. (AVAS, 38)
Kırım..  Ögüz öldü ortak ayrıldı.(DKTAD,78)
Kıbrıs..  Öküz öldü, ortakcılık bozuldu.(KTADS,177) 

Türki..   Sana taşla vurana sen aşla vur.(ADS1,342,1750)
Dlt…..   Suv birmeske süt bir.
Karaç.. Birev seni taş bla ursa, sen anı aş bla ur.(NKÇ,79)
Kazan.. Taş blen atkanga aş blen at.(KzTAD,65)
Kazak.. Birev zabir etse sen sabır et.
Kıbrıs..  Su vermezse süt ver.(KTADS,195) 

Türki..   Serçeden korkan darı ekmez.(ADS1,345)
Azeri..  Gurddan gorhan goyun sahlamaz. (AHYÖ,151)
Karaç.. Kanatlıdan korkğan tarı sepmez.
Nogay.. Şegertkiden korkkan, egin ekpes.(NKÇ,308)
Kazan.. Çikirtgeden korkkan igin ikmes.(KzTAD,39)
Kırım..  Bödeneden korkkan tarı ekmez.(DKTAD,35)
Krgız..  Çegirtkeden korkkon egin ekpes. (KA,148)
Trkmn.. Serçeden gorkan, darı ekmez. (TIIM,209)
           Gurttan gorkan tokaya (ormana) girmez.(TA,82)
Irak…..  Donguzdan korkan darı ekmez. (ITDA,276)

Türki..   Sıçan deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış. (ADSII,871)
Azeri..  Dilkü inine sığmaz, guyruğına gabag asar. (OGZ, 103)
Karaç.. Çıçhan kesi kirirge teşik tapmay edi, kuyruğuna dingil taga edi.
Kazan.. Tişigine sıymagan tıçkan kuyrıgına tubal takkan(KzTAD,67)
Kırım..  Işkan teşigine kiralmay cürgende kuyruguna cuvguş (bulaşık bezi) baylar. (DKTAD,57)Özbek.. Sıçgan iniga sığmaydı, ğalvur bağlaydı dümüğa. (TIIM,194)
Kıbrıs… Sıçan deliğine sığmaz, bir de götüne kabak bağlar.(KTADS,187)  

Türki..   Sürüden ayrılanı kurt kapar.(ADS1,352)
Azeri… Köçden azan gurda guşa gismet olar.(HDD, 132)
Karaç.. Iesiz malnı börü aşar. (NKÇ, 59) 
          
Ayırılgannı ayıu aşar, bölünngenni börü aşar. (MNS, 55)
Kumuk..Ayırılgan el azar, koşulgan el ozar. (AVAS, 14)
Nogay.. Ayırılgandı ayuv er, bölingendi böri er.(NKÇ,302)
            Yalgız koydı böri aşar.(NKÇ,304)
Kırım… Ayırılgannı ayu aşar, bölüngennı börü aşar. (DKTAD, 24)
Özbek..Süriden ayrılgan koynı börü yırtar.
            Bölingandı börü yer, ayrılgannı ayığ. (TİİM, 180)
Trkmn. Sürüden ayrılan goynı gurt iyer. (TİİM, 210)
Irak…   Sürüden ayrılan koyunu – kuzunu kurt yer. (ITDA, 308)
Kıbrıs.   Sürüden ayrılanı kurt yer. (KTADS, 195)
Yugos.. Sürşden ayrılan kuziyi kurt kavrar. 

Türki..   Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.(ADS1,359,1882)
Dlt…..   Tılın tirgike tegir.
Azeri..  Şirin dille ilanı yuvadan çıharmağ olar. (AHYÖ,159)
Karaç.  Ariuv söz cilyannı teşiginden çığarır.(MNS, 15)
Kumuk. Hakıllı buzav eki ananı içer. (AVAS, 50)
Nogay.  Yahşı söz yılandı innen şıgarar.(NKÇ,333)
Kazan.  Tatlı til yılannı üninden çıgara.(KzTAD,66)
Krgız..  Cıluu süylösö cılan iyinden cığat. (KA,235)
Trkmn.  Yagşı söz yılanı yinden çıgarar.(TAÖ)
Irak…..  Datlı dil ilanı dellükden çıhardı. (ITDA,276)
            Şirin dil ilanı dellükden çıhardı. (ITDA,309)
Yugos.  Tatlı süz demir kapilari açar.
Kosov.  Tatlı süz (dil) ilanı deliginden çikarır.
            Tatlı süz demir kapilari açar.
Btrak….Güler yüz, tatlı söz yılanı kovuğundan çıkarır. 

Türki..   Tok acın halinden bilmez.(ADS1,363)
Karaç.. Avrugannı sav bilmez, aç karınnı tok bilmez.(NKÇ,38)
Kazan   Açnıng halin tuk bilmes.(KzTAD,23)
Krgız..  Aç kadırın tok bilbeyt. (KA,132)
Özbek. Açnıng halını, tok bilmaydı. (TIIM,182)
Trkmn.. Dokun açdan habarı yok. (TIIM,204)
           Açlık cebrin çekmedik, dokluk gadırın ne bilsin.(TA,70)
Irak…..  Toh olan ne bilsin acın halınnan. (ITDA,311)
            Acın tohtan ne habarı var.(ITDA,263)
Krg(AF) Aç kadrın tok bilmeyt-oğru kadrı soo bilmeyt. 

Türki..   Ulu sözü dinlemeyen uluya kalır.(ADS1,367)
Dlt…..   Ulugnı uluglasa kut bulur. (I304,16)
Azeri.   Ulular sözin tutmayan ulaya galur. (OGZ, 59)
Karaç.. Kart aythannı etmegen – kartaymaz.(NKÇ,81)
Kumuk. Ullu aytganın etmegen hökünçlü kalır.(AVAS, 19)
            Ullu aytganın etmegen ullaymas. (AVAS, 19)
Kırım..  Kart ögutun tutmagan kartaygaşı ongmaz.(DKTAD,60)
Trkmn.. Ulının diyenini etmedik uvlar.(TA,91) 

Türki..   Ummadığın taş baş yarar.(ADS1,367)
           Ummadığın kütük araba devirir.(TASH,192)
Nogay.. Edem sözi tas yarır, tas yarmasa, bas yarır.(NKÇ,316)
Kırım..  Kişkene şotuk arba avdarır.(DKTAD,67)
            Umulmadık şotuk arba avdarır.(DKTAD,92)
Trkmn.. Kicicik daş baş yarar. (TIIM,208)
Irak…..Ummadığıv daş  baş kırar. (ITDA,312)
           Beğenmediğiv daş baş kırar. (ITDA,209)
Kıbrıs..  Ummadık kütük araba devirir.(KTADS,211)
Yugos.. Ummadığın taş, yarar baş.
Btraky.. Ummadığın taş araba devirir. 

Türki..   Yalnız taş duvar olmaz.(ADS1,376)
Azeri..  Yalğız elden ses çıhmaz. (AHYÖ,154)
Karaç.. Cangız taşdan kala bolmaz.(KNS,,67)
            Tav başında tav bolmaz, cangız terek bav bolmaz.(KNS,,68)
Kumuk. Yangız taş kala bolmas.(AVAS,,34)
            Yangız terek bav bolmas.(AVAS,,34)
Nogay..Yalgız söylep söz bolmas, yalgız kazık kos bolmas, yasırtın işken as bolmas.(NKÇ,333)
Kazan.. Bir tarıdan butka (lapa ? tapa?,tıkaç) bulmas. (KzTAD,35)
Kırım..  Cangız ağaş calbarsang canmaz.(DKTAD,37)
Trkmn.. Yalngız goldan av çıkmaz.(TA,92)
Irak…..  Tek elin sesi çıhmaz. (ITDA,310) 

Türki..   Yılanın sevmediği ot deliğinin ağzında biter.(ADS1,383)
Dlt…..   Yılan yarpuzdan kaçar, kança barsa parpus utru kelür.(III,39,26)
Azeri..  Ilanın yarpızdan zehlesi geder, o da burnunda biter. (AHYÖ,152)
Karaç. Ayu duğumanı süymey edi, ol da anı teşigine bite edi.(KNS, 97)
            Cılan duğumanı süymey edi, duğuma da anı teşigine bite edi.(KNS, 110)
Trkmn.  Yılanıng  yigreneni narpız, ol hem hinining agzında gögerer.(TA,93)
Irak…..  Ilan yarpızdan haz etmez, gider burnu önünde biter. (ITDA,291)
Kıbrıs..  Sevmediğin bok daima burnunun dibinde tüter.(KTADS,194) 

Türki..   Yılan sokmuş, ipten de korkar.(TASH,244)
Karaç.. Cay cılandan korkğan, kış arkandan ürker.(NKÇ,28)
Nogay.  Yazda yılannan korkkan, kısta arkannan korkar.(NKÇ,360)
Kazan.  Kurkkanga kuş  körüne. (korkana her şey çift görünür).(KzTAD,57)
Trkmn   Yılan çakan kendirden gorkar.(TA,93)
Irak….   Ilan çalan ip sürüntüsünden korkar -kaçar-.(ITDA,291) 

Türki..   Yürek yanmasa göz yaşarmaz.(TASH,71)
Azeri.. Can yanmasa gözden yaş çıhmaz. (AHYÖ, 150)
Karaç..Can avrusa sokur közden caş çığar. (KNS, 150)
Kırım.. Meram etseng sokur közden caş şığar. (DKTAD, 72)
Krgız..  Çındap ıylasa, sokur közdön caş çığat.(KA,149)
Trkmn.  Ihlas bilen aglasang, kör gözden bile yaş çıkar. (TA, 84)
Kazan. Çın köngilden yılasang  sukır küzden yeş çıga. (KzTAD,40) 

Türki..  Zenginin keyfi gelinceye kadar, fukaranın canı çıkar.(TASH,220)
           Göle (arığa) su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar. (ADS1,243)
Azeri..  Kök arıglayınca arığın canı çıhar. (AF,64)
Karaç.  Bay hakın berginçi carlı canın berir.(NKÇ,39)
            Baynı kübüründen çıkğınçı, carlını canından çığar.(NKÇ,40)
Kumuk. Baynı kepi kelginçe, yarlını canı çığar.(AVAS, 19)
Kırım..  Barlınıng kiypı kelgeşi, carlınıng canı şıgar.(DKTAD,29)
Kıbrıs..  Zenginin gönlü olana kadar, fukaranın göbeği düşer.(KTADS,231)
Gagau..Zenginin kefi gelince, fukaranın canı çıkar.
Btrak….Ağanın keyfi gelince. fıkaranın canı çıkar.

 

KISALTMALAR 

-Ata Sözleri (ASÖZ)
-Atasözleri ve Deyimleri Sözlüğü I-II (ADS)
-Aytıvlar ve Atalar Sözleri (AVAS)
-Azerbaycan Folkloru (AF)
-Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri (AHYÖ)
-Dobruca’daki Kırım Türklerinde Atasözleri ve Deyimler (DKTAD)
-Halgımızın Deyimleri ve Duyumları (HDD)
-Irak Türklerinde Deyimler ve Atasözleri (ITDA)
-Karaçay Nart Sözle (KNS)
-Kazan Türkçesinde Atasözleri ve Deyimler (KZTAD)
-Kıbrıs Türk Atasözleri ve Deyimleri Sözlüğü (KTADS)
-Kırgız Atasözleri (KA)
-Malkar Nart Sözle (MNS)
-Mukayeseli Van Folkloru (MVF)
-Poslovitsı i pogovorki Narodov Karaçaevo-Çerkesii (NKÇ)
-Tarih Boyunca Türk Atasözleri (TBTA)
-Türk Atalar Sözü Hazinesi (TASH)
-Türk Atasözleri ve Deyimleri I (TRAD)
-Türkistan İle İlgili Makaleler (TİİM)
-Türkiye’de Yaşayan Karaçay-Malkar Türklerinden Derlenen Atasözleri (KMTA)
-Türkmen Atasözleri (TA)
-Türkmen Atasözlerinden Örnekler (TAÖ)
-Uygur Atasözleri ve Deyimleri (UAD)  

DİPNOTLAR 

1,Afganistan’dan Göçen  Soydaşlarımızn Bazı Atasözleri Üzerine Notlar, Prof.Dr. Saim Sakaoğlu, Türk Kültürü Araştırmaları, Prof.Dr. İbrahim Kafesoğlu’nun Hatırasına Armağan’dan Ayrı Basım, Ank.1983,sh.438.
2,Türk Şivelerindeki atasözlerinde Uygunluk, Nuri Yüce, Türk Kültürü Araştırmaları, XVII-XXI/1-2, 1979-1983, Ank.1983 Prof.Dr. Faruk Kadri Timurtaş’ın Hatırasına Armağan, s.3090.  

KAYNAKLAR 

-Ata Sözleri, F.Fazıl Tülbentçi, İnk. Ve Aka Kitabevi, II.Baskı, 582 s.
-Atasözleri ve Deyimleri Sözlüğü I-II, Ömer Asım Aksoy, TGK Yay.1984
-Aytıvlar va Atalar Sözleri, Haz.Abdurahim Abdurahmanov, Mahaçkala Dağıstan Ohuv-Pedagogika İzdatelstvosu, 1991, 120 s.
-Azerbaycan Folkloru, Vagif Veliyev, Maarif Neş. Bakı 1985, 416 s.
-Azerbaycan Halk Yazını Örnekleri, Ehliman Ahundov, TDK Yay. Ankara 1978, 556 s.
-Dobruca’daki Kırım Türklerinde Atasözleri ve Deyimler, Müstecib Ülküsal, TDK Yay. 1970, 256 s.
-Halgımızın Deyimleri ve Duyumları, M.I.Hekimov, Maarif Neş. Bakı 1986, 392 s.
-Irak Türklerinde Deyimler ve Atasözleri, İhsan S. Vasfi, Fuzuli Yay. İst. 1985, 320 s.
-Karaçay Nart Sözle, Aliylanı Soltan, Karaçay-Çerkes Kitab İzdatelstvo, Çerkessk 1969.
-Kazan Türkçesinde Atasözleri ve Deyimler, A.Battal Taymas, TDK Yay. Ankara 1968, 152 s.
-Kerkük Halk Edebiyatından Seçmeler, Dr. Cengiz Ketene, Kültür Bakanlığı, Ankara 1990.
-Kıbrıs Türk Atasözleri ve Deyimleri Sözlüğü, Haz. M. Gökçeoğlu, Galeri Kültür Yay. 234 s.
-Kırgız Atasözleri, Bilgehan A. Gökdağ, TDA, sayı:61, Ağustos 89, s.129-168.
-Malkar Nart Sözle, Azret Holaev, Elbrus Kitab Basma, Nalçik 1982.
-Mukayeseli Van Folkloru (Yayımlanmamış bitirme tezi), Ayşegül Üstün, A.Ü.Fen-Edb.Fak. Erz.1986, 251 s.
-Nakıl Sözler, Cusup Balasagın, Bütkul Soyuzduk Caştar Kitep Birikmesi, Balasagı 1991, 64 s.
-Oğuzname, Bahü 1987, 223 s.
-Poslovitsı i pogovorki Narodov Karaçaevo-Çerkesii, Alieva A.İ. ve Arkadaşları, Çerkessk 1990, 368 s.
-Tarih Boyunca Türk Atasözleri, Aydın Oy, İst. 1972.
-Türk Atalar Sözü Hazinesi, Hilmi Soykut, Ülker Yay. İst.1974, 496 s.
-Türk Atasözleri ve Deyimleri I, Milli Kütüphaneler Genel Müdürlüğü, ME Basımevi, İst.1992, 144 s.
-Türkistan İle İlgili Makaleler, Çağatay Koçar, Kültür Bak.Yay.. Ankara 1991, 268 s.
-Türkiye’de Yaşayan Karaçay-Malkar Türklerinden Derlenen Atasözleri, Hasan Ülker, TDA, sayı:75, Aralık 91, s.159-190.
-Türkmen Atasözleri, Bilgehan Atsız Gökdağ, TDA, sayı:79, Ağustos 92, s.67-94
-Türkmen Atasözlerinden Örnekler, İlhan Çeneli, TFA, sayı: 338, Eylül 1977, s.8084
-Uygur Atasözleri ve Deyimleri, Kurtuluş Öxtopçu, Doğu Türkistan Vakfı Yayınları, İst.1992, 340 s.  

 

Türkler Ansiklopedisi Cilt 19 : Hasan ÜLKER, Türk Dünyasında Atasözlerinin Karşılaştırılması Üzerine Bir Deneme [s.96-104]

Ocak 6, 2009

DİVANI LÜGAT-İT TÜRK’DEN ATASÖZLERİ

Kategori: Divan'ı Lügat-it Türk — okuz @ 10:31 am


Türk atasözlerin için en eski yazılı Türkçe kaynak Dîvân ü Lûgât-it Türk kabul edilir. Atasözleri bir toplumun derin manevi, tarihsel ve mitoloji bilgilerini birleştirirler. Türk atasözleri için de bu kural geçerlidir.

 Örnek Atasözleri -Dîvân ü Lûgât-it Türk:

Emgek eginde kalmas (I. 110) (Sıkıntı ebedîyen sırtda kalmaz.)
Karı öküz balduka korkmas (III. 421)(Yaşlı öküz baltadan korkmaz.)
Kökge sagursa (suysa) yüzge tüşür (II. 81) (III. 132) (III. 439) (Kişi göğe tükürse, yüzüne düşer.)
İm bilse er ölmes (I. 38)(Parolayı bilen kişi hayâtını kurtarır, ölmez.)
Yaş ot köymes, yalapar ölmes (III. 47) (Yaş ot yanmaz, elçi ölmez, öldürülmez.)
Yazmas atım bolmas, yañılmas bilge bolmas (III. 59) (Şaşmaz ok olmaz, yanılmadık bilgin olmaz.)
Telim sözüğ uksa bolmas, yalım kaya yıksa bolmas (III. 20) (Çok söz anlaşılmaz, yalçın kaya yıkılmaz.)
Teñsizde tegirmen turgursa, yaragsızda yar bolmas (II. 355) (Uygun olmayan yerde değirmen yapan yararsız ark yapar.)
Biş erngek tüz ermes (beş parmak bir (düz) olmaz)
Tay atasa at tinur (tay yetişirse at dinlenir)
Öldeçi sıçgan muş ayakı kaşır (ölecek sıçan kedi ayağını kaşır)
Teve silkinse eşgekke yük çıkar (deve silkinse eşeğe yük çıkar)
Ermegüge bulut yük bolur (tembele bulut (bile) yük olur)
Bir tilkü terisin ikile soymas (bir tilki derisi iki kez soyulmaz)
Koç kılıç kınga sığmas (İki kılıç bir kına sığmaz)
Tegirmende tovmış sıçgan kökreginge korkmas (değirmende doğmuş sıçan, gökgürlemesinden kokrmaz)
Ölgesi gelgen sıçgan muşkanın taşgını kaşır (eceli gelen sıçan kedinin taşaklarını kaşır)

TÜRK ATASÖZLERİ VE DEYİMLERİNDE AİLE VE AKRABALIK ANLAYIŞI

Kategori: Aile-Akrabalık — okuz @ 10:27 am

NEVİN GÜNGÖR ERGAN*[/b]

Atasözleri geniş halk yığınlarının yüzyıllar boyunca geçirdikleri tecrübe ve bunlara dayanan düşüncelerden doğan ve benimsenen, kimin tarafından söylendikleri belli olmaksızın ağızdan ağıza dolaşan, yol gösterici nitelik kazanmış, az kelime ile çok mana ifade eden kültür unsurlarıdır. Deyimler de, çekici bir anlatım özelliği taşıyan ve çoğunun gerçek manasından ayrı bir manası bulunan kalıplaşmış söz topluluklarıdır.

Türk atasözleri ve deyimlerinin muhteva analizi yapılacak olursa çok büyük bir kısmının aile ve akrabalık ilişkilerini ifade etmeye yönelik olduğu görülür.

“Aile, kan bağlılığı, evlilik ve diğer yasal yollardan aralarında akrabalık ilişkisi bulunan ve çoğunlukla aynı evde yaşayan fertlerden oluşan, fertlerinin cinsel, psikolojik, sosyal, kültürel ve ekonomik ihtiyaçlarının karşılandığı, fertlerin topluma uyum ve katılımlarının sağ­landığı ve düzenlendiği temel bir toplumsal birimdir şeklinde tanımlanabilir”. (DPT 1989: 3-4)

Toplumsal yaşayışın ilk zamanlarından beri her toplumda ailenin varlığı gözlenmiştir. İlkel topluluklarda aile tek sosyal kurum olma durumundadır. Hayatın gerektirdiği dinî, ekonomik, eğitimle ilgili, siyasî… bütün faaliyetler aile çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Kültürler geliştikçe kurumlar da genişleyip daha karmaşık hale girmektedirler. Bu sü­reç yapısal farklılaşmayı ve sosyal yapının kurumsal bileşiklerini ortaya çıkarıyor Dolayısıyla aile dinî, ekonomik, siyasî birçok fonksiyonunu bu faaliyetlerle ilgili kurumlara devretmiş ya da onlarla paylaşmıştır. Fakat sile insan neslini üretme ve sosyalleştirmedeki birincil grup olma fonksiyonları ile hem insan neslinin üretilmesinde hem de toplumun devamlılığında ve şekillenmesinde vazgeçilmez bir sosyal kurum olarak varlığım sürdürmektedir.

Bu tebliğimizde önemli folklorik malzeme, olan Türk atasözleri ve deyimlerinde ortaya konmuş olan aile ve akrabalık ilişkileri silenin kurulması, sile üyeleri ve aralarındaki etkileşim boyutlarında ele alınıp sos­yolojik bakış açısıyla değerlendirilmeye çalışılacaktır. Aile konusu çeşitli boyutlarıyla incelenirken, ilgili çok sayıda atasözü ve deyim içinden belli başlıları seçilerek verilecektir.

Türk atasözleri ve deyimlerinde ortaya çıkan aile ve akrabalık anla­yışının incelenmesinin sosyolojik açıdan iki önemi vardır:

Öncelikle Türk atasözleri ve deyimleri Türk toplumunun, Türk kültürünün bir ürünüdür. Burada tesbit edilen bulgular Türk toplumunu, Türk ailesini tanımamızda bize yardımcı olur; Türk toplumunu ve ailesini birleştiren, bütünleştiren bağları, aynı zamanda bu süreçte ortaya çıkan problemleri tesbit edebiliriz.

İkinci olarak, Türk atasözleri ve deyimleri aynı zamanda Türk aile­sine ve Türk toplumuna şekil veren unsurlardır. Buradaki tesbitlerimiz toplumun sosyal kontrolü, sosyo-kültürel bütünleşmesi konularındaki çalışmalarımızda bize yol gösterebilir.

I. AİLENİN KURULMASI

Aile evlilik kurumu yoluyla kurulur. Türk atasözleri ve deyimlerin­de evlilik kurumu değişik yönleriyle ayrıntılı olarak işlenmiştir.

“Bekârlık sultanlıktır” gibi bekârlığı destekleyen atasözleri de bu­lunmakla birlikte, Türk atasözleri ve deyimlerinde genellikle evli olma teşvik edilen, bekârlık ise arzu edilmeyen bir statüdür.

“Bekâr gözü kör gözü”.

“Bekârın parasını it yer, yakasını bit”.

“Bekârlık maskaralıktır”.

“Varsa eşin rahattır başın, yoksa eşin zordur işin”.

“Evlenenle ev alana (yapana) Allah yardım eder”.

Genellikle kız çocukları için erken yaşta evlilik teşvik edilir, fakat evlilik konusundaki kararın aceleye getirilmesi de istenmez. Fatma Ba­şaran’ın 1980’li yılların başında Manisa kent merkezi ve köylerinde yaptığı araştırmaya göre kız için en ideal evlenme yaşının 16-20 olmasına karşılık, erkek için ideal evlenme yaşı 21-25’dir. (Başaran 1984: 148) Ev­lenme yaşı kırsal kesimden kasabaya ve kente doğru gittikçe, kadının eği­tim düzeyi yükseldikçe yükseklemtedir. Erken evlilik konusu şu atasözlerinde dile getirilmektedir:

“Kız beşikte çeyiz sandıkta”.

“Onbeşindeki kız ya erdedir, ya yerde”.

“Demir tavında, dilber çağında”.

“Erken evlenen döl alır, erken kalkan yol alır”.

“Erken evlenen yanılmamış”.

“İven (acele eden) kız ere varmaz, varsa da baht bulmaz”.
*  *  *
Türk atasözleri ve deyimlerinde tek eşlilik (monogami) vurgulanmaktadır. Tarih içersinde Türklerin birden fazla eşle evlendikleri görülmüştür. Gökalp’ın bildirdiğine göre, hakanların ve beylerin “hatun”dan başka “kuma” adıyla başka illere mensup eşleri de bulunabilirdi. Fakat Türk töresi bunları resmen eş olarak tanımazdı, çocukları hakan olamazdı, mirasdan hak alamazlardı. (Gökalp 1976: 159) Bugün de ikinci kadın kuma olarak hoş karşılanmamaktadır. Daha çok kırsal kesimde görülen iki eşle evlilik, çocuk sahibi olma veya erkek çocuk sahibi olma gibi sebeplerle yapılmaktadır. Nitekim atasözlerinin hiçbirinde çok eşlilik desteklenmemektedir:
“Kadının biri alâ, ikisi belâdır”.
“Bir eve bir baca, bir kadına bir koca”.
“Kızın kimi severse güveyin odur, oğlun kimi severse gelinin odur”
atasözü eş seçmede kız ve erkek çocuğu serbest bırakmayı öngörüyorsa da, genelde atasözlerinde gençlerin evlenmelerine müdahale edildiği gözlenir. Bu özellikle kızlar için erken yaşta evlilik teşvik edilmesi ve biraz sonra açıklanacağı üzere, Türk ailesinde üyeler arasındaki sıkı bağlar dikkate alındığında tutarlı bir yaklaşımdır. Merter’e göre “evlenme ve eş seçiminde kırsal alanlarda çok etkili olan aile baskısı köy ailesinden kent ailesine doğru etkisini kaybetmektedir… Yine Türkiye’de özellikle kızların evlenme kararında silenin etkisi erkeklere göre daha fazla olmaktadır. “(Merter 1990: 29, 41)” Konu ile ilgili atasözlerinden bazıları:
“Kızı kendi havasına bırakırlarsa ya davulcuya varır, ya zurnacıya”.
“Kızı kendi keyfine koysalar çalgıcıya varır”.
“Ergen gözü ile kız alma, gece gözü ile bez alma”.
Eş seçmede hem ailenin hem de akraba ve çevrenin fikri alınır. Eşler arasında denkliğe özen gösterilir. Özellikle kızın köklü bir aileden gelmesine, belli özelliklere ve değerlere sahip olmasına dikkat edilir. Kurulan ailenin sağlam temellere sahip olmasında bu seçim önemli rol oynar:
“Davul dengi dengine çalar”.
“Halayıktan (beslemeden) kadın olmaz, gül ağacından odun”.
“Kenarın dilberi nazik de olsa nazenin olamaz”.
“Kendinden küçükten kız al, kendinden büyüğe kız verme”.
“Kız alan gözle bakmasın, kulak ile işitsin”.
“Pekmezi küpten, kadını kökten al”.
“Lafın azı uzu, çobana verme kızı; ya koyun güttürür, ya kuzu”.
“Asili alması zor, saklaması kolaydır”.
“Babasının mezarını görmediğin adama kız verme”.
Eğer yeni evlenen çiftler ayrı ev açmayacaklarsa, genellikle erkeğin babasının evine yerleşme usulü (patrilokal) hakimdir. Evliliklerde “İçgüveysi” olarak kızın baba evine girme az görülür. Erkeğin “baba” ocağı’nı tüttürmesi önemlidir. Bu yalnız kırsal kesim için değil, kent kesimi için de bugün de geçerli bir tesbittir. Şu atasözleri ve deyimlerden bu durum gözlenebilir:
“Kızı ver, köprü kes”.
“İç güveysi iç ağrısı”.
“İç güveysinden hallice”.
“Baba ocağı”.
II. AİLE ÜYELERİ VE ARALARINDAKİ ETKİLEŞİM
A. Aile Üyeleri:
Türk atasözleri ve deyimlerinde anne, baba, kız ve erkek çocuklar üzerinde ayrı ayrı durulmaktadır. Ailede en büyük rol kadına verilir, kadın ön plana çıkmaktadır. Çünkü, evi yuva haline getiren, aileyi birbirine bağlayan kadındır.
“Evi ev eden avrat (kadın), yurdu şen eden devlet”.
“Kadın erkeğin eşi, evin güneşidir”.
“Kadının düzdüğü evi Tanrı yıkmaz, kadının bozduğu evi Tanrı yapmaz.”
“Kadın var ev yapar, kadın var ev yıkar”.
“Kadınsız ev olmaz”.
“Dişi kuş yapar yuvayı, içini, dışını sıvayı sıvayı”.
Buna karşılık bazı atasözlerinde kadının statüsünün düşük olduğu vurgulanmaktadır:
“Kadını sırdaş eden esrara tellal aramaz”.
“Avradın kazdığı kuyudan su çıkmaz”.
“Kadının saçı uzun olur, aklı kısa”.
“Kadın şerri şeytanın şerrine eşittir”.
“Kadının bir aklı, erkeğin dokuz aklı vardır”.
“Avrattan vefa, zehirden şifa”.
1971-1981 yılları arasında yapılan Türkiye’de aile içi etkileşimi esas alan birtakım araştırmaların ortak bulgusu da erkeğe kıyasla kadının aile içi düşük statüsü üzerinde odaklaşmaktadır. Kadın-erkek statü farklılaşması özellikle karar verme süreçlerinde; tüketimde ve genellikle maddî imkânlarda; çevre ile ilişkilerde ve hareket özgürlüğünde kendini göstermektedir. Bulgular kadının eve bağlı, bağımlı konumunu yansıtmaktadır. (Kâğıtçıbaşı 1984: 131-132) Yine “Erkek getirmeyi, kadın yettirmeyi bilmelidir”, “Anasız çocuk evde hordur; babasız çocuk çarşıda” atasözleri kadın ile erkek arasındaki işbölümüne işaret eder; kadının yeri evidir, erkeğin görevi dışarıdadır.
Kadının en önemli statüsü anneliğidir. Daha sonra işleneceği üzere ailenin önemli sosyal fonksiyonlarından biri üyelerine birincil grup tatmini sağlamasıdır. Bunun da büyük kısmını annelik rolü ile kadın yerine getirmektedir;
“Ağlarsa anam ağlar, gayrısı yalan ağlar”.
“Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz”.
“Ana evlâdından geçmez”.
“Analı kuzu kınalı kuzu”.
“Anadan doğmayan kardeş sayılmaz”.
“Anadan olur dana, hamurdan olur maya”.
Türk atasözlerinde ve deyimlerinde silenin ikinci önemli öğesi babadır:
“Baba ocağı”.
“Baba nasihatı tutmayan pişman olur”.
“Baba oğlunun fenalığını istemez”.
Türk atasözleri ve deyimlerinde çocuk da aile içinde önemli ve gerekli bir öğe olarak işlenmiştir. Çocuk evde aileyi tamamlar, özellikle kırsal kesimde küçükken aileye maddî katkı sağlar, büyüyünce de yaşlılık güvencesidir, aynı zamanda statü kaynağıdır.
“Çocuklu ev pazar, çocuksuz ev mezar”.
“Çocuksuz kadın meyvesiz ağaç gibidir”.
“Çocuk evin meyvesidir”.
“Oğlanı kızı olmayan avrattan, eski hasır yeydir”.
“Evlâdı olmayanda merhamet olmaz”.
Çocuk sahibi olmayı teşvik eden bu atasözleri ailenin insan neslinin üretilmesi ve devamındaki fonksiyonunu da getirir. Böylece hem ailenin ya da soyun hem de toplumun devamlılığı sağlanmış olur.
Geleneksel Türk kültüründe çok çocuk statü ve güven kaynağıdır, fakat, Türk atasözleri ve deyimlerinde genellikle çocuk büyütmenin zorluklarına işaret edilir:
“Çok çocuk anayı şaşkın, babayı düşkün eder”.
“Evlâdın varsa başında derdin var”.
“Çocuk büyütmek taş kemirmek”.
“Çocuk isteyen belâsını da istemek gerek”.
“Evlâdın varsa bin derdin var, evlâdın yoksa bir derdin var”.
“Evlâdın var mı derdin var”.
Merter’e göre “Türkiye’de doğurganlık oranları diğer Avrupa ülkelerine göre yüksek olmasına rağmen, Türkiye’nin sanayileşmesi, modernleşmesi, eğitim düzeyinin yükselmesi, kentleşme hızının artması ve kadının tarım dışı işgücüne katılması ile paralel olarak azalmaktadır. “(Merter 1990: 58)”
Çocuklar içinde de kız çocuğun değeri düşüktür, çünkü ele gidecektir. Erkek çocuğun değeri yüksektir, çünkü ondan beklentiler çoktur; hem baba adını, soyunu ve ocağını sürdürecek, hem de anne babaya statü kazandıracaktır. Kâğıtçıbaşı’na göre, erkek çocuğuna verilen değer köylerden kentlere ve büyük kentlere doğru gidildikçe değişmektedir. Büyük kentlerde kız erkek ayırımı yapılmadan çocuğun aile bağlarını güçlendirici fonksiyonu köylere göre daha çok vurgulanmaktadır. “(Kâğıtçıbaşı 1969: 110)” Şu atasözlerinde kız ve erkek çocuğun değeri işlenmiştir:
“Kız yükü tuz yükü”:
“Kız doğuran tez kocar”.
“Kız evde olsa da elden sayılır”.
“Oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün”.
“Oğlanı her karı doğurmaz, er karı doğurur”.
“Oğlandır oktur, her evde yoktur”.
Torunda bile “Oğlanınki oğul balı, kızınki bahçe gülü” olarak nitelendirilir.
***
B. Aile Üyeleri Arasındaki Etkileşim
Aile üyeleri birbirlerine karşılıksız sevgi bağı ile bağlıdırlar. Aile içinde birincil ilişkiler, yani, sıcak, samimî, yüzyüze, duygusal yönü ağır… İlişkiler yaşanır. Birincil ilişkiler her yaştaki insanın kendini güvende hissetmesi, diğer insanlarla normal ve sağlıklı etkileşime girebilmesi için çok gerekli ve önemlidir. Anne baba çocuklara sıcak bir ortam sağlar. Çocuklar da belli yaşa geldiklerinde anne babaya yardımcı olurlar. Ayrıca çocuk küçükken anne baba nasıl onun için güvence kaynağı ise, anne babanın yaşlılığında da çocuklar güvence olabilirler. Dolayısıyla sile üyelerine birincil grup tatminleri sağlayarak, toplumsal birlik, dayanışma ve bütünleşmede fonksiyonel rol oynamış olur Ailenin bu önemli fonksiyonu şu atasözlerinde dile getirilmektedir:
“İnsana ata ana gibi yâr olmaz”.
“Bağdat gibi şehir olmaz, kardeş gibi yâr olmaz; ana baba hiçbir yerde bulunmaz”.
Aile üyeleri arasındaki etkileşimi dört başlık altında incelemek mümkündür:
1. Eşler Arası Etkileşim:
Aile kurulduktan sonra eşler arası etkileşim hem kadın hem de erkek için birinci planda gelir:
“Bir adamın karısı onun yarısıdır”.
“Kardeş kardeşi atmış, yar başında tutmuş”.
“Kardeşten karın yakın”.
“Otuz oğlun olacağına bir oturak kocan olsun”.
“Baba/oğul ekmeği zindan ekmeği, koca ekmeği meydan ekmeği”.
Eşlerarası ilişkide “eşitlik”ten çok “otorite” ilişkisi dikkati çeker. “Erkeksiz ev, yelkensiz gemiye benzer” atasözü gereği erkek evin reisidir. Kadın elinin hamuru ile erkek işine karışmamalıdır. Hele evde kadının otorite kurması hiç tasvip edilmez.
“Kadının hükmettiği evde mutluluk olmaz”.
“Bir evde iki horoz olunca sabah güç olur”.
“Kocana göre bağla başını, harcına göre pişir aşını”.
Aile düzeninin sürmesi için eşlerin rollerini gereği gibi oynamaları tavsiye edilir:
“Kadını yeşil yaprak eden de kocası, kara toprak eden de kocası”.
“İyi kadının kocası cüppesinden bellidir”.
“Erkeğin rızkı kadının ruhsatına bağlı”.
“Avradı bed olanın sakalı tez ağarır”.
2. Anne-Baba-Çocuk Etkileşimi:
Çocuk dünyaya geldikten sonra ilk tecrübelerini aile içinde edinir. Kişinin daha sonraki yaşantıları ve çevresi ile ilişkileri aile içi ilişkilerden büyük ölçüde etkilenir. Aile bütün dünyada en önemli bir birincil gruptur. Aile üyeleri arasındaki sevgi ve samimiyet “biz duygusu”nu geliştirir ve bu duygu ana babalardan çocuklara tutum ve alışkanlıkların geçmesini teşvik eder. Ailenin sosyalleştirme fonksiyonu şu atasözlerinde dile getirilmektedir:
“Sen seversen oğlunu, o da sever oğlunu”.
“Soydur çeker, huydur geçer”.
“Meyve ağacından uzak düşmez”.
“Armut dalının dibine düşer”.
“Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur”
“Çocuğuna iyi-kötü huy anadan gelir”.
Aile sosyalleştirme süreci içinde çocuğa statü kazandırır. Çocuk aileye girdiği andan itibaren yaş, cinsiyet, doğum sırası gibi bir seri statülere sahip olur. Diğer bazı statülerin kazanılması da sile üyeliğine bağlı olarak gerçekleşir. Meselâ, Ankaralı olmak, orta tabaka mensubu olmak gibi. Ailenin sağladığı statü toplamı çocuğun daha sonra kazanacağı statülere de zemin hazırlar. Yine sile verdiği değerler ve yaptığı telkinlerle eş, meslek, arkadaş gibi seçimlerinde çocuğa statü yönlendirmesi de yapar:
“Ata dostu oğula mirastır”.
“Babası ekşi elma yer, oğlunun dişi kamaşır”.
“Dedesi koruk yemiş, oğlunun dişi kamaşmış”.
Buna karşılık çocuğun sosyalleşmesinde ve statü kazanmasında şahsiyetin gelişmesinde ailenin yeterli olmadığı, diğer kişi ve gruplara da ihtiyaç duyulduğu bazı atasözleriyle dile getirilmektedir. Böylece Türk atasözleri ve deyimlerinde hem anne babanın statü kazandırıcı fonksiyonları hatırlatılarak aile kurumu fonksiyonel hale getirilir, hem de bunun yeterli olmadığı gösterilerek fert ve toplum hayatında diğer kişi ve gruplararası etkileşime de yer verilir; böylelikle dolaylı yoldan da olsa sosyal etkileşim ve dayanışmanın önemi de vurgulanır.
“Ana baba ile iftihar olmaz”.
“Ata malı mal olmaz, kendin kazanmak gerek”.
“Atalar çıkarayım der tahta, döner dolaşır gelir bahta”.
“Babadan mal kalır, kemal kalmaz”.
Atasözlerinde silenin statü kazandırma fonksiyonu da çift yönlü olarak işlemektedir. Anne baba çocuklara doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak statü kazandırdığı gibi, çocuklar da hem küçükken hem de büyüdükleri zaman anne babaya statü kazandırabilirler. “İyi evlât anayı babayı vezir eder, kötü evlât rezil eder”, “Doğan anası olma, doğuran anası ol” atasözleri bu gerçeği dile getirmektedir.
Türk toplumunda erkek çocuğun değeri daha büyük olduğundan erkek çocuk doğuran anne de, erkek çocuğa sahip olan baba da daha yüksek bir statü kazanmış olurlar: “Oğlanı her karı doğurmaz, er karı doğurur” atasözü bu gerçeği dile getirmektedir.
Zaten realitede olduğu gibi Türk atasözleri ve deyimlerinde de annelik başlı başına bir statü kaynağıdır: “Çocuksuz kadın meyvesiz ağaç gibidir”.
Çocuk sosyalleşme sürecinde cinsiyet rollerini aile içinde öğrenir. Cinsiyet rolleri çocuğun kişiliğinin gelişmesinde, diğer insanlarla ilişkilerinin düzenli ve uyumlu olmasında ve topluma uyumlu bir kişi olarak katılmasında, aile içi uyumun sağlanmasında önemli rol oynar. Bu öğrenme sürecinde kız çocuk anne ile, erkek çocuk baba ile özdeşim kurar. Aşağıdaki atasözleri ailenin bu fonksiyonunu açıklar niteliktedir:
“Oğlan babaya kız anaya çeker”.
“Kenarına bak bezini al, anasına bak kazını al”.
“Oğlan atadan öğrenir sofra açmayı, kız anadan öğrenir biçki biçmeyi”.
Türk atasözleri ve deyimlerinde ebeveyn-çocuk ilişkilerinde otorite-itaat ilişkisi dikkati çeker. Çocuklar anne babaya hürmet etmeli, saygılı davranmalıdırlar.
“Oğula devlet gerek ise, anaya ataya hürmet eyleye”.
“Ana ata önünden geçmek hata”.
“Ana baba duasını almış”.
“Ana baba bedduasını alan onmaz”.
“Ata yolu doğru yoldur”.
“Atanın önünden geçeni Allah sevmez”.
Anne baba çocuk ilişkilerinde çocuk ve ebeveynlerin birbirlerine karşılıklı görevleri vardır, fakat ebeveyn daha vericidir. Çocuklar özellikle evlendikten sonra kendi ailelerini (eşlerini ve çocuklarını) ön plana almakta, anne-babalarına gereken ilgi ve yardımı gösterememektedirler.
“Baba borcu evlâda düşer”.
“Baba himmet, oğul hizmet”.
“Doğurdum oğlum oldu, evlendi komşum oldu”.
“Bir baba dokuz oğlu besler, dokuz oğul bir babayı besleyemez”.
“Babası oğluna bir bağ bağışlamış, oğlu babasına bir salkım üzüm vermemiş”.
Çocuk için genelde annenin varlığı ve rolü daha önemlidir:
“Yüz koyunlu atam kalmaktan, bir yüksüklü anam kalmak yeydir”.
“Baba öksüzü öksüz değil, ana öksüzü öksüz”.
“Ana analık olursa, baba da babalık olur”.
Aile içi ilişkilerde karşılıklı sevgi ve saygıdan, işbölümünden doğan işbirliği ve dayanışma istenir:
“Oğlun güder, karın sağarsa koyun olur”,
“Anasını babasını dinlemeyen evlât, kocasını saymayan avrat, üvendere ile yürüyen atı kapında tutma hiç, durma sat”.
“Buyurmadan tutan evlât, çağırmadan kalkan avrat, orada olur devlet”.
3.Kardeşlerarası Etkileşim:
Türk atasözleri ve deyimlerinde çok çocuk da tek çocuk da istenmez. Aileyi bir sosyal sistem olarak aldığımızda anne, baba, çocuk yanında kardeş de ikinci bir çocuk olarak bu sistemi tamamlayan bir alt sistemdir.
“İnsana kardeş gibi yâr, Irak gibi diyar olmaz”.
“Kardeşi olmayan garip olur”.
“Kardeşçe taksim” deyiminden kardeşlik ilişkisinin paylaşma, eşitlik duygularını kazandırdığını, “Kardeşin büyüğü peder, küçüğü evlât yerine geçer” atasözünden de kardeşliğin aile içi dayanışmayı da sağlayan bir ilişki olduğunu anlıyoruz. “Anadan doğmayan kardeş sayılmaz”
atasözü de kardeşlik duygularının ve rollerinin verilmesinde annenin rolünü vurgular, oysa soy bağı olarak kardeşlik babadan geçmektedir.
Bazı atasözlerinde kardeşlerarası ilişki rekabet ya da düşmanlık ilişkisi olarak verilir Tabiî atasözleri ve deyimler halkın belli yer ve zamanda belli bir durumu ifade etmek için söyledikleri sözler olduklarından, söylendikleri bağlamda değerlendirildiklerinde anlam kazanırlar.
“Allah kardeşi kardeş, keselerini ayrı yaratmış”.
“Kardeş kardeşin ne öldüğünü, ne onduğunu ister”.
“Kardeş kardeşi bıçaklamış, dönmüş yine kucaklamış”.
“Dost kazan, anan düşman doğurur”.
•4. Akrabalık:
 “Et tırnaktan ayrılmaz”, “Akrabaya taş atan onmaz” gibi atasözleri akrabaların öneminden bahsetmekte ise de genellikle Türk atasözleri ve deyimlerinde ortaya çıkan akrabalık ilişkileri realitede olduğu kadar da sıcak ve samimi değildir:
“Hısım hısımın ne öldüğünü ister, ne unduğunu”.
“Akraba idik akrep olduk biz bize, ayrı düştük bakmaz olduk yüz yüze”.
“Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğin”.
Aile ve ev içinde olduğu gibi akrabalar arasında da ilişkiyi kadın belirler. Bu sebeple kadın tarafı ya da annenin akrabalarına daha yakın davranılır:
“Hanım hısmı gelince oklovalar tıkır tıkır, beyin hısmı gelince dişler takır takır”.
“Oğlan anası kapı arkası, kız anası minder kabası”.
“Karı hısmı alay bağlar, erkek hısmı sinek avlar”.
•Gelin-kaynana ilişkisi Türk atasözleri ve deyimlerinde de bir kalıba oturmuştur. Gelin ile kaynana arasında daima soğuk ve gergin bir ilişki yansır:
“Gelin çiçek, her dediği gerçek; kaynana yılan, her dediği yalan”.
“Gelinin dini yok, kaynananın imanı”.
“Kaynana dırıltısı”.
“Kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse gelinin başını yarar”.
Eltiler ve gelin-görümce arasındaki ilişkiler de soğuk ve gergindir:
“Elti eltiden kaçar, görümceler bayrak açar”.
“Ortak/Kuma gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş”.
“Görümce, yüzünü görmeyim ölünce”.
Anne babanın birinci dereceden kardeşleri çocukların bakımında ve yetiştirilmesinde büyük rol oynar:
“Oğlan dayıya kız halaya çeker”.
“Teyze ana yarısıdır”.
“Amca baba yarısıdır”.
“Gayret dayıya düştü”.
SONUÇ olarak bütün bu açıklamalardan sonra Türk atasözleri ve deyimlerinde ortaya çıkan sile modelini şöyle tesbit edebiliriz: Aile anne baba ve çocuklardan meydana geliyor Kadının kadın olarak statüsü düşük, fakat ailenin devamında, aile üyelerinin etkileşiminde, kısacası aile içindeki rolü çok önemli, annelik rolü ile ön plana çıkıyor. Erkek evde reis rolündedir, eşi ve çocukları üzerinde otorite sahibidir. Fakat Gökalp’ın da belirttiği gibi, erkeğin evdeki otoritesi ataerkil aile düzeninde olduğu gibi sınırsız değil, velâyete dayalı sınırlı bir otoritedir. Ailede çocuğun değeri yüksektir Ancak atasözleri ve deyimler baba soyuna ve baba otoritesine dayalı, bir aile düzenini, henüz kentleşme ve modernleşme düzeyinin yükselmediği, kadının eğitim düzeyinin düşük olduğu ve çalışa hayatına katılmadığı bir toplumsal yapıyı yansıttıklarından ailede kız çocuğun değeri erkek çocuğa göre düşüktür. Akrabalar arasındaki ilişkiler de fazla sıkı ve yoğun değildir Gökalp’ın tanımladığı “Pederî aile” tipi (Gökalp 1976: 155-156) ortaya çıkmaktadır.
Türkiye’de özellikle 1960’lı yıllardan itibaren sanayileşme ve kentleşme hızının yükselmesi, iç ve dış göçlerin artması, doğum kontrolü uygulamasının yaygınlaşması, özellikle büyük şehirlerde kadının eğitim düzeyinin yükselmesi ve iş alanına atılması ile kadının ve kız çocuğun statüsünde yükselme gibi değişiklikler dışında Türk atasözleri ve deyimlerinde ortaya çıkan sile ve akrabalık anlayışı hemen hemen günümüzdeki sile anlayışını da yansıtmaktadır.
Bu haliyle Türk ailesi Türk toplumunda nesillerin ve toplumun/kültürün devamlılığını sağlayan, birincil ilişkilerle üyelerini tatmin eden, sosyalleştirme süreci ile topluma yeni üye sağlayan, üyelerine statü aktaran ve rol modelleri sunan, bütün bu fonksiyonları ile de sosyal kontrol ve sosyo-kültürel bütünleşmede önemli rolü olan temel bir sosyal kurumdur.

KAYNAKÇA
 ARSOY, Ömer Asım, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, Cilt: I-II, 3. b., Ankara: Türk Dil Kurumu Yay., 1981.
BAŞARAN, Fatma, “Ailede Cinsiyet Rollerine İlişkin Tutum Değişmeleri” . Türkiye’de Ailenin Değişimi, Ankara: Sosyal Bilimler Derneği Yay., 1984, ss. 145-160.
DPT, Türk Aile Yapısı, VI. Beş Yıllık Kalkınma Planı Ö.İ.K Raporu, Ankara: T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilâtı Yay., 1989.
GÖKALP, Ziya, Türkçülüğün Esasları, (Haz: Mehmet Raplan), İstanbul: Kültür Bakanlığı Yay., 1976.
KÂĞITÇIBAŞI, Çiğdem, “Aile İçi Etkileşim ve İlişkiler: Bir Aile Değişme Modeli Önerisi” Türkiye’de Ailenin Değişimi, Ankara: Sosyal Bilimler Derneği Yay., 1984, ss. 131-143.
KÂĞITÇIBAŞI, Çiğdem, İnsan Aile ve Kültür, İstanbul: Remzi Kitabevi Yay., 1990.
MERTER, Feridun, 1950-1958 Yılları Arasında Köy Ailesinde Meydana Gelen Değişmeler, Ankara: T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, 1990.,
TÜLBENTÇİ, Feridun Fazıl, Türk Atasözleri ve Deyimleri, İstanbul: İnkılâp ve Aka Kitabevi, 1963.
YURTBAŞI, Metin, A Dictionary of Turkish Proverbs, Ankara: Turkish Daily News, 1993.
 
* Doç.Dr.Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü, Beytepe-Ankara
 
Türk Kültürü Kongresi Bildirileri Cilt II
e-kaynak:
http://www.akmb.gov.tr/ata/metinler/sempozyum/3.turkkulturuCII-23.htm 
 

Aralık 19, 2008

Kumuk Atasözleri ve Deyimleri

Kategori: Kumuk — okuz @ 12:50 pm
ARKA KAPAK YAZISI

Oğuz grubu lehçeleri ile Kıpçak grubu lehçeleri arasında geçiş özellikleri gösteren Kumuk Türkçesinin atasözlerini ve deyimlerini ortaya koyan bu çalışmanın, birçok yönü ile Türklük bilimine katkıda bulunacağına inanmaktayız.

Öncelikle bu çalışma ile farklı Türk topluluklarına ait – son zamanlarda Türkiye’de yayımlanmış olan – atasözlerine bir katkıda bulunulmuştur. Bu çalışmamızda atasözleri ve deyimler, hem Kumuk Türkçesi hem de Türkiye Türkçesi ile bir arada verildiği için; iki lehçenin karşılaştırılmasına, gerek dilbilgisi bakımından gerekse halk bilimi bakımından kaynaklık edecek niteliktedir. Çalışmanın dizin kısmı dilbilgisel olarak hazırlanmış olup, sözlük olarak kullanılabileceği gibi Kumuk Türkçesinin ses ve şekil bilgisini de yansıtmaktadır. Dizin kısmı, henüz kapsamlı bir Kumuk Türkçesi – Türkiye Türkçesi sözlüğü yayımlanmadığı için, sözlük ihtiyacını da belli ölçüde karşılayacaktır. 3315 atasözü ve deyim ile bunların dizininin yer aldığı bu eser, Türkiye’de bu bağlamda bugüne kadar Kumuk Türkçesi ile yapılmış en hacimli çalışmadır.

Kumuk Atasözleri ve Deyimleri (Osman Uyanık ile birlikte), Çizgi Kitabevi, Konya 2006, 398 s.

www.kitapyurdu.com'dan satın al Kitabı internet üzerinden satın almak için resim üzerine tıklayınız!

http://ridvanozturk.com/default.asp?id=62

Haziran 10, 2008

NOGAY TÜRKÇESİ ATASÖZLERİ

Kategori: Nogay, Türkiye — okuz @ 4:14 pm
Nogay Atasözlerinden Örnekler    
Yazar Hasan ÜLKER   
Nogay Türkleri, Türkiye’de haklarında hemen hemen hiç çalışma yapılmamış bir Türk boyudur. Coğrafi mekân itibari ile kısmen Kırım ve Kuzey Kafkasya’da Karaçay Türkleri ile birlikte yaşamakta iseler de, esas olarak Kafkasya’da Dağıstan Özerk Cumhuriyetinde  yoğun olarak bulunmaktadırlar. Kuzey Kafkasya’nın Ruslar tarafından işgalinden sonra buradaki  bazı Çerkes ve Karaçaylılarla beraber bir kısmı Türkiye’ye göç etmiştir.
Türk Dünyası kapılarının açıldığı son yıllarda, yoğun ilişkiler sonucu kamuoyunda pek tanınmayan Türk boyları da varlıklarını belli etmiş ve dünya coğrafyasında muhteşem bir manzara oluşmuştur. Bu oluşum sonrasında, düne kadar “Türklük” denildiğinde boş boş bakan insanlar, kendilerini tanımaya başlamışlardır.  Bugün Türk Dünyası yoğun bir hareket içindedir. Ekonomik ağırlıklı bu hareket kültürel çalışmalarla da beslenmektedir. Artık Manas, Dede Korkut sadece Kırgızistan’da, Türkiye’de değil, bütün Türk Dünyasında tanınmakta ve anılmaktadır.
Biz de denize bir damla kabilinden bir  çalışma ile üzerlerinde pek çalışılmamış olan Nogay Türklerinde kullanılan atasözlerinden örnekler vermek, Türkiye dışında yaşayan Türk topluluklarının   bütünün bir parçası olduklarını göstermek istedik. Aşağıdaki Nogay atasözleri  “Poslovitsı i Pogovorki Narodov Karaçaevo-Çerkesii”  adlı eserden alınmıştır. Adı geçen eser dört bölüm olarak hazırlanmıştır. I. Bölümde Karaçay-Malkar II. Bölümde Adıge III.Bölümde Abaza ve  IV. Bölümde Nogay atasözleri yer almaktadır. 301-360. sayfalar arasında konularına göre ayrılmış 536 Nogay atasözü vardır. Biz bunların arasından seçtiklerimizi harf sırasına göre düzenledik. Mümkün olduğunca kelime kelime vermeye çalıştık. Nogay Türkçesinin Türkiye Türkçesine yakınlığı ve  bir çok atasözünün de Türkiye’de kullanıldığı şekliyle devam ettiği  görülecektir. Bu atasözlerinde ayrıca Nogay Türklerinin değer yargılarını ve hayat tarzlarını da bulmak mümkün olacaktır kanaatindeyiz.

Nogay Atasözleri

-Adaskanga ayıp yok, kaytıp üyin tapkan song.
Şaşırana ayıp yok, dönüp evini bulduktan sonra.
-Adaspayman degen erdi, Karanga tuman adastıradı.
Ben yolumu şaşırmam diyen adam, karanlık duman içinde yolunu kaybetti.
-Aga bolayım deseng, atlanuvdan kalma, bay bolayım deseng, kazanınga aram salma.
Ağa olayım dersen koşturmaktan geri kalma, zengin olayım dersen, kazanına haram sokma.
-Aga-iniding kedirin,Yalalı bolsang bilersing, Ata-anadıng kadirin, Balalı bolsang bilersing.
Kardeşin, akrabanın kadrini düştüğünda, yaralandığında bilirsin, ata-ananın kadrini çocuk sahibi olduğunda bilirsin.
-Agalı-inili tatuv tursa, Ekpege at köp bolar. Absın-kelin tatuv tursa,Aşamaga as köp bolar.
Kardeşler tatlı olursa at çok olur, elti-gelin tatlı olursa  yemek için aş çok olur.
-Agaş etten öter, söz süekten öter.
Ağaç  etten geçer, söz kemikten geçer.
-Agaş kesseng uzın kes, yona – yona kıskarar, kiyiz kesseng kıska kes, tarta-tarta uzayar.
Ağaç kesersen uzun kes, yonta yonta kısalır, kilim kesersen kısa kes, çeke çeke uzar.
-Agaş kıyşığın talkı tüzeter, Edem kıyşığın halkı tüzeter.
Ağacın eğrisini dalı düzeltir, adamın eğrisini halkı düzeltir.
-Ahıret azabınnan dunıya namısı küşli.
Ahret azabından, dünya namusu güçlü.
-Ak nietliding atı arımas, arbası tozbas.
İyi niyetlinin atı yorulmaz, arabası yolda kalmaz.
-Akıl akıldan üyrik.
Akıl akıldan üstün.
-Akıl bastan şıgar, asıl tastan şıgar.
Akıl baştan çıkar, mücevher taştan çıkar.
-Akıl tabar, til söyler.
Akıl bulur, dil söyler.
-Akıl yasta tuvıl, basta.
Akıl yaşta değil başta.
-Ala azbandı böri aşar, yarlıdıng yıygan malın töre aşar.
İyi boğayı kurt yer, fakirin topladığı malı zengin yer.
-Aldı tegerşik kaydan köşse,songgısı da sonnan köşer.
Ön tekerlek nereden geçerse, arka tekerlek de ordan geçer.
-Algasagan kız kievge barmas, barsa da ongmas.
Çabuk evlenmek isteyen kız evlenemez, evlense de hayır getirmez.
-Algasagan suv tengizge etpes.
Hızlı akan su denize yetişmez.
-Alma e de suv iş – avırmasang köreyim, nartük e de suv iş – semirmeseng köreyim.
Elma ye de su iç-hastalanma da göreyim, mısır ye de su iç- şişmanlama da göreyim.
-Almaktıng körki – bermek.
Almanın sonu-vermek.
-Altı yasar altıstan kelse, alpıs yasar aldına şıgar.
Altı yaşındaki uzaktan gelse, altmış yaşındaki onu karşılar.
-Altın kapılıdıng kullıgı agaş kapılıga tüser.
Altın kapılıya hizmet etmek, ağaç kapılıya düşer.
-Alıs-beris bilmegen, bergende yatıp uykısı kelmegen.
Alış-veriş bilmeyen, verdiğinde gözüne uyku girmeyen.
-Anadıng köngili balada,baladıng köngili dalada.
Ananın gönlü balada, balanın gönlü dışarda.
-Aram batar, ak kalkar.
Kötülük batar, iyilik kalkar.
-Aram kapşıktıng tübi tesik.
Haram kabın dibi delik.
-Aramzadeding koynı tolı, beti kara.
Haramzadenin koynu dolu, yüzü kara.
-Arkasına ötken ayavşıl bolar.
Bir acıyı yaşayan kişi , aynı acıyı yaşayanların halini anlar.
-Arıgan atka-kamışı avır.
Yorulan ata kamçı ağır.
-Arık oydan öler, semiz maydan öler.
Arık düşünceden (nasıl doyacağım diye) ölür, besili yağdan ölür.
-Asık oynagan azar, top oynagan tozar, koy bagıp, kuyrık asagan, berinnen de ozar.
Aşık oynayan azar, top oynayan  tozutur, koyun besleyip kuyruk yiyen de hepsini geçer.
-Asılsız astan kıtar, yavapsız sözden kıtar.
Cimri adamı açlıktan öldürür, az konuşan da cevapsızlıktan öldürür.
-At arısa tuvlak, er arısa avırak.
At yorulursa sersemler, yiğit yorulursa hastalanır.
-At avnagan erde tük kalar.
At oynayan yerde tüy kalır.
-At basına kün tuvsa, avızlıgı man suv işer. Er basına kün tuvsa, etigi men suv işer.
Atın bahtına gün doğsa ağızlığı ile su içer, insanın başına gün doğsa eteği ile su içer.
-At iygisi  arıkta biliner, er iygisi yarlılıkta biliner.
Atın iyisi arıklıkta, yiğidin iyisi fakirlikte bilinir.
-At sürinmes bolarma, edem yangılmas bolarma.
Atın sürçmezi olmaz, adamın yanılmazı olmaz.
-Ata baladıng sını.
Baba oğulun sınayıcısı.
-Ata barda uvıl yas, aga barda ini yas.
Baba varken oğul genç, ağabeyi varken küçüğü genç.
-Ata minmek bir mırad, attan tüspek bir namıs.
Ata binmek bir murad, attan inmek bir namus.
-Ata ulınıng atkan ogı da kaypas, aytkan sözi de kaytpas.
Oğul babası gibi olursa attığı ok da dönmez, söyledeği söz de dönmez.
-Ata- balaga sınşı.
Baba, oğulun öğreticisidir.
-Atadan körgen ok yonar, anadan körgen ton pişer.
Babasından gören ok yontar, anasından gören kürk biçer.
-Ataga usap ul tuvmas, anaga usap kız tuvmas.
Ataya benzeyip oğul doğmaz, anaya benzeyip kız doğmaz.
-Atang barda el tanı, atıng barda er tanı.
Baban varken çevrendekilerle (baba dostları ile) tanış, atın varken çevreni gez.
-Atang ölse de, atangdı körgen ölmesin.
Atan ölse de, atanı gören ölmesin.
-Atası maktagandı alma, avıldası maktagandı salma.
Atasının methettiğini alma, komşusunun methettiğini salma.
-Atasına yahşılık etpegennen, yahşılık kütpe.
Atasına iyilik yapmayandan iyilik bekleme.
-Atasız öksiz-yartı öksiz, anasız öksiz-kerti öksiz.
Babasız öksüz yarım öksüz, anasız öksüz gerçek öksüz.
-Attı kamışı öltürer, erdi namıs öltirer.
Atı kamçı öldürür, yiğidi namus öldürür.
-Atım yok aranda, kaygım yok boranda.
Ahırda atım yok, fırtınadan endişem yok.
-Atın süygen alasam der, hatının süygen tamaşam der.
Atını seven kıratım der, kadınını seven temaşalığım der.
-Avla tolu malıng bolganşa, er erde dosıng bolsın.
Avlu  dolusu malın olacağına  her yerde dostun olsun.
-Avıl iyti ala bolsa da, böri körse biriger.
Ağılların köpekleri ayrı ayrı olsalar da, kurdu gördüklerinde birleşirler.
-Avıldasıng kim bolsa, adanasıng sol.
Komşun kimse, kardeşin odur.
-Avılga aytsam aşadı, kongısıga aytsam kosadı.
Halktan birine söylesem yayılır, komşuya söylesem çarpıtır.
-Avırmagan baska yavlık baylama.
Ağrımayan başına bez bağlama.
-Avıruv attan şıgar.
Hastalık attan çıkar.
-Avıruvdıng aldın al.
Hastalığın  önünü kes.
-Ayagı baskanın, közi tanımaydı.
Ayağın nereye bastığını göz görmez.
-Ayagı yaman tördi bulgaydı, avızı yaman eldi bulgaydı.
Ayağı kötü baş köşeyi batırır, ağzı kötü cemiyeti karıştırır.
-Ayagın körüp asın iş, anasın körip kızın al.
Ayağını  görüp aşını iç, anasını görüp kızını al.
-Ayagına kara da kımızın iş, anasına kara da kızını al.
Ayağına bak da kımızın iç, anasına bak da kızını al.
-Ayamda bolsa yalarman, anamda bolsa alarman.
Avucumda olsa yalarım, anamda olsa alırım.
-Ayavlı dostıng malı bir, kemege mingenning yanı bir.
İyi dostun malı bir, gemiye binenlerin canı bir.
-Ayaz bolsa suvıtar, bulıt bolsa yılıtar, tuvgan-ösken erlerin tentek kisi mutar.
Rüzgâr olsa üşütür, bulut olsa ısıtır, doğup büyüdüğü yerleri aptal kişi unutur.
-Ayda bir at bergennen, künde bir tostakay may bergen artık.
Ayda bir at vermektense, her gün bir tabak yağ vermek daha iyidir.
-Ayday bilmes at öltirer, söyley bilmes söz keltirer.
Sürmesini bilmeyen at öldürür, konuşmasını bilmeyen (kendine) söz getirir.
-Aylandırgan avıruv almay koymas.
Dolaştıran (çektiren) hastalık almadan bırakmaz.
-Aytarman-mennen keter, tınglamasang -sennnen keter.
Söylerim benden gider, dinlemezsen senden gider.
-Aytkanga ıynanma, akılınga kelse ıynan.
Söylenene inanma, aklına yatana inan.
-Ayvan alası tısında, edem alası işinde.
Hayvan alası dışında, insan alası içinde.
-Ayırılgandı ayuv er, Bölingendi böri er.
Ayrılanı ayı yer, bölüneni kurt yer.
-Az aşa köp şayna-tüyilmessing, az söyle, köp tıngla-yangılmassıng.
Az ye çok çiğne- döğülmezsin (kuvvetli olursun), az söyle çok dinle- yanılmazsın.
-Az aşagan, taza aşar.
Az yiyen, temiz yer (Az yiyen, birşey bırakmaz!…).
-Az söz-altın, köp söz kümis.
Az söz altın, çok söz gümüş.
-Azdı bilmegen, köpti de bilmes.
Azı bilmeyen çoğu da bilmez.
-Aşıkkan aska piser.
Acele edenin ağzı yanar.
 
-Bakkandı bilmegen, bagıslagandı da bilmes.
Mala (hayvan)  bakmasını bilmeyen, değerini de bilemez.
-Bakırak-bakırak bardı aytar, bargan sözin yartı aytar.
Herşeyi sahiplenen varolanı söyler, söylerken de yarım söyler.
-Baladı yastan, kelindi bastan terbiyalav.
Çocuğu küçüklükten, gelini geldiği andan itibaren terbiyele.
-Balalı kargaga kok artpas.
Yavrulu kargaya yiyecek kalmaz.
-Balalı üy-bazar, balasız üy-mezar.
Çocuklu ev pazar, çocuksuz ev mezar.
-Balalı üyde melek bar, balasız üyde elek bar.
Çocuklu evde melek var, çocuksuz evde elek (anlaşmazlık) var.
-Balam barar erge, bele-kaza barmasın.
Kızım evleniyor, bela-kaza onunla gitmesin.
-Balık süygen suvga etegin malar.
Balık seven, suya eteğini salar.
-Bara-bara bayram kalar, bayramnan song kurman kalar.
Gide gide bayram kalır, bayram sonu kurban kalır.
-Barma töre kasına, bayısang özi keler kasınga.
Çıkma zenginin karşısına, sen zengin olursan kendisi gelir karşına.
-Bas baladan, mal tanadan.Akıllı insan çocukken belli olur, iyi inek danalığında belli olur.
-Bası baskadıng, akılı baska.Başı başkanın aklı başka.
-Basına payda etpegen, dosına payda etpes.
Kendisine faydası olmayanın, dostuna faydası olmaz.
-Basınga kelgen beleden beleden, eteging kesip bolsa da kutıl.
Başına gelen belâdan, eteğini kesip de olsa, kurtul.
-Bay mınan barıspa, betir minen kürespe.Zengin ile barışma, yiğit ile uğraşma.
-Baydıng kızı ölmey, yarlıdıng kızına kün tuvmas.
Zenginin kızı ölmeden, fakirin kızına gün doğmaz.
-Baysız pişe-patşa.Kocasız kadın-kraliçe.
-Bereket kelinning ayagınnan, şobannıng tayagınnan.Bereket gelinin ayağından, çobanın dayağından.
-Bergen üyine barayık, beren-şeren eteyik.Verenin evine gidelim, ne varsa altını-üstüne getirelim.
-Bergen yumart tuvıl, algan yumart.Veren cömert değil, alan cömert.
-Bilegi yuvan birdi yıgar, bilimi artık mıngdı yıgar.
Bileği güçlü biri yıkar, bilimi fazla olan bini yıkar.
-Bilgenge bir soksang da saz, bilmegenge davılbaz da az.
Bilene bir çalsan saz, bilmeyene davlumbaz az.
-Bir edemning üyi kalası bolar, ası – balası bolar.
Cimri, hasis adamın evi kalesi olur (girilmez), aşı-yemeği, çocuğu gibi kıymetli olur.
-Bir körgen bilis, eki körgen tanıs.Bir gören bilir, iki sefer gören tanışır.
-Bir şeşekey men yaz bolmas.Bir çiçekle yaz olmaz.
-Birev söyler, birev uyalar.Biri söyler, biri utanır.
-Biyimde de bar, biykemde de bar.
Kadınlar birbirleri ile dövüşürken diyor “benim annemde de var, karımda da var”.
-Bolayak on yasında da yas tuvıl, bolmayak yırma beste de yas.
Olacak on yaşında da çocuk değil, olmayacak yirmi beşinde de çocuk.
-Böri bolsang kök bol, er bolsang – aytkanınga berk bol.
Kurt olursan gök (boz) ol, yiğit olursan sözüne sadık ol.
-Böriding kuyrıgın keskeni men, ol iyt bolmas.Kurdun kuyruğunu kesmeyle o it olmaz.
-Borışlı ölmes, şerli öler.Borçlu ölmez, şerli ölür.
-Bos mıltık eki kisidi korkustar.Boş tüfek iki kişiyi korkutur.
-Bügüngü isingdi tanglaga kaldırma.Bugünkü işini yarına bırakma.
-Büldirvüşi ining bolsa, tüzetüvşi agang bolsın.
Bozguncu, dağıtıcı kardeşin varsa, düzeltici, birleştirici annen olsun.
-Bulganşık suvda balık boladı, köp söylegen kiside bele boladı.
Bulanık suda balık olur, çok konuşan kişiden belâ gelir.
 
-Dos bergenning tısına karama.
Dostunun  verdiğinin dışına bakma.
-Dos doska kerek, asabı durıs kerek.
Dost dosta gerek, hesabı dürüst gerek.
-Dos esabı köngilden.
Dostun hesabı gönülden.
-Dos üyinde oltırıp ket, duşpan üyinde turıp ket.
Dostunun evinde oturup git, düşmanının evinde oturmadan, görüşmeni bitir ve hemen ayrıl.
-Doska bergen borışka.
Dosta verilen borçtur.
-Dosıng berse kım, uvısınga yım.
Dostun verse sus, avucunu yum.
-Dosınga mungkir kazba, özüng tüsersing.
Dostuna çukur kazma, kendin düşersin.
-Dosıngnıng asın duşpanday aşa.
Dostunun aşını düşman gibi ye.
-Dosıngnıng bekisi men müyiz kes, duşpanıngnıng bekisi men kiyiz kes.
Dostunun bıçağı ile boynuz kes, düşmanının bıçağı ile kilim kes.
-Duşpan ayakka, dos baska karar.
Düşman ayağa, dost başa bakar.
-Duşpan külip üyreter, dos urısıp üyreter.
Düşman gülerek öğretir, dost azarlayarak öğretir.
 
-Edem bolar baladıng kisi minen isi bar, edem bolmas baladıng kisi minen nesi bar.
Adam olacak çocuğun insanlarla işi var, adam olmayak çocuğun insnlarla ne işi var.
-Edem sözi tas yarır, tas yarmasa, bas yarır.
Adam sözü taş yarar, taş yarmasa baş yarar.
-Edem üreginde arslan yatagı bar.
İnsan yüreğinde aslan yatağı var.
-Edem-edemge konak, yan-tenge konak.
Adam adama konak, can tene konak.
-Eki ölşe, bir kes.
İki ölç, bir kes.
-Eki sıyırdıng ayranı köp, eki hatınnıng vayranı köp.
İki sığırın ayranı çok, iki kadının dedikodusu çok olur.
-El agasız bolmas, ton yagasız bolmas.
El ağasız olmaz, kürk yakasız olmaz.
-El almagan, elli yıl yatar.
Halkın kaldırmadığı elli yıl kalır.
-El bolgan erde betir de bolar.
İnsanların olduğu yerde yiğit de olur.
-El bolmasa, suvık yok.
Yel olmazsa soğuk yok.
-El espese, şöp bası kıymıldamas.
Yel esmezse çöp başı kımıldamaz.
-El kaznası-eski söz.
Halkın hazinesi-eski söz.
-Elde amanşılık bolsa, elşi avırar.
Halk içinde hastalık yoksa, iyileştirici hasta olur.
-Eldi sökpe.
Ülkeni kötüleme.
-Elding avızına elli arşın böz etpes.
İnsanların ağzını kapatmaya elli arşın bez yetmez.
-Elding işi-altın besik.
Halkın işi-altın beşik.
-Elim boluvdan edem boluv kıyın.
Alim olmaktan adam olmak zor.
-Elli yıldan el yangırar.
Elli yılda toplum yenilenir.
-Elşiding keşikkeni hayır.
Elçinin gecikmesi hayırdır.
-Emisting iygisine kurt tüser.
Yemişin iyisine kurt düşer.
-Epsizdi elşilikke yiberseng, soramay aytpas.
Aptalı elçiliğe göndersen, sormadan söylemez.
-Er aytpas, aytkanınnan kaytpas.
Yiğit demez. dediğinde de sözünden dönmez.
-Er iygisi burınlı bolar.
Erkeğin iyisi burunlu olur.
-Er kadirin el biler.
Yiğidin kadrini çevresindekiler bilir.
-Er kartaydı – kuş taydı, ekevledi soltanım.
Erkek yaşlandı- gücü tükendi, kötülükler çoğaldı.
-Er kayratlansa, ekev bolar.
İnsan kendine güvenirse, gücü iki kat artar.
-Er ötirik söylemes, ep ötirik söyler.
Erkek yalan söylemez, şartlar yalan söyletir.
-Er tamırınnan er tamırı köp bolar.
İnsanlar arasındaki akrabalık, yerdeki köklerden daha fazladır.
-Er tarıkpay molıkpas.
İnsan darda kalmadan rahata ermez.
-Er yangılıp kolga tüser, kus yangılıp torga tüser.
İnsan yanılır esir düşer, kuş yanılır kafese girer.
-Er yanılmay bolmas, at sürinmey  bolmas.
İnsanın yanılmazı olmaz, atın sürçmeyeni olmaz.
-Er şıragı-eki köz.İnsanın ışığı iki gözü.
-Erden ozuv bar, elden ozuv yok.
Erden vazgeçilir, elden  (vatandan) vazgeçilmez.
-Erding atın ya atı şıgarar, yade hatını şıgarar.
Erkeğin adını ya atı çıkarır, ya da kadını çıkarır.
-Erekte avızın yappagan, köpir avızda sözin tappagan.
Köprüden uzakta ağzını kapatmayan, köprü başında söz bulamayan.
-Erge devlet kuralsa, bas duşpanı dos bolar.
Erden devlet taygan  song, bas dosları kas bolar.
İnsan güçlü olursa baş düşmanları dost olur, güçsüz düştüğünde ise dostları kaybolur.
-Eri baydıng eli bay.
İnsanı zenginin, ülkesi zengin.
-Erinşekting ertengisi bitpes.
Erinceğin yarını bitmez.
-Erte turgan erding ırısı artık.
Erken kalkanın rızkı çok olur.
-Esaplı dostıng malı bir, antlı dostıng yanı bir.
Hesabını bilen dostların malları bir, yeminli dostların canları bir.
-Esitken yangılıs, körgen kerti.
İşiten yanlış, gören doğru.
-Et etke, sorpa betke.
Et ete, çorba benize.
-Et kanlı bolsın, yigit yanlı bolsın.
Et kanlı olsun, yiğit canlı olsun.
-Etimge eti kisi bas.
Yetimin yedi başı var (Yedi kişi emreder).
-Etimning karnı-eti kabat.
Yetimin karnı-yedi kat.
-Etispesti ongmas kuvar.
Talihsiz kişi olmayacak işlerin peşinden koşar.
 
-Hatın karıganın bilmes, eşek arıganın bilmes.
Kadın ihtiyarladığını bilmez, eşek yorulduğunu bilmez.
-Hatında hatın bar, torgay etin as etken, hatında hatın bar, baytal etin tas etken.
Kadınlardan kadın var serçe etinden aş eder, kadınlardan kadın var koca gövdeyi kaybeder.
-Hatınlarda hatın bar, kara suvdı as eter, hatınlarda hatın bar, kumar közdi yas eter.
Kadınlardan kadın var kuru suyu aş eder, kadınlardan kadın var  kör  gözü yaş eder.
-Hatınnıng ekevi bazar, üşevi-yarmalık.
İki kadın pazar, üç kadın panayır.
 
-İesin sıylagannıng iytine süek taslar.
Sahibi saygı gören kimsenin köpeğine kemik verilir.
-İnisi bardıng-tınısı bar.
Kardeşi olanın arkası kuvvetli olur.
-İslese kulday, tursa biydey.
Çalıştığında işçi gibi, oturduğunda bey gibi.
-İytli konak oramga sıymas.
Köpekli konuk sokağa sığmaz.
-İyttey kabıp, attay tevip.
İt gibi ısırır, at gibi teper.
-İytting yamanı in kazar, pişe yamanı-künde azar.
Köpeğin yamanı çukur kazar, kadının kötüsü hergün tartışır.
-İşip toymagan, yalap toymas.
İçip doymayan, yalayıp doymaz.
 
-Kadere bergen attıng tüsine karamas.
Kaderin verdiği atın dişine bakılmaz.
-Kadir bilmes kardaştan, kedir bilgen yat yahşı.
Kadir bilmez kardeşten, kadir bilir yabancı iyi.
-Kadıdıng kabırınnan kırk adım alıs.
Kadının (hakimin) mezarından kırk adım uzak geç.
-Kalgan iske kar yavar.Kalan (ertelenen)  işe kar yağar.
-Kamışıdı silke almagan, özüne tiygister.
Kamçıyı sallamasını bilmeyen kendisine vurur.
-Kan şıkkandı karga biler, yan şıkkandı molla biler.
Kanın çıktığını (kokusunu)  karga bilir, can çıktığını molla bilir.
-Kancıgadıng batkanın, kaptal bilmes, at biler. Atadan yahşı ul tuvganın kardaş bilmes, yat biler.
Yükün ağırlığını çeken at bilir, iyi oğul doğduğunu kardeş değil diğer insanlar bilir.
-Kar küregen aslık kürer.
Kar küreyen, aş kürer.
-Karama özine-kara sözine.
Kendisine bakma, sözüne bak.
-Kardaştıng azarı bolsa da, beteri bolmas.
Kardeşin azarlaması olsa da, kötülüğü olmaz.
-Karga neşe çakırsa da, kaz bolmas.
Karga ne kadar bağırsa da, kaz olmaz.
-Karga şakırıp kıs bolmas, torgay şakırıp yaz bolmas.
Karganın bağırmasıyla kış olmaz, serçenin ötmesiyle yaz olmaz.
-Kat – yigitting is bası, aldında ezir ası.
Elleri nasırlı yiğidin aşı önünde hazır olur.
-Kat bilmegen zat bilmes.
Ellerinde nasır bilmeyen (çalışmayan), hiç bir şey bilmez.
-Kazan avızı aşık bolsa, iytke de namıs kerek.
Kazanın kapağı açıksa, o zaman köpeğin namuslu olması gerek.
-Kazannıng karası yugar, yamannıng belesi yugar.
Kazanın karası bulaşır, kötünün belâsı bulaşır.
-Kazanı asuvlıdıng kapısı yabılmas.
Kazanı kaynayan evin kapısı kapanmaz.
-Kazanı kırda, oşagı üyde.
Kazanı kırda, ocağı evde.
-Kel demek bar, ket demek yok.
Gel demek var, git demek yok.
-Kelgenşe konak uyalar, kelgennen song konakbay uyalar.
Gelinceye kadar  konuk utanır, geldikten sonra ev sahibi utanır.
-Kelin kemtiksiz bolmas, kayınana kemiriksiz bolmas.
Eksiği olmayan gelin olmaz, konuşmayan kaynana olmaz.
-Kemege mingenning tilegi bir.
Gemiye binenlerin dilekleri birdir.
-Kengesli ton keng şıgar.
Çok danışılarak biçilen kürk bol olur.
-Kerek tastıng avırlıgı yok.
Gerekli taşın ağırlığı olmaz.
-Kerek üşin terek yık.
Gerektiğinde ağaç kes.
-Kerekpesti yıymasang, kerekkende tappassıng.
Gerekmezi toplamazsan, gerektiğinde bulamazsın.
-Keşe karanga bolsa, yuldızı yarık bolar.
Gece karanlık olsa, yıldızı parlak olur.
-Kisige munkir kazsang, özing atılarsıng.
Başkasına çukur kazarsan, kendin düşersin.
-Kisige yamanlık tilegenşe, özinge yahşılık tile.
Başkaları için  kötülük isteyinceye kadar, kendine iyilik iste.
-Kökke köterip kelgendi, erge karatıp yiberme.
(Seni) göklere çıkarıp geleni, yere baktırıp gönderme.
-Kökürekte bar, kolda yok.
Gönülde var, elde yok.
-Kol kıbırdasa, avız da kıbırdar.
Kol kıpırdasa, ağız da kıpırdar.
-Konak az oltırıp, köp sınaydı.
Konuk az oturur, çok görür.
-Konak bolsang kolga tüs, yolavşı bolsang yolga tüs.
Konuk olsan iyi evsahibine rastgel, yolcu olsan yola düş.
-Konak bolsang, tiling tıy.
Konuk olsan, dilini tut.
-Konak kelse et piser, et pispese bet piser.
Konuk gelse et pişer, et pişmese yüz pişer (ev sahibinin yüzü kızarır).
-Konak toysa esikke karar.
Konuk doysa eşiğe bakar.
-Konakka sorap bergenşe, sogıp ber.
Konuğa sorup vereceğine, vurarak ver.
-Konaktıng kursagı toysa, közi yol karar.
Konuğun karnı doysa, gözü yolda olur.
-Köp biledi degen küledi, özim bilemen degen öledi.
Başkaları çok biliyor diyen güler, yalnız ben bilirim diyen ölür.
-Köp sözding azı yahşı, az sözding özi yahşı.
Çok sözün azı güzel, az sözün özü güzel.
-Köp tükirse köl bolar.
Herkes tükürse göl olur.
-Köp yaşagannan sorama, köp yurgennen sora.
Çok yaşayandan sorma, çok gezenden sor.
-Köp-korkıtadı, teren-batıradı.
Çok korkutur, derin batırır.
-Köplegen konak atkarar, kömeklegen -yavdan kutkarar.
Bir araya gelenler konağını iyi ağırlar, yardımlaşan düşmahdan kurtulur.
-Köpten koyan kutılmas, yalgızdıng aytkan sözi tutılmas.
Çokluktan tavşan kurtulmaz, yalnızın söylediği söz tutulmaz.
-Köpten koyan kutılmas.
Çoktan tavşan kurtulmaz.
-Köpting avazı bir bolsa, birding avazı yok bolar.
Çoğunluğun sesi bir olsa, tek kişinin sesi yok olur.
-Korkak mıng öledi, betir bir öledi.
Korkak bin ölür, batır bir ölür.
-Korkaktan sorama közi aytar, tentekten  (aptal) sorama sözi aytar.
Korkağa sorma gözü söyler, aptala sorma sözü söyler.
-Korkaktı köp kuvlasang, betir bolar.
Korkağı çok kovalarsan, cesur olur.
-Korkkanga kos koriner.
Korkana çok görünür.
-Körklige köne kiygistseng de, yarasar.
Gösterişli, yakışıklı olana eski-püskü giydirsen de yakışır.
-Korkpa marttıng kısınnan, kork aprelding besinnen.
Korkma martın kışından, kork nisanın beşinden.
-Kösevi uzınnıng kolı küymes.
Maşası uzunu olanın eli yanmaz.
-Köz korkak-kol batır.
Göz korkak, kol batır.
-Közel-közel tuvıl dı, köngil tüsken-közel di.
Güzel güzel değildir, gönlün sevdiği güzeldir.
-Közing avırsa, kolung tıy, işing avırsa, avızıng tıy.
Gözün ağrırsa elini tut, karnın ağrırsa ağzını tut.
-Kudalık ayırılsa da, tuvganlık ayırılmas.
Dünürlük ayrılsa da, akrabalık ayrılmaz.
-Kula tüzdi suv alsa, kuba kazdıng tösinnen, kulaksızga söz aytsang, kulagınıng tısınnan.
Yanmış ovayı su bassa bile kazın göğsüne su yapışmaz, anlamayan adama söz söylesen kulağının dışında kalır.
-Kuldan tuvgan kul bolmas, yaman tuvgan kul bolur.
Kuldan doğan kul olmaz, kötü doğan kul olur.
-Küle baksang, köylegine yamavlık sorar.
Fakirle samimi olsan, gömleğine yamalık kumaş ister.
-Kulluk etkende kulday bol, atlanganda biydey bol.
Çalıştığında işçi gibi ol, ata bindiğinde bey gibi ol.
-Külme doska, keler baska.
Gülme dostuna gelir başına.
-Kün körmegen kün körse kündiz şırak yandırar.
Gün görmemiş gün görse gündüz çıra yakar.
-Kündesting otı da, suvı da kündes.
Birbiriyle cekişen iki kadın (kuma)’ın ateşi de, suyu da tartışır.
-Künşi köbeymes, bakılşı bayımas.
Kıskanç adam büyük aileli olmaz, kötü adam zenginlemez.
-Kus uyasında ne körse, uşkanda da sonı eter.
Kuş yuvasında ne görse, uçtuğunda (ayrıldığında) da onu yapar.
-Kutlı konak kelse, koy egiz tabar.
Kutlu konuk gelse koyun ikiz doğurur.
-Küşi etken-küşi etpegenning küşpeni.
Gücü yeten, gücçsüzün efendisidir.
-Kılık kızga kerek, kızdan aldın yigitke kerek.
Terbiye kıza gerek, kızdan evvel yiğide gerek.
-Kılış kespesti tilek keser.
Kılıç kesmezi dilek keser.
-Kırk yıl saban aydasang, bir yıl türening altınga tier.
Kırk yıl tarla sürersen, bir yıl sabanın altına değer.
-Kıs karlı bolsa, yaz yavınlı bolar.
Kış karlı olsa, yaz yağmurlu olur.
-Kısıng tuman bolsın, marazıng tımav bolsın.
Kışın duman olsun, hastalığın hafif olsun.
-Kız kimdi süyse, sonıkı.
Kız kimi severse, onundur.
-Kız kılıgı man süydirer.
Kız davranışları ile sevdirir.
-Kızıng yaman bolsa, kızıl kiygist.
Kızın çirkin ise, kırmızı giydir.
 
-Malı ketken yarlı tuvıl, sını ketken yarlı.
Malı giden zavallı değil, şerefi giden zavallı.
-Mart şıkpay, dert şıkpas.
Mart çıkmadan dert çıkmaz.
-Maslagatlı toy tarkamas.
Öğütlü törenler sonlanmaz.
-Meneli söz maldan artık.
Manalı söz maldan güzel.
-Misapir atangnan üyken.
Misafir, babandan büyüktür.
-Molla bermes, bergen erden kalmas.
Molla vermez, veren yerden kalmaz.
-Mısalsız söz-tuzsız as.
Misalsiz söz-tuzsuz aş.
-Mısırda patşa bolgannan, elimde şoban bolganı artık.
Mısırda padişah olmaktansa, ülkemde çoban olmak iyi.
 
-Nesip, kayda barasıng? Til bir erge baraman.
Nasip, nereye gidiyorsun? Dili bir yere gidiyorum.
 
-Ocagınıng bası şoklı, oltırgan eri koklı.
Ocağın dışı (bacası) güzel, oturduğu yer bakımsız.
-Oltırgan kız ornın tabar.
Oturan kız yerini bulur.
-Önerli ölmes, önersiz kün körmes.
Hünerli ölmez, hünersiz gün görmez.
-Önerli örge yurer, önersiz körge kirer.
Hünerli başarıya koşar, hünersiz yerin altına (mezara) girer.
-Ong kolıng man berseng, sol kolıng man alarsıng.
Sağ kolun ile versen, sol kolun ile alırsın.
-Onggannıng eki dosı bir keler, ongmagannıng eki borışı bir keler.
Talihlinin iki dostu bir gelir, talihsizin iki borçlusu bir gelir.
-Onggannıng üyine kobız kirer, ongmagannıg üyine abız (molla) kirer.
Talihlinin evine düğün, şenlik girer, bahtsızın evine ölüm girer.
-Ongmas yigit, bolmas erden konıs kurar.
Ongmaz yiğit, kutsuz yere çadır kurar.
-Orazası yok namazı yok, onggan avıl cemboylık.
Orucu yok, namazı yok, şanslı halk  cemboyluk.
-Orta yolda arbang sınmasın, orta yasta hatınıng ölmesin.
Yolun ortasında araban kırılmasın, hayatının ortasında karın ölmesin.
-Osal kisi ayagına karap yurer, mahtanış kökke karap yurer.
Kötü (sebatsız) insan ayağına  (yere) bakıp yürür, övüngeç göğe bakıp yürür.
-Ötirik sözding örkeni yok, akılsız kızdıng törkini yok.
Yalanın temeli yok, akılsız kızın evi (ailesi)  yok.
-Ötirikşi törge bir şıgar, eki şıkpas.
Yalancı baş köşeye bir sefer çıkar, ikinci sefer çıkamaz.
-Ötirikşiding üşin sözi de zaya.
Yalancının doğru sözü bile yalan.
-Otka bargan hatınnıng otız avız sözi bar.
Ateş almaya giden kadının otuz ağız sözü var.
-Ötpes pışak kol keser.
Kör bıçak kol keser.
-Oylamay söylegen, avırmay öler.
Düşünmeden söyleyen (konuşan), hastalanmadan ölür.
-Ozgan yamgırdı yamışı alıp kuvma.
Geçmiş yağmuru yamçı alıp kovalama.
-Özi isine divana, kisi isine kuvana.
Kendi işini önemsemez, başkasının işine sevinir.
-Özi söylep özi külgen-yayrang yigit, özi söylep halk külgen-kayrang yigit.
Kendi söyleyip, kendisi gülen boş adam, Kendi söyleyip, halkı gülen hoş adam.
-Özi yıgılgan-yılamas.
Kendi düşen ağlamaz.
-Özing arısang, yoldasıngdı öldi dep bil.
Kendin yorulduğunda, yoldaşını öldü bil.
 
-Saban tübi-sarı altın.
Ekin dibi-sarı altın.
-Sabır tübi-sarı altın.
Sabrın sonu sarı altın.
-Sav baska-satlık maraz.
Sağlam başa-satın alınmış hastalık.
-Sirkeli tay at bolar, simgirikli bala er bolar.
Sirkeli tay at olur, sümüklü çocuk er olur.
-Söylegennen tıngla, bilgennen angla.
Söyleyenden dinle, bilenden anla.
-Söyley-söyley söz şıgadı, türtkilese köz şıgadı.
Söyleye söyleye söz çıkar, dürtüklese göz çıkar.
-Söz ben şirkeydi de öltirip bolmas.
Söz ile sivrisineği bile öldüremezsin.
-Söz sözdi şıgarar, ümırık közdi şıgarar.
Söz sözü çıkarır, yumruk gözü çıkarır.
-Sözding bası bir puşık, ızı bir kuşak.
Sözün başı tel olur, arkası kuşak olur (Sözün başı bir damla, arkası göl olur).
-Sözing sav bolsa, basıng tav bolar.
Sözün halkda yaşıyorsa, hatırın dağ gibidir.
-Süt pen kirgen, süek pen şıgar.
Süt ile giren kemik ile çıkar.
-Suv körmey etik şeşpe.
Suyu görmeden…
-Suvga süenme, yavga  ıynanma.
Suya dayanma, düşmana (yağıya) inanma.
-Süygenning asın duşmanday aşa.
Sevdiğinin aşını düşman gibi ye.
-Süymesem de süyemen, süygenimning süygeni.
Sevmesem de severim, sevdiğimin sevdiğini.
-Süymesing kelse, üy sıpır.
Sevmediğin gelirse ev süpür.
-Sırıng aytpa dosınga, dosıngnıng da dosı bar.
Sırrını söyleme dostuna, dostunun da dostu var.
-Sıylasang sıy körersing.
Değer verirsen, değer görürsün.
-Sıyır kurşanggıdı tilinnen tabar.
İnek kabuğu diliyle bulur.
-Şanışa almagan-iynesinnen körer, tarta almagan yibinnen körer.
Dikmesini bilmeyeniğnesinden görür, çekmesini bilmeyen ipinden görür.
-Şaşpagan arımas.
Ekmeyen yorulmaz (biçmez).
-Şegertkiden korkkan, egin ekpes.
Çekirgeden korkan ekin ekmez.
-Şeşen yigit elge ortak, Şeber yigit malga ortak.
Akıllı yiğit yönetici olur, çalışkan yiğit mal sahibi olur.
 
-Tamaktan kalgan yavdan kalganga esap.
Damaktan kalan düşmandan kalmış gibidir.
-Tang atpay, künning közi tuvmas.
Tan atmadan günün gözü doğmaz.
-Tarı şaşkan boza işer.
Darı saçan (eken) boza içer.
-Tatuv bolsang balday bol, aşşı bolsang tuzday bol.
Tatlı olsan bal gibi ol, acı olursan tuz gibi ol.
-Tavda ösken baladıng eki közi tasta, etim kalgan baladıng eki közi yasta.
Dağda büyüyen çocuğun iki gözü taşta, yetim kalan çocuğun iki gözü yaşta.
-Tavda öskenning tuyagı katı, baska öskenning bavırı katı.
Dağda büyüyenin tırnağı sert, yalnız büyüyenin bağrı katı.
-Tavdı-tastı el buzar, edem ulın söz buzar.
Dağı-taşı insanlar bozar, adem oğlunu söz bozar.
-Tavga tas atpa.
Dağa taş atma.
-Tay yamanı yorga boladı, edem yamanı molla boladı.
Tayın kötüsü yorga olur, adamın kötüsü molla olur.
-Teng tengi men, teke müyizi men.
Akran akranı ile, teke boynuzu ile.
-Tentek özin özi davga sanar.
Aptal kendini deve zanneder.
-Tentek suvga semirer.
Aptal suda bile şişmanlar.
-Tentek toy eter, törinde özi oltırar.
Deli (akılsız, divane) düğün yapar, baş köşeye kendi kurulur.
-Tentekke künde bayram.
Akılsıza her gün bayram.
-Tentekke tek turmak-kuş.
Aptala, (söz dinlemeyen, şımarık) doğru durmak zor.
-Tentekten sorama, özi aytar.
Deliye sorma kendi söyler.
-Tentekting dosı köp bolar.
Aptalın dostu çok olur.
-Tentekting tastarın tekene tozdırar.
Aptal kadının örtüsü çamaşır leğenini eskitir.
-Ter şıkkanın ten tuymas, akşa şıkkanın er tuymas.
Terin çıktığını ten duymaz, akçanın çıktığını yer duymaz.
-Terek şaşpay tal bolmas, borışlıda mal bolmas.
Fidanı dikmeden ağaç olmaz, borçluda mal olmaz.
-Teren yılga tavıssız agar.
Derin nehir sessiz akar.
-Termede yatkan termesin maktar, üyden şıkpagan kül töbesin maktar.
Çadırda yaşayan çadırını över, yerleşik insan yaktığı külleri (küllerden yaptığı dağı) över.
-Termeni yaman-unı iygi, atası yaman-ulı iygi.
Değirmeni kötü-unu iyi, babası kötü-oğlu iyi.
-Tevekelşi erge nur yavar.
Coşkulu, çalışkan yere nur yağar.
-Til bir bolsa, is  ör bolur.
Dil bir olsa, başarı yüksek olur.
-Til tas yarar, tas yarmasa bas yarar.
Dil taş yarar, taş yarmasa baş yarar.
-Til yarası tüzelmes, kılış yarası tüzeler.
Dil yarası düzelmez (iyi olmaz), kılıç yarası düzelir.
-Til- bele, tis-kaya.
Dil belâ, diş kaya.
-Tildi süek yok.
Dilde kemik yok.
-Tiri bolıp sanda yok, öli bolıp körde yok.
Diri ama canlı değil, ölü ama mezarda değil.
-Tiride sıylaspagan, ölide yılaspas.
Diriyken tanışmayan, ölünce ağlaşmaz.
-Tirlikting küşi-birlikte.
Dirliğin gücü-birlikte.
-Tirnekli edem töredi kül eter.
Gücü olan, töreyi köle eder.
-Tisi şıkkan balaga, şaynap bergen as bolmas.
Dişi çıkamış çocuğa çiğnenip verilen aş olmaz.
-Tisim, saga razıman, tilimning kalasısıng, tilim, saga razı tuvılman, basımnıng belesising.
Dişim, senden razıyım, dilimin kalesisin, dilim, senden razı değilim, başımın belâsısın.
-Tolmaska kuyma, toymaska berme.
Dolmaza dökme, doymaza verme.
-Törkini yuvıktıng tösegi yıyılmas.
Evi yakın olan gelinin döşeği toplanmaz.
-Toyga barsang erte bar, erte barsang orın bar.
Düğüne gidersen erken git, erken gidersen yer var.
-Toygan kız törkinin tanımas.
Gelin olup giden  kız (zengin olup mala doyan kız), kendi evdekilerini , yakınların bile tanımaz.
-Toymagannan ton kiyseng, toyda betingdi kara eter.
Görmemişin kürkünü giysen, toyda yüzünü kara eder.
-Tüedey boynıng bolganşa, tüymedey akılıng bolsın.
Deve gibi boynun olacağına, düğme kadar aklın olsun.
-Tuvar toysa bek keter, yaman toysa, öpke eter.
Hayvan doysa iyi gider, kötü doysa sana küser.
-Tuvgan elding eri-cennet-, suvı-serbet.
Vatanımın (doğduğum yer) yeri cennet, suyu şerbet.
-Tuvgan erde er yurer, toygan erde iyt yurer.
Yiğit doğduğu yerde yürür, it doyduğu yerde yürür.
-Tuvra aytkan kutılar, aldap aytkan tutılar.
Doğru söyleyen kurtulur, yalan söyleyen tutulur.
-Tuvra aytkan tuvganga yaramas.
Doğru söyleyenden akraba olmaz.
 
-Ul tuvganga kün tuvadı.
Oğlan doğduğunda gün doğar.
-Ulım üyde-ırısı tüzde, kızım üyde-kılıgı tüzde.
Oğlum evde-rızkı dışarda, kızım evde-sözü dışarda.
-Ulıng aşuvlansa, örge şık, kieving aşuvlansa, esik bavın tut.
Oğlun hiddetlendiğinde baş köşeye kurul, damadın hiddetlendiğinde kapıyı tut.
-Urlagan-bir künali, urlatkan-mıng künali.
Çalan bir kez suçlu, çaldıran bin defa suçlu.
-Urıspas ul bolmaydı, kelispes kelin bolmaydı.
Azarlamayan oğul olmaz,anlaşamayan gelin olmaz.
-Uv işken bir öledi, ant işken mıng öledi.
Zehir içen bir ölür, yemin eden bin ölür.
-Ündemeste üydey bele bar.
Sessiz evde bela var.
-Ürgen iyt kisidi kappas.
Havlayan köpek kimseyi ısırmaz.
-Üyinge abız kirgennen kobız kirsin.
Evine molla (ölüm) girmesindense kobız (düğün) girsin.
-Üyinge kelgenge, üydey öpkeng bolsa da, aytpa.
Evine gelene, ne kadar öfkeli olsan da, söyleme.
 
-Yahşı bergenşe, yaman asıgar.
İyi verinceye kadar , kötü sabredemez (acele eder).
-Yahşı bolsang-üş kün, yaman bolsang-eti kün (berdazi akında).
İyi olsan üç gün, kötü olsan yedi gün (Zemheri için).
-Yahşı körgenin aytar, yaman bergenin aytar.
İyi gördüğünü söyler, kötü verdiğini söyler.
-Yahşı man söyleseng, balga seker katkanday, yaman man sölleseng  iytke süek atkanday.
İyi ile konuşsan bal şeker katmış gibi, kötü ile konuşsan köpeğe kemik atmış gibi (olur).
-Yahşı söz yılandı innen şıgarar.
Güzel söz yılanı ininden çıkarır.
-Yahşıdıng eki dosı bir keler, yamannıng eki borışı bir keler.
İyinin iki dostu birden gelir, kötünün iki borcu birden gelir.
-Yahşıdıng yatlıgı yok, yamannıng özligi yok.
İyinin yabancılığı yok, kötünün yakınlığı yok.
-Yahşıga kün yok, yamanga ölim yok.
İyiye gün yok, kötüye ölüm yok.
-Yahşıga yoldas bolsang, etersing mıratka, yamanga yoldas bolsang, kalarsıng uyatka.
İyiye yoldaş olsan yetersin murada, kötüye yoldaş olsan kalırsın utançta.
-Yahşılık etken maktanar, yamanlık etken yaskanar.
İyilik yapan övünür, kötülük yapan saklar.
-Yalangaşka yaz yahşı, maktanşakka yat (yabancı) yahşı.
Çıplak olana yaz iyi, övüngeçe yabancı iyi.
-Yalgız at şavıp yuyrik bolmas.
Yalnız at binicisiz birinci olmaz.
-Yalgız koydı böri aşar.
Yalnız koyunu kurt yer.
-Yalgız söylep söz bolmas, yalgız kazık kos bolmas, yasırtın işken as bolmas.
Yalnız başına söz olmaz, yalnız kazık çadır olmaz, saklı içen aş olmaz.
-Yalgızdıng bir isi de yarımaydı, birleskenler bir iste de arımaydı.
Yalnızın bir işi de sonuçlanmaz, birleşenler ise hiç yorulmazlar.
-Yalgızdıng küni  karanga ,yayavdıng künin sorama.
Yalnızın gündüzü karanlık, yayayı ise hiç sorma.
-Yalgızdıng yayı kalsa da, tabılmas, ıruvlıdıng ogı kalsa da, tabılar.
Yalnızın yayı kaybolsa bulunmaz, çevresi geniş olanın saçma tanesi bile bulunur.
-Yaman arba yol buzar, yaman edem üy buzar.
Kötü araba yol bozar, kötü adam ev bozar.
-Yaman arba yol buzar, yaman elşi el buzar.
Kötü araba yol bozar, kötü elçi köyü bozar.
-Yaman avıldıng agası bolsa, yarlı avıldıng bayı bolma.
Kötü soyun başı olma, fakir köyün zengini olma.
-Yaman aygır anasına kas, yaman edem yoldasına kas.
Aygırın kötüsü anasına düşman, adamın kötüsü yoldaşına düşman.
-Yaman aytkan sözin eki aytar.
Kötü söylediği sözü iki kere söyler.
-Yaman evlet ataga sögis keltirer.
Kötü evlat atasına sövdürür.
-Yaman kisiding sözi aşşı, yabagı tonnıng biyti aşşı.
Kötü kişinin sözü acı, yünlü paltonun biti acı.
-Yaman söz-bas kazıgı, yahşı söz-yan azıgı.
Kötü söz baş kazığı, güzel söz can azığı.
-Yaman tamak yarlı eter, yaman nepsi kor eter.
Kötü damak fakir eder, kötü nefis candan eder.
-Yaman ulga da, yahşı ulga da mal yıyma.
İyi oğula da, kötü oğula da mal yığma (bırakma).
-Yaman üşin aytaman dep, sırın aytadı.
Geveze doğruyu anlatıyım derken, kendi sırlarını söylüyor.
-Yamanda altın toktamas.
Kötüde altın durmaz.
-Yamandı körmey, yahşıdıng basın bilip bolmas.
Kötüyü görmeden iyi bilinmez.
-Yamandı yahşı deseng, börki kara kazanday bolar.
Kötüye iyi desen kalpağı kazan karası gibi olur.
-Yamannan yahşı tuvar, ozayım dep, yahşıdan yaman tuvar, kalayım dep.
Kötüden iyi doğar, (atamı) geçeyim diye, iyiden kötü doğar, geri kalayım diye.
-Yamannıng avızınnan yahşı söz şıkpas.
Kötünün ağzından güzel söz çıkmaz.
-Yamannıng tayagı segiz, biri tiymese biri tier.
Kötünün çubuğu sekiz, biri değmese biri değer.
-Yangı elek şüyde bolar, yangı kelin üyde bolar.
Yeni elek duvarda, yeni gelin evde olur.
-Yanımdı almagan maraz-yanımdı.
Canımı almayan hastalık-canımdır (onun zararı yoktur).
-Yarlı yatsa öler, bay yuvırsa öler.
Fakir yatsa ölür, zengin koşarsa ölür.
-Yarlıdıng baylıgı – denining savlıgı.
Fakirin zenginliği, vücudunun sağlığıdır.
-Yartı teri yabınsam da, sosı duniyada üreyim.
Yarı deri örtünsem de, bu dünyada yaşayayım.
-Yarımas yardan kulatar, atkan erden uyantar.
Kötü adam yardan atar, attığı yerde uyandırır.
-Yası yaslaskan teng tuvıl, sözi kelisken teng.
Yaşı denk olan akran değil, sözü denk olan akran.
-Yatkandıkın turgan er.
Tembelin (yatanın) payını çalışan yer.
-Yatıp kalgannan, atıp kal.
Hareketsiz kalacağına mücadele et.
-Yavga ıynanma, suvga tayanma.
Düşmana inanma, suya dayanma.
-Yaz ennet, kıs kıyamet.
Yaz cennet, kış kıyamet.
-Yazda mıyın kaynatpagan, kısta kazanın kaynatpas.
Yazın beynini kaynatmayan, kışın kazanın kaynatmaz.
-Yazda tentek oyga konar, kısta tentek kırga konar.
Aptal yazın düzde olur, kışın yaylaya konar.
-Yazda tırnagan, küzde yırlar.
Yazın çalışan, güzün türkü söyler.
-Yazda yılannan korkkan, kısta arkannan korkar.
Yazın yılandan korkan, kışın ipten korkar.
-Yazlıktıng küni, yarlılıktıng küni.Yaz günü, fakirin günü.
-Yibek tüyinine berk, yigit sözine berk.
İpeğin düğümü sıkı olur, yiğit sözüne sadık olur.
-Yigit öler, danı kalar.
Yiğit ölür, adı kalır.
-Yigit ölse de, sözi ölmes.
Yiğit ölse de sözü ölmez.
-Yigitting asılınnan sorama, isinnen sora.
Yiğidin aslını sorma, işini sor.
-Yol anası-tuyak, suv anası-bulak, söz anası-kulak.
Yol anası  tırnak, suyun anası pınar, sözün anası kulak.
-Yol kuvgan kaznaga yolıgar, söz kuvgan belege yolıgar.
Yolculuk yapan hazineye rastlar, dedikodu yapan (söz kovalayan) belâya çatar.
-Yolavşı yolda kalmas.
Yolcu yolda kalmaz.
-Yahşılıkka yahşılık-ar kisiding isi di, yamanlıkka yahşılık-er kisiding isi di.
İyiliğe iyilik her kişinin işidir, kötülüğe iyilik er kişinin işidir.
-Yumırtka tavıktı akılga üyretken.
Yumurta tavuğa akıl öğretir.
-Yuvırtın aşagan kutılar, şölmegin yalagan tutılar.
Yoğurdunu yiyen kurtulur, çömleğini yalayan tutulur.
-Yılagannan sorama, külegennen sora.
Ağlayandan sorma, gülenden sor.
-Yırtık tonnan er şıgar.
Yırtık dondan er çıkar.
 
-Zor man avlagan iyt koyan almas.
Zorla avlanan köpek tavşan tutmaz.
 
ÜLKER, Hasan. Nogay Atasözlerinden Örnekler. Türk Kültürü 35 (413) 9.97, 531-539. ss.

www.turkfolkloru.com/index.php

———

Adaskanga ayıp yok, kaytıp üyin tapkan song.
Şaşırana ayıp yok, dönüp evini bulduktan sonra.
-Adaspayman degen erdi, Karanga tuman adastıradı.
Ben yolumu şaşırmam diyen adam, karanlık duman içinde yolunu kaybetti.
-Aga bolayım deseng, atlanuvdan kalma, bay bolayım deseng, kazanınga aram salma.
Ağa olayım dersen koşturmaktan geri kalma, zengin olayım dersen, kazanına haram sokma.
-Aga-iniding kedirin,Yalalı bolsang bilersing, Ata-anadıng kadirin, Balalı bolsang bilersing.
Kardeşin, akrabanın kadrini düştüğünda, yaralandığında bilirsin, ata-ananın kadrini çocuk sahibi olduğunda bilirsin.
-Agalı-inili tatuv tursa, Ekpege at köp bolar. Absın-kelin tatuv tursa,Aşamaga as köp bolar.
Kardeşler tatlı olursa at çok olur, elti-gelin tatlı olursa yemek için aş çok olur.
-Agaş etten öter, söz süekten öter.
Ağaç etten geçer, söz kemikten geçer.
-Agaş kesseng uzın kes, yona – yona kıskarar, kiyiz kesseng kıska kes, tarta-tarta uzayar.
Ağaç kesersen uzun kes, yonta yonta kısalır, kilim kesersen kısa kes, çeke çeke uzar.
-Agaş kıyşığın talkı tüzeter, Edem kıyşığın halkı tüzeter.
Ağacın eğrisini dalı düzeltir, adamın eğrisini halkı düzeltir.
-Ahıret azabınnan dunıya namısı küşli.
Ahret azabından, dünya namusu güçlü.
-Ak nietliding atı arımas, arbası tozbas.
İyi niyetlinin atı yorulmaz, arabası yolda kalmaz.
-Akıl akıldan üyrik.
Akıl akıldan üstün.
-Akıl bastan şıgar, asıl tastan şıgar.
Akıl baştan çıkar, mücevher taştan çıkar.
-Akıl tabar, til söyler.
Akıl bulur, dil söyler.
-Akıl yasta tuvıl, basta.
Akıl yaşta değil başta.
-Ala azbandı böri aşar, yarlıdıng yıygan malın töre aşar.
İyi boğayı kurt yer, fakirin topladığı malı zengin yer.
-Aldı tegerşik kaydan köşse,songgısı da sonnan köşer.
Ön tekerlek nereden geçerse, arka tekerlek de ordan geçer.
-Algasagan kız kievge barmas, barsa da ongmas.
Çabuk evlenmek isteyen kız evlenemez, evlense de hayır getirmez.
-Algasagan suv tengizge etpes.
Hızlı akan su denize yetişmez.
-Alma e de suv iş – avırmasang köreyim, nartük e de suv iş – semirmeseng köreyim.
Elma ye de su iç-hastalanma da göreyim, mısır ye de su iç- şişmanlama da göreyim.
-Almaktıng körki – bermek.
Almanın sonu-vermek.
-Altı yasar altıstan kelse, alpıs yasar aldına şıgar.
Altı yaşındaki uzaktan gelse, altmış yaşındaki onu karşılar.
-Altın kapılıdıng kullıgı agaş kapılıga tüser.
Altın kapılıya hizmet etmek, ağaç kapılıya düşer.
-Alıs-beris bilmegen, bergende yatıp uykısı kelmegen.
Alış-veriş bilmeyen, verdiğinde gözüne uyku girmeyen.
-Anadıng köngili balada,baladıng köngili dalada.
Ananın gönlü balada, balanın gönlü dışarda.
-Aram batar, ak kalkar.
Kötülük batar, iyilik kalkar.
-Aram kapşıktıng tübi tesik.
Haram kabın dibi delik.
-Aramzadeding koynı tolı, beti kara.
Haramzadenin koynu dolu, yüzü kara.
-Arkasına ötken ayavşıl bolar.
Bir acıyı yaşayan kişi , aynı acıyı yaşayanların halini anlar.
-Arıgan atka-kamışı avır.
Yorulan ata kamçı ağır.
-Arık oydan öler, semiz maydan öler.
Arık düşünceden (nasıl doyacağım diye) ölür, besili yağdan ölür.
-Asık oynagan azar, top oynagan tozar, koy bagıp, kuyrık asagan, berinnen de ozar.
Aşık oynayan azar, top oynayan tozutur, koyun besleyip kuyruk yiyen de hepsini geçer.
-Asılsız astan kıtar, yavapsız sözden kıtar.
Cimri adamı açlıktan öldürür, az konuşan da cevapsızlıktan öldürür.
-At arısa tuvlak, er arısa avırak.
At yorulursa sersemler, yiğit yorulursa hastalanır.
-At avnagan erde tük kalar.
At oynayan yerde tüy kalır.
-At basına kün tuvsa, avızlıgı man suv işer. Er basına kün tuvsa, etigi men suv işer.
Atın bahtına gün doğsa ağızlığı ile su içer, insanın başına gün doğsa eteği ile su içer.
-At iygisi arıkta biliner, er iygisi yarlılıkta biliner.
Atın iyisi arıklıkta, yiğidin iyisi fakirlikte bilinir.
-At sürinmes bolarma, edem yangılmas bolarma.
Atın sürçmezi olmaz, adamın yanılmazı olmaz.
-Ata baladıng sını.
Baba oğulun sınayıcısı.
-Ata barda uvıl yas, aga barda ini yas.
Baba varken oğul genç, ağabeyi varken küçüğü genç.
-Ata minmek bir mırad, attan tüspek bir namıs.
Ata binmek bir murad, attan inmek bir namus.
-Ata ulınıng atkan ogı da kaypas, aytkan sözi de kaytpas.
Oğul babası gibi olursa attığı ok da dönmez, söyledeği söz de dönmez.
-Ata- balaga sınşı.
Baba, oğulun öğreticisidir.
-Atadan körgen ok yonar, anadan körgen ton pişer.
Babasından gören ok yontar, anasından gören kürk biçer.
-Ataga usap ul tuvmas, anaga usap kız tuvmas.
Ataya benzeyip oğul doğmaz, anaya benzeyip kız doğmaz.
-Atang barda el tanı, atıng barda er tanı.
Baban varken çevrendekilerle (baba dostları ile) tanış, atın varken çevreni gez.
-Atang ölse de, atangdı körgen ölmesin.
Atan ölse de, atanı gören ölmesin.
-Atası maktagandı alma, avıldası maktagandı salma.
Atasının methettiğini alma, komşusunun methettiğini salma.
-Atasına yahşılık etpegennen, yahşılık kütpe.
Atasına iyilik yapmayandan iyilik bekleme.
-Atasız öksiz-yartı öksiz, anasız öksiz-kerti öksiz.
Babasız öksüz yarım öksüz, anasız öksüz gerçek öksüz.
-Attı kamışı öltürer, erdi namıs öltirer.
Atı kamçı öldürür, yiğidi namus öldürür.
-Atım yok aranda, kaygım yok boranda.
Ahırda atım yok, fırtınadan endişem yok.
-Atın süygen alasam der, hatının süygen tamaşam der.
Atını seven kıratım der, kadınını seven temaşalığım der.
-Avla tolu malıng bolganşa, er erde dosıng bolsın.
Avlu dolusu malın olacağına her yerde dostun olsun.
-Avıl iyti ala bolsa da, böri körse biriger.
Ağılların köpekleri ayrı ayrı olsalar da, kurdu gördüklerinde birleşirler.
-Avıldasıng kim bolsa, adanasıng sol.
Komşun kimse, kardeşin odur.
-Avılga aytsam aşadı, kongısıga aytsam kosadı.
Halktan birine söylesem yayılır, komşuya söylesem çarpıtır.
-Avırmagan baska yavlık baylama.
Ağrımayan başına bez bağlama.
-Avıruv attan şıgar.
Hastalık attan çıkar.
-Avıruvdıng aldın al.
Hastalığın önünü kes.
-Ayagı baskanın, közi tanımaydı.
Ayağın nereye bastığını göz görmez.
-Ayagı yaman tördi bulgaydı, avızı yaman eldi bulgaydı.
Ayağı kötü baş köşeyi batırır, ağzı kötü cemiyeti karıştırır.
-Ayagın körüp asın iş, anasın körip kızın al.
Ayağını görüp aşını iç, anasını görüp kızını al.
-Ayagına kara da kımızın iş, anasına kara da kızını al.
Ayağına bak da kımızın iç, anasına bak da kızını al.
-Ayamda bolsa yalarman, anamda bolsa alarman.
Avucumda olsa yalarım, anamda olsa alırım.
-Ayavlı dostıng malı bir, kemege mingenning yanı bir.
İyi dostun malı bir, gemiye binenlerin canı bir.
-Ayaz bolsa suvıtar, bulıt bolsa yılıtar, tuvgan-ösken erlerin tentek kisi mutar.
Rüzgâr olsa üşütür, bulut olsa ısıtır, doğup büyüdüğü yerleri aptal kişi unutur.
-Ayda bir at bergennen, künde bir tostakay may bergen artık.
Ayda bir at vermektense, her gün bir tabak yağ vermek daha iyidir.
-Ayday bilmes at öltirer, söyley bilmes söz keltirer.
Sürmesini bilmeyen at öldürür, konuşmasını bilmeyen (kendine) söz getirir.
-Aylandırgan avıruv almay koymas.
Dolaştıran (çektiren) hastalık almadan bırakmaz.
-Aytarman-mennen keter, tınglamasang -sennnen keter.
Söylerim benden gider, dinlemezsen senden gider.
-Aytkanga ıynanma, akılınga kelse ıynan.
Söylenene inanma, aklına yatana inan.
-Ayvan alası tısında, edem alası işinde.
Hayvan alası dışında, insan alası içinde.
-Ayırılgandı ayuv er, Bölingendi böri er.
Ayrılanı ayı yer, bölüneni kurt yer.
-Az aşa köp şayna-tüyilmessing, az söyle, köp tıngla-yangılmassıng.
Az ye çok çiğne- döğülmezsin (kuvvetli olursun), az söyle çok dinle- yanılmazsın.
-Az aşagan, taza aşar.
Az yiyen, temiz yer (Az yiyen, birşey bırakmaz!…).
-Az söz-altın, köp söz kümis.
Az söz altın, çok söz gümüş.
-Azdı bilmegen, köpti de bilmes.
Azı bilmeyen çoğu da bilmez.
-Aşıkkan aska piser.
Acele edenin ağzı yanar.

-Bakkandı bilmegen, bagıslagandı da bilmes.
Mala (hayvan) bakmasını bilmeyen, değerini de bilemez.
-Bakırak-bakırak bardı aytar, bargan sözin yartı aytar.
Herşeyi sahiplenen varolanı söyler, söylerken de yarım söyler.
-Baladı yastan, kelindi bastan terbiyalav.
Çocuğu küçüklükten, gelini geldiği andan itibaren terbiyele.
-Balalı kargaga kok artpas.
Yavrulu kargaya yiyecek kalmaz.
-Balalı üy-bazar, balasız üy-mezar.
Çocuklu ev pazar, çocuksuz ev mezar.
-Balalı üyde melek bar, balasız üyde elek bar.
Çocuklu evde melek var, çocuksuz evde elek (anlaşmazlık) var.
-Balam barar erge, bele-kaza barmasın.
Kızım evleniyor, bela-kaza onunla gitmesin.
-Balık süygen suvga etegin malar.
Balık seven, suya eteğini salar.
-Bara-bara bayram kalar, bayramnan song kurman kalar.
Gide gide bayram kalır, bayram sonu kurban kalır.
-Barma töre kasına, bayısang özi keler kasınga.
Çıkma zenginin karşısına, sen zengin olursan kendisi gelir karşına.
-Bas baladan, mal tanadan.Akıllı insan çocukken belli olur, iyi inek danalığında belli olur.
-Bası baskadıng, akılı baska.Başı başkanın aklı başka.
-Basına payda etpegen, dosına payda etpes.
Kendisine faydası olmayanın, dostuna faydası olmaz.
-Basınga kelgen beleden beleden, eteging kesip bolsa da kutıl.
Başına gelen belâdan, eteğini kesip de olsa, kurtul.
-Bay mınan barıspa, betir minen kürespe.Zengin ile barışma, yiğit ile uğraşma.
-Baydıng kızı ölmey, yarlıdıng kızına kün tuvmas.
Zenginin kızı ölmeden, fakirin kızına gün doğmaz.
-Baysız pişe-patşa.Kocasız kadın-kraliçe.
-Bereket kelinning ayagınnan, şobannıng tayagınnan.Bereket gelinin ayağından, çobanın dayağından.
-Bergen üyine barayık, beren-şeren eteyik.Verenin evine gidelim, ne varsa altını-üstüne getirelim.
-Bergen yumart tuvıl, algan yumart.Veren cömert değil, alan cömert.
-Bilegi yuvan birdi yıgar, bilimi artık mıngdı yıgar.
Bileği güçlü biri yıkar, bilimi fazla olan bini yıkar.
-Bilgenge bir soksang da saz, bilmegenge davılbaz da az.
Bilene bir çalsan saz, bilmeyene davlumbaz az.
-Bir edemning üyi kalası bolar, ası – balası bolar.
Cimri, hasis adamın evi kalesi olur (girilmez), aşı-yemeği, çocuğu gibi kıymetli olur.
-Bir körgen bilis, eki körgen tanıs.Bir gören bilir, iki sefer gören tanışır.
-Bir şeşekey men yaz bolmas.Bir çiçekle yaz olmaz.
-Birev söyler, birev uyalar.Biri söyler, biri utanır.
-Biyimde de bar, biykemde de bar.
Kadınlar birbirleri ile dövüşürken diyor “benim annemde de var, karımda da var”.
-Bolayak on yasında da yas tuvıl, bolmayak yırma beste de yas.
Olacak on yaşında da çocuk değil, olmayacak yirmi beşinde de çocuk.
-Böri bolsang kök bol, er bolsang – aytkanınga berk bol.
Kurt olursan gök (boz) ol, yiğit olursan sözüne sadık ol.
-Böriding kuyrıgın keskeni men, ol iyt bolmas.Kurdun kuyruğunu kesmeyle o it olmaz.
-Borışlı ölmes, şerli öler.Borçlu ölmez, şerli ölür.
-Bos mıltık eki kisidi korkustar.Boş tüfek iki kişiyi korkutur.
-Bügüngü isingdi tanglaga kaldırma.Bugünkü işini yarına bırakma.
-Büldirvüşi ining bolsa, tüzetüvşi agang bolsın.
Bozguncu, dağıtıcı kardeşin varsa, düzeltici, birleştirici annen olsun.
-Bulganşık suvda balık boladı, köp söylegen kiside bele boladı.
Bulanık suda balık olur, çok konuşan kişiden belâ gelir.

-Dos bergenning tısına karama.
Dostunun verdiğinin dışına bakma.
-Dos doska kerek, asabı durıs kerek.
Dost dosta gerek, hesabı dürüst gerek.
-Dos esabı köngilden.
Dostun hesabı gönülden.
-Dos üyinde oltırıp ket, duşpan üyinde turıp ket.
Dostunun evinde oturup git, düşmanının evinde oturmadan, görüşmeni bitir ve hemen ayrıl.
-Doska bergen borışka.
Dosta verilen borçtur.
-Dosıng berse kım, uvısınga yım.
Dostun verse sus, avucunu yum.
-Dosınga mungkir kazba, özüng tüsersing.
Dostuna çukur kazma, kendin düşersin.
-Dosıngnıng asın duşpanday aşa.
Dostunun aşını düşman gibi ye.
-Dosıngnıng bekisi men müyiz kes, duşpanıngnıng bekisi men kiyiz kes.
Dostunun bıçağı ile boynuz kes, düşmanının bıçağı ile kilim kes.
-Duşpan ayakka, dos baska karar.
Düşman ayağa, dost başa bakar.
-Duşpan külip üyreter, dos urısıp üyreter.
Düşman gülerek öğretir, dost azarlayarak öğretir.

-Edem bolar baladıng kisi minen isi bar, edem bolmas baladıng kisi minen nesi bar.
Adam olacak çocuğun insanlarla işi var, adam olmayak çocuğun insnlarla ne işi var.
-Edem sözi tas yarır, tas yarmasa, bas yarır.
Adam sözü taş yarar, taş yarmasa baş yarar.
-Edem üreginde arslan yatagı bar.
İnsan yüreğinde aslan yatağı var.
-Edem-edemge konak, yan-tenge konak.
Adam adama konak, can tene konak.
-Eki ölşe, bir kes.
İki ölç, bir kes.
-Eki sıyırdıng ayranı köp, eki hatınnıng vayranı köp.
İki sığırın ayranı çok, iki kadının dedikodusu çok olur.
-El agasız bolmas, ton yagasız bolmas.
El ağasız olmaz, kürk yakasız olmaz.
-El almagan, elli yıl yatar.
Halkın kaldırmadığı elli yıl kalır.
-El bolgan erde betir de bolar.
İnsanların olduğu yerde yiğit de olur.
-El bolmasa, suvık yok.
Yel olmazsa soğuk yok.
-El espese, şöp bası kıymıldamas.
Yel esmezse çöp başı kımıldamaz.
-El kaznası-eski söz.
Halkın hazinesi-eski söz.
-Elde amanşılık bolsa, elşi avırar.
Halk içinde hastalık yoksa, iyileştirici hasta olur.
-Eldi sökpe.
Ülkeni kötüleme.
-Elding avızına elli arşın böz etpes.
İnsanların ağzını kapatmaya elli arşın bez yetmez.
-Elding işi-altın besik.
Halkın işi-altın beşik.
-Elim boluvdan edem boluv kıyın.
Alim olmaktan adam olmak zor.
-Elli yıldan el yangırar.
Elli yılda toplum yenilenir.
-Elşiding keşikkeni hayır.
Elçinin gecikmesi hayırdır.
-Emisting iygisine kurt tüser.
Yemişin iyisine kurt düşer.
-Epsizdi elşilikke yiberseng, soramay aytpas.
Aptalı elçiliğe göndersen, sormadan söylemez.
-Er aytpas, aytkanınnan kaytpas.
Yiğit demez. dediğinde de sözünden dönmez.
-Er iygisi burınlı bolar.
Erkeğin iyisi burunlu olur.
-Er kadirin el biler.
Yiğidin kadrini çevresindekiler bilir.
-Er kartaydı – kuş taydı, ekevledi soltanım.
Erkek yaşlandı- gücü tükendi, kötülükler çoğaldı.
-Er kayratlansa, ekev bolar.
İnsan kendine güvenirse, gücü iki kat artar.
-Er ötirik söylemes, ep ötirik söyler.
Erkek yalan söylemez, şartlar yalan söyletir.
-Er tamırınnan er tamırı köp bolar.
İnsanlar arasındaki akrabalık, yerdeki köklerden daha fazladır.
-Er tarıkpay molıkpas.
İnsan darda kalmadan rahata ermez.
-Er yangılıp kolga tüser, kus yangılıp torga tüser.
İnsan yanılır esir düşer, kuş yanılır kafese girer.
-Er yanılmay bolmas, at sürinmey bolmas.
İnsanın yanılmazı olmaz, atın sürçmeyeni olmaz.
-Er şıragı-eki köz.İnsanın ışığı iki gözü.
-Erden ozuv bar, elden ozuv yok.
Erden vazgeçilir, elden (vatandan) vazgeçilmez.
-Erding atın ya atı şıgarar, yade hatını şıgarar.
Erkeğin adını ya atı çıkarır, ya da kadını çıkarır.
-Erekte avızın yappagan, köpir avızda sözin tappagan.
Köprüden uzakta ağzını kapatmayan, köprü başında söz bulamayan.

-Erge devlet kuralsa, bas duşpanı dos bolar.
Erden devlet taygan song, bas dosları kas bolar.
İnsan güçlü olursa baş düşmanları dost olur, güçsüz düştüğünde ise dostları kaybolur.
-Eri baydıng eli bay.
İnsanı zenginin, ülkesi zengin.
-Erinşekting ertengisi bitpes.
Erinceğin yarını bitmez.
-Erte turgan erding ırısı artık.
Erken kalkanın rızkı çok olur.
-Esaplı dostıng malı bir, antlı dostıng yanı bir.
Hesabını bilen dostların malları bir, yeminli dostların canları bir.
-Esitken yangılıs, körgen kerti.
İşiten yanlış, gören doğru.
-Et etke, sorpa betke.
Et ete, çorba benize.
-Et kanlı bolsın, yigit yanlı bolsın.
Et kanlı olsun, yiğit canlı olsun.
-Etimge eti kisi bas.
Yetimin yedi başı var (Yedi kişi emreder).
-Etimning karnı-eti kabat.
Yetimin karnı-yedi kat.
-Etispesti ongmas kuvar.
Talihsiz kişi olmayacak işlerin peşinden koşar.

-Hatın karıganın bilmes, eşek arıganın bilmes.
Kadın ihtiyarladığını bilmez, eşek yorulduğunu bilmez.
-Hatında hatın bar, torgay etin as etken, hatında hatın bar, baytal etin tas etken.
Kadınlardan kadın var serçe etinden aş eder, kadınlardan kadın var koca gövdeyi kaybeder.
-Hatınlarda hatın bar, kara suvdı as eter, hatınlarda hatın bar, kumar közdi yas eter.
Kadınlardan kadın var kuru suyu aş eder, kadınlardan kadın var kör gözü yaş eder.
-Hatınnıng ekevi bazar, üşevi-yarmalık.
İki kadın pazar, üç kadın panayır.

-İesin sıylagannıng iytine süek taslar.
Sahibi saygı gören kimsenin köpeğine kemik verilir.
-İnisi bardıng-tınısı bar.
Kardeşi olanın arkası kuvvetli olur.
-İslese kulday, tursa biydey.
Çalıştığında işçi gibi, oturduğunda bey gibi.
-İytli konak oramga sıymas.
Köpekli konuk sokağa sığmaz.

-İyttey kabıp, attay tevip.
İt gibi ısırır, at gibi teper.
-İytting yamanı in kazar, pişe yamanı-künde azar.
Köpeğin yamanı çukur kazar, kadının kötüsü hergün tartışır.
-İşip toymagan, yalap toymas.
İçip doymayan, yalayıp doymaz.

-Kadere bergen attıng tüsine karamas.
Kaderin verdiği atın dişine bakılmaz.
-Kadir bilmes kardaştan, kedir bilgen yat yahşı.
Kadir bilmez kardeşten, kadir bilir yabancı iyi.
-Kadıdıng kabırınnan kırk adım alıs.
Kadının (hakimin) mezarından kırk adım uzak geç.
-Kalgan iske kar yavar.Kalan (ertelenen) işe kar yağar.
-Kamışıdı silke almagan, özüne tiygister.
Kamçıyı sallamasını bilmeyen kendisine vurur.
-Kan şıkkandı karga biler, yan şıkkandı molla biler.
Kanın çıktığını (kokusunu) karga bilir, can çıktığını molla bilir.
-Kancıgadıng batkanın, kaptal bilmes, at biler. Atadan yahşı ul tuvganın kardaş bilmes, yat biler.
Yükün ağırlığını çeken at bilir, iyi oğul doğduğunu kardeş değil diğer insanlar bilir.
-Kar küregen aslık kürer.
Kar küreyen, aş kürer.
-Karama özine-kara sözine.
Kendisine bakma, sözüne bak.
-Kardaştıng azarı bolsa da, beteri bolmas.
Kardeşin azarlaması olsa da, kötülüğü olmaz.
-Karga neşe çakırsa da, kaz bolmas.
Karga ne kadar bağırsa da, kaz olmaz.
-Karga şakırıp kıs bolmas, torgay şakırıp yaz bolmas.
Karganın bağırmasıyla kış olmaz, serçenin ötmesiyle yaz olmaz.
-Kat – yigitting is bası, aldında ezir ası.
Elleri nasırlı yiğidin aşı önünde hazır olur.
-Kat bilmegen zat bilmes.
Ellerinde nasır bilmeyen (çalışmayan), hiç bir şey bilmez.
-Kazan avızı aşık bolsa, iytke de namıs kerek.
Kazanın kapağı açıksa, o zaman köpeğin namuslu olması gerek.
-Kazannıng karası yugar, yamannıng belesi yugar.
Kazanın karası bulaşır, kötünün belâsı bulaşır.
-Kazanı asuvlıdıng kapısı yabılmas.
Kazanı kaynayan evin kapısı kapanmaz.
-Kazanı kırda, oşagı üyde.
Kazanı kırda, ocağı evde.
-Kel demek bar, ket demek yok.
Gel demek var, git demek yok.

-Kelgenşe konak uyalar, kelgennen song konakbay uyalar.
Gelinceye kadar konuk utanır, geldikten sonra ev sahibi utanır.
-Kelin kemtiksiz bolmas, kayınana kemiriksiz bolmas.
Eksiği olmayan gelin olmaz, konuşmayan kaynana olmaz.
-Kemege mingenning tilegi bir.
Gemiye binenlerin dilekleri birdir.
-Kengesli ton keng şıgar.
Çok danışılarak biçilen kürk bol olur.
-Kerek tastıng avırlıgı yok.
Gerekli taşın ağırlığı olmaz.
-Kerek üşin terek yık.
Gerektiğinde ağaç kes.
-Kerekpesti yıymasang, kerekkende tappassıng.
Gerekmezi toplamazsan, gerektiğinde bulamazsın.
-Keşe karanga bolsa, yuldızı yarık bolar.
Gece karanlık olsa, yıldızı parlak olur.
-Kisige munkir kazsang, özing atılarsıng.
Başkasına çukur kazarsan, kendin düşersin.
-Kisige yamanlık tilegenşe, özinge yahşılık tile.
Başkaları için kötülük isteyinceye kadar, kendine iyilik iste.
-Kökke köterip kelgendi, erge karatıp yiberme.
(Seni) göklere çıkarıp geleni, yere baktırıp gönderme.
-Kökürekte bar, kolda yok.
Gönülde var, elde yok.
-Kol kıbırdasa, avız da kıbırdar.
Kol kıpırdasa, ağız da kıpırdar.
-Konak az oltırıp, köp sınaydı.
Konuk az oturur, çok görür.
-Konak bolsang kolga tüs, yolavşı bolsang yolga tüs.
Konuk olsan iyi evsahibine rastgel, yolcu olsan yola düş.
-Konak bolsang, tiling tıy.
Konuk olsan, dilini tut.
-Konak kelse et piser, et pispese bet piser.
Konuk gelse et pişer, et pişmese yüz pişer (ev sahibinin yüzü kızarır).
-Konak toysa esikke karar.
Konuk doysa eşiğe bakar.
-Konakka sorap bergenşe, sogıp ber.
Konuğa sorup vereceğine, vurarak ver.
-Konaktıng kursagı toysa, közi yol karar.
Konuğun karnı doysa, gözü yolda olur.
-Köp biledi degen küledi, özim bilemen degen öledi.
Başkaları çok biliyor diyen güler, yalnız ben bilirim diyen ölür.
-Köp sözding azı yahşı, az sözding özi yahşı.
Çok sözün azı güzel, az sözün özü güzel.
-Köp tükirse köl bolar.
Herkes tükürse göl olur.

-Köp yaşagannan sorama, köp yurgennen sora.
Çok yaşayandan sorma, çok gezenden sor.
-Köp-korkıtadı, teren-batıradı.
Çok korkutur, derin batırır.
-Köplegen konak atkarar, kömeklegen -yavdan kutkarar.
Bir araya gelenler konağını iyi ağırlar, yardımlaşan düşmahdan kurtulur.
-Köpten koyan kutılmas, yalgızdıng aytkan sözi tutılmas.
Çokluktan tavşan kurtulmaz, yalnızın söylediği söz tutulmaz.
-Köpten koyan kutılmas.
Çoktan tavşan kurtulmaz.
-Köpting avazı bir bolsa, birding avazı yok bolar.
Çoğunluğun sesi bir olsa, tek kişinin sesi yok olur.
-Korkak mıng öledi, betir bir öledi.
Korkak bin ölür, batır bir ölür.
-Korkaktan sorama közi aytar, tentekten (aptal) sorama sözi aytar.
Korkağa sorma gözü söyler, aptala sorma sözü söyler.
-Korkaktı köp kuvlasang, betir bolar.
Korkağı çok kovalarsan, cesur olur.
-Korkkanga kos koriner.
Korkana çok görünür.
-Körklige köne kiygistseng de, yarasar.
Gösterişli, yakışıklı olana eski-püskü giydirsen de yakışır.
-Korkpa marttıng kısınnan, kork aprelding besinnen.
Korkma martın kışından, kork nisanın beşinden.
-Kösevi uzınnıng kolı küymes.
Maşası uzunu olanın eli yanmaz.
-Köz korkak-kol batır.
Göz korkak, kol batır.
-Közel-közel tuvıl dı, köngil tüsken-közel di.
Güzel güzel değildir, gönlün sevdiği güzeldir.
-Közing avırsa, kolung tıy, işing avırsa, avızıng tıy.
Gözün ağrırsa elini tut, karnın ağrırsa ağzını tut.
-Kudalık ayırılsa da, tuvganlık ayırılmas.
Dünürlük ayrılsa da, akrabalık ayrılmaz.
-Kula tüzdi suv alsa, kuba kazdıng tösinnen, kulaksızga söz aytsang, kulagınıng tısınnan.
Yanmış ovayı su bassa bile kazın göğsüne su yapışmaz, anlamayan adama söz söylesen kulağının dışında kalır.
-Kuldan tuvgan kul bolmas, yaman tuvgan kul bolur.
Kuldan doğan kul olmaz, kötü doğan kul olur.
-Küle baksang, köylegine yamavlık sorar.
Fakirle samimi olsan, gömleğine yamalık kumaş ister.
-Kulluk etkende kulday bol, atlanganda biydey bol.
Çalıştığında işçi gibi ol, ata bindiğinde bey gibi ol.
-Külme doska, keler baska.
Gülme dostuna gelir başına.

-Kün körmegen kün körse kündiz şırak yandırar.
Gün görmemiş gün görse gündüz çıra yakar.
-Kündesting otı da, suvı da kündes.
Birbiriyle cekişen iki kadın (kuma)’ın ateşi de, suyu da tartışır.
-Künşi köbeymes, bakılşı bayımas.
Kıskanç adam büyük aileli olmaz, kötü adam zenginlemez.
-Kus uyasında ne körse, uşkanda da sonı eter.
Kuş yuvasında ne görse, uçtuğunda (ayrıldığında) da onu yapar.
-Kutlı konak kelse, koy egiz tabar.
Kutlu konuk gelse koyun ikiz doğurur.
-Küşi etken-küşi etpegenning küşpeni.
Gücü yeten, gücçsüzün efendisidir.
-Kılık kızga kerek, kızdan aldın yigitke kerek.
Terbiye kıza gerek, kızdan evvel yiğide gerek.
-Kılış kespesti tilek keser.
Kılıç kesmezi dilek keser.
-Kırk yıl saban aydasang, bir yıl türening altınga tier.
Kırk yıl tarla sürersen, bir yıl sabanın altına değer.
-Kıs karlı bolsa, yaz yavınlı bolar.
Kış karlı olsa, yaz yağmurlu olur.
-Kısıng tuman bolsın, marazıng tımav bolsın.
Kışın duman olsun, hastalığın hafif olsun.
-Kız kimdi süyse, sonıkı.
Kız kimi severse, onundur.
-Kız kılıgı man süydirer.
Kız davranışları ile sevdirir.
-Kızıng yaman bolsa, kızıl kiygist.
Kızın çirkin ise, kırmızı giydir.

-Malı ketken yarlı tuvıl, sını ketken yarlı.
Malı giden zavallı değil, şerefi giden zavallı.
-Mart şıkpay, dert şıkpas.
Mart çıkmadan dert çıkmaz.
-Maslagatlı toy tarkamas.
Öğütlü törenler sonlanmaz.
-Meneli söz maldan artık.
Manalı söz maldan güzel.
-Misapir atangnan üyken.
Misafir, babandan büyüktür.
-Molla bermes, bergen erden kalmas.
Molla vermez, veren yerden kalmaz.
-Mısalsız söz-tuzsız as.
Misalsiz söz-tuzsuz aş.
-Mısırda patşa bolgannan, elimde şoban bolganı artık.
Mısırda padişah olmaktansa, ülkemde çoban olmak iyi.

-Nesip, kayda barasıng? Til bir erge baraman.
Nasip, nereye gidiyorsun? Dili bir yere gidiyorum.
-Ocagınıng bası şoklı, oltırgan eri koklı.
Ocağın dışı (bacası) güzel, oturduğu yer bakımsız.
-Oltırgan kız ornın tabar.
Oturan kız yerini bulur.
-Önerli ölmes, önersiz kün körmes.
Hünerli ölmez, hünersiz gün görmez.
-Önerli örge yurer, önersiz körge kirer.
Hünerli başarıya koşar, hünersiz yerin altına (mezara) girer.
-Ong kolıng man berseng, sol kolıng man alarsıng.
Sağ kolun ile versen, sol kolun ile alırsın.
-Onggannıng eki dosı bir keler, ongmagannıng eki borışı bir keler.
Talihlinin iki dostu bir gelir, talihsizin iki borçlusu bir gelir.
-Onggannıng üyine kobız kirer, ongmagannıg üyine abız (molla) kirer.
Talihlinin evine düğün, şenlik girer, bahtsızın evine ölüm girer.
-Ongmas yigit, bolmas erden konıs kurar.
Ongmaz yiğit, kutsuz yere çadır kurar.
-Orazası yok namazı yok, onggan avıl cemboylık.
Orucu yok, namazı yok, şanslı halk cemboyluk.
-Orta yolda arbang sınmasın, orta yasta hatınıng ölmesin.
Yolun ortasında araban kırılmasın, hayatının ortasında karın ölmesin.
-Osal kisi ayagına karap yurer, mahtanış kökke karap yurer.
Kötü (sebatsız) insan ayağına (yere) bakıp yürür, övüngeç göğe bakıp yürür.
-Ötirik sözding örkeni yok, akılsız kızdıng törkini yok.
Yalanın temeli yok, akılsız kızın evi (ailesi) yok.
-Ötirikşi törge bir şıgar, eki şıkpas.
Yalancı baş köşeye bir sefer çıkar, ikinci sefer çıkamaz.
-Ötirikşiding üşin sözi de zaya.
Yalancının doğru sözü bile yalan.
-Otka bargan hatınnıng otız avız sözi bar.
Ateş almaya giden kadının otuz ağız sözü var.
-Ötpes pışak kol keser.
Kör bıçak kol keser.
-Oylamay söylegen, avırmay öler.
Düşünmeden söyleyen (konuşan), hastalanmadan ölür.
-Ozgan yamgırdı yamışı alıp kuvma.
Geçmiş yağmuru yamçı alıp kovalama.
-Özi isine divana, kisi isine kuvana.
Kendi işini önemsemez, başkasının işine sevinir.
-Özi söylep özi külgen-yayrang yigit, özi söylep halk külgen-kayrang yigit.
Kendi söyleyip, kendisi gülen boş adam, Kendi söyleyip, halkı gülen hoş adam.
-Özi yıgılgan-yılamas.
Kendi düşen ağlamaz.

-Özing arısang, yoldasıngdı öldi dep bil.
Kendin yorulduğunda, yoldaşını öldü bil.
-Saban tübi-sarı altın.
Ekin dibi-sarı altın.
-Sabır tübi-sarı altın.
Sabrın sonu sarı altın.
-Sav baska-satlık maraz.
Sağlam başa-satın alınmış hastalık.
-Sirkeli tay at bolar, simgirikli bala er bolar.
Sirkeli tay at olur, sümüklü çocuk er olur.
-Söylegennen tıngla, bilgennen angla.
Söyleyenden dinle, bilenden anla.
-Söyley-söyley söz şıgadı, türtkilese köz şıgadı.
Söyleye söyleye söz çıkar, dürtüklese göz çıkar.
-Söz ben şirkeydi de öltirip bolmas.
Söz ile sivrisineği bile öldüremezsin.
-Söz sözdi şıgarar, ümırık közdi şıgarar.
Söz sözü çıkarır, yumruk gözü çıkarır.
-Sözding bası bir puşık, ızı bir kuşak.
Sözün başı tel olur, arkası kuşak olur (Sözün başı bir damla, arkası göl olur).
-Sözing sav bolsa, basıng tav bolar.
Sözün halkda yaşıyorsa, hatırın dağ gibidir.
-Süt pen kirgen, süek pen şıgar.
Süt ile giren kemik ile çıkar.
-Suv körmey etik şeşpe.
Suyu görmeden…
-Suvga süenme, yavga ıynanma.
Suya dayanma, düşmana (yağıya) inanma.
-Süygenning asın duşmanday aşa.
Sevdiğinin aşını düşman gibi ye.
-Süymesem de süyemen, süygenimning süygeni.
Sevmesem de severim, sevdiğimin sevdiğini.
-Süymesing kelse, üy sıpır.
Sevmediğin gelirse ev süpür.
-Sırıng aytpa dosınga, dosıngnıng da dosı bar.
Sırrını söyleme dostuna, dostunun da dostu var.
-Sıylasang sıy körersing.
Değer verirsen, değer görürsün.
-Sıyır kurşanggıdı tilinnen tabar.
İnek kabuğu diliyle bulur.
-Şanışa almagan-iynesinnen körer, tarta almagan yibinnen körer.
Dikmesini bilmeyeniğnesinden görür, çekmesini bilmeyen ipinden görür.
-Şaşpagan arımas.
Ekmeyen yorulmaz (biçmez).
-Şegertkiden korkkan, egin ekpes.
Çekirgeden korkan ekin ekmez.
-Şeşen yigit elge ortak, Şeber yigit malga ortak.
Akıllı yiğit yönetici olur, çalışkan yiğit mal sahibi olur.

Lahana org.dan alınmıştır …

Atasözleri-E-Kitap

Kategori: Kırım, Türkiye — okuz @ 4:11 pm
Sonraki Sayfa »

WordPress.com'dan blog alın.