Atasözleri / Atalar Sözü / Sab-Sav / Takmak / Xohono / Ülgercomok / Söpsek / Makal / Nakıl / Comok / Mesel / Darb-ı mesel

Ocak 19, 2017

Nasrettin Hoca Sözleri

Filed under: Uncategorized — Akil @ 11:56 am

Nasreddin Hoca Sözleri. Nasreddin Hoca’nın fıkralarında hikayelerinde geçen sözler deyimler özdeyişler. Nasreddin Hocaya ait güzel sözler

Nasrettin Hocanın Dilimize, Kültürümüze, Yaşayışımıza Anlam Katan Sözleri, Hikayeleri

Anadolu Türk halkının yaklaşık olarak sekiz yüzyıllık hayatı süresince, içinde yaşadığı her olay, bir Nasrettin Hoca hikâyesine konu olmuş, bu hikâyelerin sözlü anlatılışından da, yalnız Nasrettin Hoca’ya özgü, özel bir dil doğmuştur. Adına  Nasrettin Hoca Türkçesi diyebileceğimiz bu özel dil, konuşma ve yazı dilimize önemi küçümsenmez bir zenginlik sağlar ve bu zenginlik şehir ile köy halk dilimizin en güçlü kaynağıdır.

Ben dilimizdeki bu Nasrettin Hoca etkilerini iki dalda incelemeyi deneyeceğim :

  • 1. Dilimizde atasözleri halinde yaşayan Nasrettin Hoca hikâyeleri.
  • 2. Dilimize güçlü deyim ve yükümler kazandıran Nasrettin Hoca hikâyeleri.

1- Dilimizde atasözleri biçiminde söylenen Nasrettin Hoca gerçekleri az olmakla beraber, bunlar Türkçemizin halk dilinde benimsenmiş, yüzyıllar boyunca yaşayarak günümüze kadar gelmiştir. Atasözü hâlindeki Nasrettin Hoca yükümleri, daima bir hikâyeye dayanmakta ise de, çoğu zaman herkesçe bilinen hikâye yerine sadece bu atasözü söylenmekle yetinilmektedir. Sözgelişi  Parayı veren düdüğü çalar  atasözünün hikâyesi şöyledir : Nasrettin Hoca pazara giderken Tasladığı çocukların hepsi ona birer düdük ısmarlar, ancak bu çocuklardan yalnız birisi, Hoca’ya, bir düdük alacak kadar para vermiştir. Hoca da, pazar dönüşü, yalnız para veren çocuğa düdüğünü vermiş, öteki çocuklara, kısaca parayı veren düdüğü çalar demiştir. İşte bu cevap, yalın bir ekonomi kuralı halinde dilimize girmiş, halkın bütün alışveriş ve ticaret ilişkilerinde değerli sayılmıştır, yani halk her alışverişte Parayı veren düdüğü çalar ilkesini uygulamış, ama bunun bir Nasrettin Hoca hikâyesine dayandığını, belki’ de unutmuştur.

Bir başka örnek olarak Damdan düşen halden bilir atasözünü veren hikâyede,  Nasrettin Hoca damdan düşmüş, ancak çektiği acıyı, hatırını soranlardan hiçbirisine açıklamamıştır. Nasrettin Hoca, bunun sebebini şöyle anlatır. : — Benim çektiğim acıyı, ancak benim gibi damdan düşen birisi anlayabilir, onun için size derdimi yanma-dimi. . Hoca’nın bu hikâyesinde belirtilen ruhbilim gerçeği de önemlidir, nitekim XVII. yüzyıl Fransız yazarı La Roc-hefoupauld (1613 -1680) bir özdeyişinde, bu atasözündeki gerçeği şöyle dile getirir : İnsanoğlu bir tek ıstırabı iyi tanır .: Kendi çektiği!»

Konuşma dilimizde, yine bir Nasrettin Hoca hikâyesine dayalı, şu atasözü vardır : El, elin eşeğini türkü çağırarak arar. Bu konudaki hikâye şöyle: Hoca dağ yolunda türkü çağırarak dolaşırken birisi : — Ne yapıyorsun? diye sorar. Hoca: — Komşunun eşeğini arıyorum! der. Adam, Hoca’nın  kaygısız, ilgisi vurdum duymaz haline şaşmıştır. 0 zaman Hoca, insan tabiatındaki bencillik kusurunu, başkalarının işine gereği kadar ilgi göstermeyişimizi açıklayan şu cevabı verir : –  El, elin eşeğini, türkü çağırarak arar.

Bu bölümdeki örnekler arasında, dilimize atasözü vermeseler bile, Nasrettin Hoca Gerçekleri’ ni yansıtmakta, atasözü veren hikâyelerimiz kadar güçlü saydığım bazı hikâyeleri unutmamalıyız. Sözgelişi, Dostlar alış verişte görsün, yorgan gitti kavga bitti, kazan doğurdu hikâyeleri, halk dili hazinemizin değerli incileri olarak, halkımızla birlikte, yüzyıllar boyunca yaşamışlardır.

II — Dilimize deyim ve yükümler kazandıran hikâyelere gelince, bunlar halkımızın her alandaki ferdî ve sosyal hayatını yansıtan olaylara dayanmaktadır. Bu konuda sözü uzatmıyor, sadece hepimizin bildiği bu deyimlerden birkaçını hatırlatmakla yetiniyorum : Ye kürküm ye, Ben senin gençliğini de bilirim, Bilenler bilmeyenlere öğretsin, Sen de haklısın … v.b.

Ünlü hikâyelerinden kimisinde Hoca’nın güç durumlardan kurtulmak için mantık ve tabiat kurallarını çiğnediğini görüyoruz : Nasrettin Hoca’ dan ödünç olarak eşeğini isterler. Hoca vermek istemediği için Eşek burada değil der, fakat aksi bir rastlantı ile, eşek o anda anırmaya başlar, Eşeği isteyen : İşte eşek burada ya! deyince, Hoca durumu : — Ak sakalımla bana değil de eşeğe inanıyorsun, yazıklar olsun sana! cevabı ile kurtarır. (Ünlü sinema sanatçısı Charles Chaplin, (Şarlo) röportaj yapan bir gazeteyice, en çok sevdiği hikâye olarak Hoca’nın bu hikâyesini anlatmıştır.)

Hoca’nın Dilbilim (Linguistique) kurallarını bildiğini belirten hikâyeleri de var: Sözgelişi Hoca, erkek çocuğu olanlara : — Oğlunuzun adını sakın ‘Eyüp’ koymayın, halkın ağzında söylene söylene ‘İp’ olur» öğüdünü vermektedir.

Bir de Hoca’nın, dilimizdeki bazı deyimleri, kelimelerin sözlükteki anlamlan ile değerlendirmeyi alaya aldığını belirten hikâyelerinden örnek vereyim : Bir gün annesi Hoca’ya ben komşuya gidiyorum, sen kapıdan ayrılma! diye tembih etmiştir. Biraz sonra da eniştesi gelerek : Annene söyle, akşam size geleceğiz haberini vermiştir. Hoca bu haberi annesine iletirken evin kapısını sökerek sırtına almış. Böylece deyimlerdeki kelimeleri sözlük anlamında anlamanın gülünçlüğünü belirtmiştir.

Konuyu dağıtmamak için pek azını verebildiğim örneklerin zenginliği, benim «Nasrettin Hoca Türkçesi» dediğim halk dilimizin temelini oluşturmaktadır. Bu dil, Türk halk hayatının bütün inançlarını, ahlak kurallarını, eğitim ilkelerini kapsamaktadır. Tezimi ispatlamak için, konuşma dilimize yerleşen ve hepsi de birer Nasrettin Hoca hikâyesinden doğan bu sözleri hatırlatmayı yararlı görürüm :

Fincancı katırlarını ürkütmek, İpe un sermek, Mavi boncuk kimde ise benim gönlüm ondadır, İşte şimdi kuşa benzedin, Bana görünme de kime görünürsen görün, Acemi bülbül bu kadar öter, Ben ölümsem büyük kıyamet, Geç yiğidim geç, Belki ağaçtan öte yol vardır, Hırsızın hiç mi suçu yok, Karım çok gezse bir kere de bizim eve uğrardı, Kilimi kesip heybe yapacaktım, Geçinmeye gönlüm yok ki adını öğreneyim, Buyrun cenaze namazına… v.b.

Bir an için dilimizde bu sözleri kullanmanın yasaklandığını düşünelim, Türkçemiz güzelliğini oluşturan değerlerden çok şey yitirecektir.

Nasrettin Hoca’nın dilimize deyim veren hikâyelerinden toplum uğrunda özveriden kaçınmamak gereğini savunan en güçlü örneği sona sakladım, bu örnek, bir Nasrettin Hoca hikâyesinin sonundaki şu sözlerdir : Kalabalıkta sez verdik, ölmemek olmaz. Nasrettin Hoca bu sözü ile toplumun öl dediği, yerde ölmek, gerekince toplum için ölmek ilkesini ortaya koymakta, bu ilke ile paha biçilmez bir toplum sevgi ve inancını dile getirmektedir.

Kaynak: Şükrü Kurgan, Nasrettin Hoca

Kaynak: http://www.kulturelbellek.com/nasreddin-hoca-sozleri/

Reklamlar

Ağustos 8, 2014

Adıyaman Gelin Kaynana ile ilgili Atasözleri hk.

Filed under: Uncategorized — Akil @ 8:09 am

http://turkishstudies.net/Makaleler/1334743211_042Alkay%C4%B1%C5%9FMuhammetFatih-579-594.pdf

Atasözleriyle Yaşamak

Filed under: Uncategorized — Akil @ 8:07 am

ATASÖZLERİ İLE YAŞAMAK

Atasözleri; atalarımızın geçmişteki tecrübelerine dayanarak bize kadar gelmiş yargılar, yani nasihattır. Bana göre ise davranış kullanma kılavuzudur. Her ne kadar okulların eğitim müfredatında ayrı bir branş dersi olarak okutulmamış olsa da Türkçe derslerimizin vazgeçilmezi oldu hep…

Hayatımızı hep atasözleri mi yönetmiştir? Sanki öyle… Çocukluk ve ergenlik dönemlerimde tanıdım ben atasözlerini, hatalarımın sonrası yüzüme tokat gibi indiler. Zaten birine acı vereceksen dilinle verecekmişsin derler ya hakikaten çok doğru.

“Söz sükutsa gümüş altındır” sözünün güzelliği bize sanki büyükler ne derse desin haklılar, düşüncelerini söyleme, konuşmak ayıp gibi öğretildi. Küçüktüm teyzem karnın açsa sana simit alayım demişti, ben de aç demiştim. Demez olaydım bayağı kızmıştı bana annem, kimseden bir şey istenmez demişti. Yani aç mısın sus…

Sonra bayramda, seyranda verilen bozuk paraları aman çocuğum şimdiden öğren tutumlu olmayı “Damlaya damlaya göl olur” diyerek “madeni mini elde taşınır banka” yani benim zamanımın Ziraat Bankası tarafından verilen kumbarası, işte paralarımı hep attırırlardı içine… Sonrası ne aldığımı bile hatırlamıyorum.

Okul hayatımda da iki öğretmenim vardı çok değerliler ama bir o kadar sinirlilerdi. Hataya tahammülleri yoktu. Tahtaya kalktığımızda eğer yanlış yoldan probleme başlamışsak ve “Pardon hocam” demişsek, “Pardon çıkalı eşşekler çoğaldı” derdi. Diğer öğretmenim de kim sınıfa gelmesi gereken bir malzemeyi unutmuşsa doğru eve gönderir ve “Akılsız başın cezasını ayaklar çeker” derdi ama bunlar hep koca sınıfın önünde yaşanırdı. Tecrübe hep acıyla mı öğrenilmek zorunda maalesef öyle. Şimdi halen lugatımda pardon yoktur. Mümkün olduğunca da bir şeyimi unutmamaya çalışırım.

Daha ileri ki yıllarım bana kimsenin ailesinin yerini tutmadığını öğretti. Kızsalar, bağırsalar da çok yaralamaz onların dedikleri ama öyle midir dışarıdakiler. En anlamlı atasözümüz de sanırım çoğumuz için öyledir “Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar” oldu. Ne kadar da doğrudur bu söz.

Diyeceğim o ki atasözlerinin bazıları söylenir, anlamı sonra araştırılıp öğrenilir. İleriki yıllar da yaşanmıştır bazı şeyler kılavuzluk yapmak için kullanılır öğüt şeklinde “Ben üzüldüm onlar üzülmesin” diye söylenir. Benim gibi çocuğu erginlik döneminde olanlar iyi bilir. Biz yaşadık canımız acıyarak öğrendik. Onlara eskiden eleştirdiğim atasözlerini şimdi ben kullanıyorum. Çocuğum bugünün işine yarına bırakma, çünkü biz bıraktık yarına başımıza gelmedik kalmadı. Özelliklere dönem ödevleri vs. son güne bırakılınca ne çok aksilikler çıkardı.

Sonuç olarak; bu kıymetli atasözlerimiz yaşanmadan öğrenilmiyor. Bir an için Atasözlerinin kanunlara geçtiğini düşündüm . Nasıl mı olur du şöyle;

“PERŞEMBENİN GELİŞİ ÇARŞAMBADAN BELLİDİR” atasözünün 1’inci madde 2’nci fıkrasının b) bendi Sanığın “CUMA” gelmesi nedeniyle ihlal edilmiştir. Yaz kızım: Sanığın 2 yıl 25 gün hapsine karar verildi.

Korkunç bir şey olurdu herhalde bazı ufak tefek atasözü hatalarımız iki fırça darbesiyle hallolup geçip gidiyor çünkü…

Sağlıcakla kalın.

Kaynak: http://www.edebiyatdefteri.com/yazioku.asp?id=53625

Kastamonu-Azerbaycan

Filed under: Uncategorized — Akil @ 8:03 am

Eyüp Akman’ın ortak atasözler ve deyimlerle ilgili makalesi
http://turkoloji.cu.edu.tr/pdf/eyup_akman_ortak_atasozleri_azerbaycan_turkcesi_kastamonu_agzi.pdf

Atasözleriyle ilgili makaleler listeleri

Filed under: Uncategorized — Akil @ 7:57 am

Çukurova Üniversitesi

Çükürova Türkoloji

Makaleler Toplaması

Filed under: Uncategorized — Akil @ 7:30 am

http://turkoloji.cu.edu.tr/kavram_dizini/atasozu_list.php

Eylül 19, 2013

ATALAR SÖZÜ BİLGELİK GÖZÜ

Filed under: Uncategorized — Akil @ 7:16 am

YENİ BİR İMECE / FAYDALI BİR SİTE

http://www.turuz.com/

TURUZ

TURUZ’UN FACEBOOKTAKİ İMECESİ 

 

Ağustos 16, 2013

ATASÖZLERİ İLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR

Filed under: Uncategorized — Akil @ 1:59 pm

TURUZ

TURUZ’UN FACEBOOKTAKİ İMECESİ 

Mart 11, 2013

Atasözleri ile ilgili bir site

Filed under: Uncategorized — Akil @ 9:08 am

Resmi veya gönüllü olarak atasözlerimizi veya deyimlerimizi toplayan, bir araya getiren siteleri, blogları seviyorum:

http://www.atasozlerianlamlari.com/Harf/A-01/

Mayıs 29, 2012

Bir atasözü

Filed under: Uncategorized — Akil @ 12:20 pm

Çalıda gül bitmez,cahile söz yetmez

Sonraki Sayfa »

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.